Loading...
tr usd
USD
0.09%
Amerikan Doları
44,73 TRY
tr euro
EURO
0.46%
Euro
52,83 TRY
tr chf
CHF
0.62%
İsviçre Frangı
57,38 TRY
tr jpy
JPY
0.01%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
0.54%
Rus Rublesi
0,59 TRY
tr cny
CNY
0.23%
Çin Yuanı
6,57 TRY
tr gbp
GBP
0.67%
İngiliz Sterlini
60,81 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
0.35%
Euro Amerikan Doları
1,18 TRY
bist-100
BIST
0.78%
Bist 100
14.168,35 TRY
gau
GR. ALTIN
-0.66%
Gram Altın
6.915,78 TRY
tr btc
BTC
1.12%
Bitcoin
3.417.195,17 TRY
tr eth
ETH
0.03%
Ethereum
103.815,93 TRY
tr bch
BCH
0.47%
Bitcoin Cash
19.980,28 TRY
tr xrp
XRP
0.65%
Ripple
64,39 TRY
tr ltc
LTC
0.46%
Litecoin
2.489,15 TRY
tr bnb
BNB
1.12%
Binance Coin
28.413,52 TRY
tr sol
SOL
0.49%
Solana
3.850,28 TRY
tr avax
AVAX
1.41%
Avalanche
421,31 TRY
  1. Haberler
  2. Genel
  3. EĞİTİM ÜZERİNE PARADİGMAL OKUMALAR

EĞİTİM ÜZERİNE PARADİGMAL OKUMALAR

Son birkaç ayda okullarda üst üste yaşanan olaylar eğitim sistemi üzerine tartışmaları yeniden alevlendirdi. İstanbul Çekmeköy ilçesinde bir okulda bayan öğretmenin kendi öğrencisi tarafından planlı bir saldırıya uğrayarak bıçaklanması sonrası vefat etmesinden daha birkaç hafta bile geçmeden Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir meslek lisesi öğrencisinin silahla okula saldırıda bulunması ve birçok öğrencinin yaralanmasına ve bir öğretmenin ağır bir şekilde ölümcül düzeyde yaralanması sonrası saldırgan öğrencinin intiharı ile sonuçlandı. Bir gün sonrasında Kahramanmaraş’ta bu kez 14 yaşlarında ortaokul öğrencisinin emniyet mensubu babasına ait beş civarı silahla okula düzenlediği saldırıda sekiz öğrenci bir öğretmen toplamda dokuz kişi hayatını kaybederken altısı ağır 13 kişi de yaralandı. Saldırıyı düzenleyen öğrenci ise intihar etti.

Türkiye gündemini sarsan okul saldırıları sonrası okullarda iki gün eğitime ara verilerek öğretmen sendikaları saldırılara yönelik farkındalık ve acil önlem ve çözümler için basın açıklamaları üzerinden gündeme taşıdı. Özellikle öğretmenlere yönelik artan şiddetin planlı silahlı saldırılara dönüşmesi eğitim sisteminin bu bağlamda yeniden ele alınmasının elzem olduğunu gösteriyor.

12 yıllık zorunlu eğitim sistemine yönelik köklü değişimlerin uygulanmaya başladığı, yeni bir eğitim sistemi ile ilgili sürecin devam ettiği bir dönmede okul saldırıları ile ilgili trajik ölümlere yol açan saldırıların olması eğitim sistemi ile ilgili daha farklı boyutlarda yeni bir takım analiz ve değerlendirmelerin yapılmasını kaçınılmaz kılıyor.

Eğitim sistemi ile ilgili temelde sorunun statükonun ideolojik ikliminden kaynakladığını ve burada bir yüzleşme ve normalleşme yaşanmaması durumunda eğitim sistemine yön veren siyasi iktidarların, farklı ideolojik kesimlerin düşünsel hesaplaşmalarının rövanşist arenasına dönmekten kurtulmayacağı altı çizilerek belirtilmelidir.

Bu ideolojik polarizasyonun kimi zaman laik-anti laik, kimi zaman sekülerizim-dindarlık veya modernizim-müteddeyinlik gibi dönemsel nicelik farklılıkları gösterse de kutuplaşmanın niteliğinin aynı olduğu görülür. Osmanlı sonrası batılılaşma üzerinden modernleşmeyi sistemin kurucu ideolojisi olarak benimseyen ve tüm geçmişi bir reddi miras olarak gören anlayışın tüm toplumu devlet gücünü kullanarak dönüştürme çabasına karşı toplumsal kesimlerin ortaya koyduğu, temelde İslami değerlerin tarihsel mirasına sahip çıkmanın oluşturduğu sosyal, kültürel, düşünsel ve siyasal boyutlarda ortaya çıkan kutuplaşmalar olduğu görülür.   

Gelişmemiş toplumların ortak karakteristik özelliklerinden biri devlet sistemi ile toplumsal yapının barışık olamaması ve her alanda ortaya çıkan çeşitli düzeylerde çatışmalar olduğu görülür. İdeal anlamda devletin topluma hizmet eden örgütlü bir organizasyon olarak tanımlanabilir.  Siyaset felsefesi bağlamında tüm toplumsal kesimlerin ve bireylerin ortak irade beyanı ile seçim vb. mekanizmalar üzerinden şekillenen bir sözleşmenin ürünü olması ve beklenen temel ilke ve değerler üzerinden bir hizmet organizasyonu olarak ortaya çıkması gereken devlet denilen yapı, günümüz gelişmiş demokrasilerinde bile bu idealin çok uzaklarında bir niteliğe sahip olduğu görülür. Bu bağlamda post-demokrasi tartışmaları gittikçe derinlik kazanan bir siyaset felsefesi olarak çeşitli kuram ve anlayışlarla tartışma süreçleri çeşitli düzeylerde hız kesmeden devam ettiği görülür.

Modern ulus devletlerin batı dışındaki şekilleniş serüvenleri temelde dönemsel stratejileri değişiklik gösterse de batı merkezli küresel sömürü paradigmasının baskın yönlendirme ve projelendirmelerinin bir sonu olarak ortaya çıktığını söylemek abartı olmaz. Dolayısıyla batı dışı devletsel oluşumların kahir ekseriyeti sömürge stratejilerine hizmet eden devlet organizasyonları ile bunun kaçınılmaz sonucu olan halkları yoksunluk ve yoksulluklarının yol açtığı çatışmalara üzerinden gerilimler taşır.

Bu bağlamda Türkiye batı modernitesi sonrası batılılaşmayı kendine rol model alarak ve ulaşılması gereken bir medeniyet seviyesi olarak gören bir ulus devlet kurucu ideolojisi üzerinden yaklaşık bir asırlık hikâyesini geride bırakmış olduğu görülür. Bu serüvenin günümüze kadar hala süren temel karakteristiği devletin jakoben, yukarıdan aşağıya toplumu kendi ideolojik değerleri doğrultusunda şekillendirme refleksine karşı çok inançlı, çok dilli, çok etnisite ve kültürlü heterojen toplumsal unsurların gösterdiği kendini koruma ve varoluş refleksinin gösterdiği dirençlerin ürettiği polarizasyonlar oluşturduğunu söylemek mümkün. Bu duruma bir de küresel sömür stratejisinin tüm ülkeye dayattığı ekopolitik kuşatmanın yol açtığı derin yoksulluk, madunluk ve yoksunluklar eklenmesi var olan polarizasyonları ajite ederek derinleştirdiği görülür.

Statükonun yapısal durumunun özeti eğitim sistemi ile ilgili sorunun temelde felsefi bir derinlikten kaynaklandığını görünür kılmak için yapıldı. Bu temel sorunun eğitim sistemi üzerine yansımalarını birçok faklı başlık ve konu üzerinden tartışmaya açılabilir. Ancak statüko toplum barış ve uyumunun geliştirildiği oranda özellikle eğitim, sağlık, hukuk gibi alanlarda ideal devlet işleyişine adım adım yaklaşılabileceği söylenebilir. Başka bir ifade ile sistemin paradigmal yetersizlikleri ve barındırdığı sosyokültürel, sosyopolitik ve ekopolitik fay hatları kapandığı oranda eğitim, sağlık ve hukuk öncelikli olmak üzere sosyal devlet anlayışının diğer fonksiyonlarında, insan merkezli ve toplumsal beklentileri karşılamaya odaklanan bir anlayış ve işleyişe ulaşılabilir.

Tüm ülkeyi sarsan okul saldırıları ile ilgili birçok uzaman ve eğitimcinin, internet oyun bağımlılığı, televizyon dizilerindeki olumsuz örnekler, aile kurumunun zayıflaması, akran zorbalığı vb. niceliksel sebepler üzerinden getirilen açıklamaların olayları anlaşılır kılmada haklılık paylarının olduğunu söylemek mümkün. Ancak çözüm ve geleceğe dair kalıcı düzenlemeleri şekillenmesine katkı sunacak yeterlilik ve derinlikte olmadığı görülür.

Öncelikle olayın nedenleri olarak sunulan durumların nasıl ortaya çıktığı ve eğitim sisteminin bu tür olumsuzlukları önleyecek ve etkisini ortadan kaldıracak bir kişilik inşası, güçlü bir ahlak, etkin bir eleştirel akıl, bilinç, anlayış ve bu tür olumsuzluklara karşı güçlü bir duygusal zekanın ürettiği moral ve motivasyon iklimi eğitim sistemini neden kuşatamadığına odaklanılmalıdır.

Sosyal devlet paradigmasında eğitim sisteminin kuşkusuz en güçlü çıktısı eğitimde fırsat eşitliğidir. Bunun ilk şartı, tüm yurttaşlara parasız, ayrıcalıksız, mümkün olan en iyiyi koşullarda eğitim almalarını sağlamaktır. Eğitimde fırsat eşitliği yurttaşların kendi emek, çaba ve başarıları oranında hiçbir ayrımcılığa tabi tutulmadan fırsat eşitliğine sahip oldukları şartları, kuşku ve kaygıya yer vermeden tartışmasız bir güven ikliminde sunmaktır. Anayasal bir hak olan ve anayasa metninde de ifade edilen eğitimde fırsat eşitliği bugün Türkiye koşullarındaki toplumsal algısı ve ortaya çıkan uygulama ve olgulardan yola çıkılarak hangi oranda gerçekleştiği sorgulanmalıdır. Herhangi bir istatistik ve veri analizi ve ölçmeye bile ihtiyaç duyulmayacak düzeyde bu konuda önemli sorunlar yaşandığını söylemek mümkün.

Bu konuda sistemin yapısal yanlışlarının yanı sıra toplumsal sınıflar arasındaki kitlesel yoksulluklara varan derin uçurumların olduğunu da söylemek mümkün. Yapısal boyutta merkezi eğitim sistemi sosyokültürel, sosyoekonomik ve coğrafi farklılıkların kaçınılmaz olarak neden olduğu fırsat eşitsizliklerinden bahsedilebilir. Konu ile ilgili yapılan akademik çalışmalarda, hazırlanan raporlarda ortaya çıkan bölgeler arasındaki uçurum düzeyindeki farklar eğitim sisteminin bu bakımdan yetersizliklerini görünür kılmaktadır. Bu bağlamda merkezi eğitim sistemi tüm boyutları ile ülke koşullarına uygun bir gerçeklikte yeniden yapılandırılmalıdır.

Bir başka yapısal sorun eğitimde özelleştirmelerdir. Özellikle temel ve zorunlu eğitim süreçlerinde özelleştirmenin kaçınılmaz olarak eğitim sistemini piyasalaştırdığının altı çizilmelidir. Eğitimde özelleştirmenin tüm artı ve eksileri ile ülke gerçekliğine uygun bir şekilde yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç olduğu aşikârdır.

Eğitimde piyasalaşmanın ilk önemli boyutu zorunlu temel eğitim alanlarında özel eğitim kurumları ve özellikle sınavlara hazırlık kurslarını amaçlayan dershane sistemleridir. Sistemin mevcut durumu ihtiyaçtan onlarca kat fazla mezun veren öğretmenlerin sosyal bir sorun olmasını engellemek için bu tür özel öğretim kurumlarında piyasanın insafına mecbur bırakılmış köleliği aratmayan ağır koşullarda çalışmalarına yönelik istihdam yükünün rahatlama işlevidir. Yani yapısal yanlışların yeni yanlışlar üretmesinin tipik bir örneğidir özelleştirme zemininde gelişen öğretmen istihdam ve çalışma sistemi.

Eğitimde piyasalaşmanın getirdiği önemli sorunlardan bir de eğitim öğretim materyalları ve fiziki imkan ve kapasitedeki radikal farkların oluşturduğu eğitimde fırsat eşitsizliğini besleyen durumlardır. Devletin ücretsiz ders kitaplarının dağıtması pratikte özellikle orta sınıf ve üst sınıflarda anlamını yitirmiştir. Parasız eğitim vermesi gereken devlet okullarının birçoğunda özel yayınlar ders kitabı olarak zorunlu olarak satın alınmak durumuna gelmiştir. Yayın evlerinin özellikle sınavlara hazırlıkta yetersizlikler üzerinden ajite ettiği bu durum okul idareleri ile yayın evleri arasında da kirli ticari ilişkilere elverişli bir ortam sunmaktadır. Okul ihtiyaçlarını karşılamak üzerinden bir gelir kalemine dönüştürülen özel yayınlar alma zorunluluğu bir yandan parasız eğitim işlevine gölge düşürürken diğer taraftan kırsalda Anadolu’nun ücra ve yoksul kesimlerinde bu imkânlara ulaşmak imkansız olduğu için kaçınılmaz olarak eğitimde fırsat eşitsizliğini beslemektedir. Ayrıca her okulda gittikçe yaygınlaşan sanatsal ve sportif kurslar üzerinden de eğitimin piyasalaşması derinleştirilmektedir. Bugün devlet okulları bile artık ekonomik sınıfsal farklar üzerinden tanımlanmaktadır. Özel okul ücretlerini aratmayan zorunlu bağışlar üzerinden daha seçkin kesimlere eğitim veren devlet okulları herkesin bildiği bir sır olarak tüm gerçekliğini korumaktadır.

Tamamen belli bir sermaye ile kurulan özel okul, kolej ve üniversiteler ise başlı başına eğitimde piyasalaşmanın trajik göstergeleri olarak tüm gerçekliği ile ortadadır. Nerdeyse okul harçları karşılığında diplomaların alındığı bir yozlaşmayı aşabilen çok az sayıda okul ve üniversite olduğu görülür. Bilimsel, teknolojik, sanatsal ve düşünsel gelişimin ana dinamikleri olan üniversitelerin ülkenin total gelişimini beslemesi bağlamında özelleşme kontrollü, sınırlı koşullarda teşvik edilebilir. Bu süreçlerin mutlaka izlenebilirliği çeşitli mekanizmalar üzerinden sağlanmalıdır. Sadece kuruluş formalitelerini yerine getiren sonrasında ise serbest piyasanın rekabet koşulları üzerinden tamamen ticari bir müesseseye dönüşen kurumların hızla üniversite olma nitelik ve kimliğinden uzaklaşması kaçınılmazdır.

Eğitim sistem işleyiş ve içeriğine dair detaylarda birçok farklı başlık gündeme getirilebilir. Bu başlıklar üzerinden değerlendirmeler yapılabilir. Genel anlamda eğitim sistemi ile ilgili nesnel ve karşılaştırmalı veriler dünya genelinde istenilen yerde seviyede olmadığımızı tescilliyor. Ayrıca son yaşanan okul saldırıları ve şiddet eğitim sisteminin verimi dışında daha derin bir insani krizin var olduğunun habercisi olarak görülmelidir.

Kamu devlet düzeninde eğitim sisteminin diğer bir takım alanlardan bağımsız olmadığını, karşılıklı bir etkileşimin kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Temelde kamu düzenine güven ve sahiplenmenin tüm kamu alanlarında olumlu bir etkileşim ve eşgüdümü beslediğini gösteriyor. Bu bağlamda eğitim sistemi sosyopolitik, sosyokültürel ve ekopolitik devlet politikalarının doğrudan etki alanında olduğu söylenebilir. Dolayısıyla siyasi iktidarların ideolojik çatışma, hesaplaşma ve polarizasyonlarının en çok yağmaladığı alanların başında eğitim sistemi gelmektedir. Yine ekonomik politikalar dolaylı olarak eğitim sisteminin kondisyonunu belirler.

Kamu sisteminde kültür politikaları, adalet sistemi, yerel yönetim sistem ve politikalarının, medya ve iletişim iklimi gibi birçok alandaki yaklaşım ve anlayışların doğrudan veya dolaylı olarak eğitim sitemi üzerinde yansımaları olduğunun altını çizmek gerekir.

Eğitim sistemi bir toplumun geleceğini şekillendiren en güçlü dinamiklerin başında gelir. Devlet ve kamu düzeninin heterojen toplumsal unsurlardan oluşan tüm yurttaşları evrensel adalet, özgürlük ve erdemler temelinde, eleştirel aklı koruyan, bilimsel ve teknolojik donanımı ve yeterliliği öz disiplini yüksek, kendi kadim değer ve inançlarının farkındalığında, empati gücü yüksek, kendi dışındaki ile bir arada yaşama anlayış ve becerisi kazanmış, adalet ve evrensel özgürlükleri bilgi ve bilinç düzeyinde davranışa dönüştürmüş ve kuşanmış güçlü şahsiyetleri yetiştirmeye odaklı bir eğitim sistemi kurumsallaşması üzerinde yoğunlaşılmalıdır.               

EĞİTİM ÜZERİNE PARADİGMAL OKUMALAR
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

H24 Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
Bizi Takip Edin