Gençlik, bir milletin yalnızca istikbâli değil; bugün attığı adımların da gizli nabzıdır. Bir toplum, geleceğini sağlam temeller üzerine kurmak istiyorsa, evvela gençlerinin gönlünü mayalayan değerleri diri tutmalıdır. Çünkü bayrak, rüzgârda dalgalanan bir kumaş değil; onun anlamını taşıyan iman, irade ve sadakat gençlerin yüreğinde hayat bulur.
Gençliğe bırakılacak en kıymetli miras; köklerine bağlı, kültürünü hisseden, dinini yaşayan ve geleneklerinin izini gönlünde saklayan bir duruştur. Kökünden kopmuş bir gençlik, hazan rüzgârında savrulan yaprak misali dağılır; oysa değerlerine sarılan gençlik, Süphan’ın sükûneti kadar vakur, dorukları kadar sarsılmazdır. Bu sebeple gençlere güvenmek, yollarını açmak ve emaneti ehline teslim etmek sadece bir sorumluluk değil; bir medeniyet bilincidir.
Gençler, hayallerinin berraklığı, enerjilerinin coşkusu ve yüreklerindeki cesaretle dünyayı yeniden inşa edebilecek kudrete sahiptir. Her biri, yeteneğiyle toplumun dokusuna ince bir ilmik işler. Onların umudu, yarınların karanlığını yaran en parlak ışıktır.
Bu yüzden gençliğe omuz vermek bir lütuf değil; milletin kendi kaderine gösterdiği saygının adıdır. Onları anlamak, yüklerini hafifletmek ve istidatlarını yeşertecek imkânlar sunmak, her ferde düşen bir vazifedir. Zira gençliğini ihya eden milletin geleceği mamur olur; gençliğini ihmal eden milletin ise ufku karanlığa mahkûm kalır.
Ve unutmayalım:
Gençlerin her başarısı, tek bir yüreğin değil; bütün bir toplumun ortak sevinci, ortak zaferidir.
Vesselam.




