Bosna’nın ve Vicdanın Yiğit Sesi: Şehit Selami Yurdan
Bugün 22 Ağustos…
Şehadetinin 34.yılı
Bosna’da yaşanan katliamlara ve adaletsizliğe sessiz kalmayarak dört arkadaşıyla Türkiye’den Bosna Hersek’e giden ve Sırplarla girdiği çatışmada İliyaş’ta 22 Ağustos 1992’de şehit olan Selami Yurdan’ın hatıraları, Yurdan ailesi tarafından ilk günkü tazeliğiyle yaşatılıyor.
Babası, birçok akrabası ve dava arkadaşının da katıldığı Bosna Savaşı’nda Türkiye’den giden ilk şehit olma onuruna erişen, güzel karakteri ve hatıralarıyla İslam coğrafyasında önemli bir sembol haline gelen Yurdan, zulme karşı mücadeleyi hayatının en yüce görevi olarak gördü.
Şehitlikle birlikte tüm servetini de Bosna’daki Müslümanlara bağışlayan Yurdan’ın fedakarlığı, adaletsizliğe karşı duyarlılığının ve cesaretinin bir nişanesi olarak hafızalarda yaşatılıyor.
Takvimler bir takvim yaprağından öte, vicdanın, imanın ve insanlık onurunun test edildiği bir tarihi işaret ediyor. Bugün, Bosna Hersek topraklarında zulme ve soykırıma “dur” demek için dünya lüksünü, ticaretini, evlilik hayallerini ve her türlü konforu bir çırpıda elinin tersiyle iten, Bitlis’in bağrından kopup gelen “Al Bay” lakaplı Selami Yurdan’ın ve Bosna’da toprağa düşen Türkiyeli kahramanların şehadet yıl dönümüdür.
”Kimse Yok Mu?” Sesine Verilen Bedel
1991 yılında, coğrafyanın kaderine terk edildiği, mazlum Boşnak kadınlarının ve çocuklarının çığlıklarının dünyaya yayıldığı o karanlık günlerde; Selami Yurdan, “Ben varım!” diyerek yola çıktı. Bitlis nereye, Bosna nereye demeyen; ırkçılığın ve çıkarcılığın ötesinde, Kerbela meydanından devraldığı Hüseyni mekteple ve aşık olduğu şehadet bilinciyle hareket eden gerçek bir mücahitti o.
O, Metin Yüksel’in ardından bırakılan kutlu bayrağı devralan, Yurdan ailesinin medarıiftarıydı. Onu tanıyanların hafızasında şakacı, konuksever, yatağını bile garibanla paylaşacak kadar mert ve yüce gönüllü bir insan olarak kaldı. Gece seherlerde Hakk’a seslenen, sadakatiyle ve hesapsız kitapsız teslimiyetiyle yaşayan bir derviş-yiğitti.

Hacı Ferman Yurdan’ın Metaneti ve Bilge Kral’ın Mirası
Evladını hak yoluna feda eden baba Hacı Ferman Yurdan’ın, “Bir değil, bin evladım olsa İslam’a feda olsun; şehit oldu, sırada yüzlerce evladım var” sözleri, bu toprakların gördüğü en asil duruşlardan biri olarak tarihe kazındı. Bu duruş, nesiller boyu ezilenlerin belleğinde bir meşale gibi yanmaya devam edecektir.
Bu kutlu direnişin siyasi ve manevi mimarlarından, cennetmekân Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Bosna davası için verdiği mücadele ve Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in onurlu liderliği, bugün dünden çok daha iyi anlaşılmaktadır.
Bugünün Dünyası ve Direniş Ekseni

Maalesef aradan geçen yıllara rağmen dünya, zalimlerin ve siyonistlerin yörüngesinde dönmeye devam ediyor. Dün Bosna’da yaşanan vahşet, bugün Gazze’de, Arakan’da ve Ortadoğu’nun dört bir yanındakilerle ne yazık ki aynı karanlık zihniyetin ürünüdür. Küfür tek millettir; ancak mukavemet de bir o kadar haklı ve diridir.
Şehit Selami Yurdan’ın ve o dönemin direniş ruhunun bizlere bıraktığı en büyük miras, emperyalist planlara karşı ümmet bilinciyle omuz omuza durmaktır. Şehadet; bir tutku, bir özlem, bir nur ve karanlıkları yaran bir ışıktır. Şehitler ise bu yolun kaybolmaz aydınlatıcılarıdır.
Bugün bir kez daha Şehit Selami Yurdan’ın ve Bosna’dan Gazze’ye kadar bu aziz topraklarda can veren tüm şehitlerimizin aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz. Allah’ın rahmeti, mağfireti Selami’nin ve onun yolundan giden tüm yiğitlerin üzerine olsun. Rabbimiz, başta Filistin coğrafyamız olmak üzere tüm mazlum halklara zaferler ve kutlu fetihler nasip eylesin.






