Loading...
tr usd
USD
0.07%
Amerikan Doları
44,90 TRY
tr euro
EURO
-0.06%
Euro
52,91 TRY
tr chf
CHF
-0.1%
İsviçre Frangı
57,60 TRY
tr jpy
JPY
0%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
0.43%
Rus Rublesi
0,61 TRY
tr cny
CNY
0.07%
Çin Yuanı
6,59 TRY
tr gbp
GBP
0.02%
İngiliz Sterlini
60,81 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
-0.2%
Euro Amerikan Doları
1,18 TRY
bist-100
BIST
-0.15%
Bist 100
14.463,76 TRY
gau
GR. ALTIN
-0.49%
Gram Altın
6.919,43 TRY
tr btc
BTC
-0.67%
Bitcoin
3.509.746,37 TRY
tr eth
ETH
-2.27%
Ethereum
95.977,44 TRY
tr bch
BCH
-2.67%
Bitcoin Cash
15.972,34 TRY
tr xrp
XRP
-1.81%
Ripple
61,59 TRY
tr ltc
LTC
-2.44%
Litecoin
2.415,70 TRY
tr bnb
BNB
-0.73%
Binance Coin
30.019,40 TRY
tr sol
SOL
-2.11%
Solana
3.900,28 TRY
tr avax
AVAX
-3.34%
Avalanche
421,70 TRY
  1. Haberler
  2. Genel
  3. KHK Çağın Trajedisi

KHK Çağın Trajedisi

featured


Hukuk açısından yok hükmünde olan KHK’ları (Kanun Hükmünde Kararname), sadece hukuk veya hak ihlali olarak değerlendirmek, hukuka saygısızlık olduğu kadar zulmü de hafifletmek olur. KHK uygulamaları, sıradan HAK ve Hukuk ihlali değil, Hak ve Hukuku tamamıyla ortadan kaldırmaktır.

Esas olarak İktidar için KHK, Totaliter ve Ceberut bir yönetimin inşa silahıdır.

Hukuk tarihine bir utanç ve kara bir leke olarak geçecek olan KHK uygulamaları, yalnız Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde, Hukuk Fakültelerinde Hukuk cinayeti, hilesi ve istismarına örnek olarak öğrencilere anlatılacağı kanaatındayım.

Totaliter rejimin inşasında kullanılan KHK, yalnız hukuku, adaleti, anayasayı ihlal etmekle sınırlı değil, bir toplumun nasıl ayrıştırıldığının, yozlaştırıp çürütüldüğünün de bir örneğidir.

İstiklal Mahkemelerinin bir benzeri olarak uygulanan KHK’lar, hiçbir masumiyet karinesi dikkate alınmadan, sırf muhalif bir Cemaat aidiyeti gerekçesiyle insanlar, yargısız ağır cezalarla mahkûm edildiler.

Bu insanlar, şiddet ve terörle hiçbir işleri olmadıkları halde, Örgüt üyeliği kapsamında ağırlaştırılmış müebbet cezalara çarptırıldılar.

Özellikle uydurulan “İltisak” hükmüyle bir “Çökme Sistemi” kuruldu, bu yöntemle insanlar, sadece mahkûm edilmediler, mallarına, mülklerine de resmen çöktüler.

Söz konusu Cemaatin arka planını ve bağlantılarını bilmemekle beraber, görünür faaliyetleri bakımından şiddet ve terörle hiçbir ilişkisine şahit olmadık, duymadık, haberdar olmadık. Aksine “şiddet karşıtı” bir Cemaat olduğu herkes tarafından biliniyor.

Buna rağmen Cemaatin “Terör Örgütü” olarak tanımlanması ve mensuplarının “Terör Örgütü Üyeliği” gerekçesiyle mahkûm edilmeleri, emsali görülmemiş bir Kirli Siyaset ve Güvenlik Mühendisliğidir.

Yine bu dönemde Askeri Öğrencilerin ve Kursiyer Teğmenlerin “Darbe” ile ilişkilendirilerek ağırlaştırılmış müebbet cezalara çarptırılmasının meşru bir izahı yoktur, olamaz da. Buna rağmen ciddi bir tepkiyle karşılaşmadan mahkûm edildiler. Bu durum, zulme aşina olmuş bir toplumsal zihniyetin oluşturulduğunu da göstermektedir.

Gerçekten de KHK uygulamalarıyla büyük bir trajedi yaşanıyor; İşçi, memur, emekli, iş insanı, tüccar, çiftçi, esnaf, öğrenci, öğretmen, imam, gazeteci, yazar, akademisyen, doktor, hâkim, savcı, polis, asker, siyasetçi, sanatçı, sporcu, kadın, erkek, genç, yaşlı, toplumun her kesiminden yaklaşık iki milyon insan “Cemaat aidiyeti” gerekçesiyle mağdur edilmiştir.

En az iki milyon insan da muhbir, itirafçı, işbirlikçi ve müfteri olmaya zorlanarak onuru elinden alınmış ve iktidara kul-köle yapılmıştır. Ülke nüfusunun neredeyse yarısı da bilerek-bilmeyerek bu uygulamaları onaylamıştır.

Bu tablo karşısında dehşete düşmemek, vicdan sahibi insanlar için mümkün değildir.

Zulme sessiz kalanlar mazur görülebilir ancak toplumsal çoğunluğun, muhalefet ve iktidar tarafının tepki göstermemesi siyasal ve toplumsal çürümenin, en önemlisi de “Müslümanlık” yozlaşmasının boyutlarını göstermesi bakımından ibret verici bir durumdur.

Bir cemaat aidiyetinden dolayı yüzbinlerce insanın mahkûm, milyonlarca insanın mağdur edilmesi kabul edilemez.

Bunca ağır bir vebali yüklenmek, iktidar ve yandaşları için gerçekten büyük bir CÜRET.

Haklarında yasal engel bulunmayan veya berat edilen KHK’lıların işine geri dönememelerini, “cüret” dışında kim, nasıl açıklayabilir?

Gerçekten de Anayasayı, hukuku yok sayan KHK uygulamaları, bir cesaret örneği değil, cüretkarlıktır.

Özeleştiri bağlamında soruyorum:

Zulme, haksızlığa, hukuksuzluğa tepki vermek, hepimizin insani, ahlaki, vicdani bir sorumluluğu değil mi?

Biliyoruz ki Paralel devlet oluşumunda Gülen Cemaati ve İktidar kol-kola ittifak içindeydiler. Bu durumda Cemaat kadar iktidar da sorumlu değil mi?

Mevcut yönetime sormazlar mı; Paralel devlet inşa edilirken siz neredeydiniz? İktidar değil miydiniz?

Başka cemaat ve grupların da paralel yapılanmayı sürdürdükleri iddiası da yaygındır. Mevcut iktidar, söz konusu cemaatlerin tamamıyla ta başından itibaren iş birliği ve ittifak içindedir. Aklanmak nasıl mümkün olacaktır?

Ayrıca söz konusu cemaat ve grupların Gülen cemaatiyle aynı akıbeti yaşamayacaklarını kim garanti edebilir?

Hangi gerekçeyle olursa olsun, İktidarın hukuksuzluk ve haksızlığına “sadakat” gösterenlerin akıbeti elbette hüsran olacaktır.

Hayatı boyunca Namaz Cemaati dışında bir cemaate mensup olmamış birisi olarak, KHK zulmüne bir kez daha itiraz ediyorum ve yakın zamanda son bulmasını diliyorum.

KHK Çağın Trajedisi
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

H24 Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.