İyi bir şef, sadece yemek pişiren kişi değildir. O, bilgisini ve birikimini lezzete dönüştüren bir sanatçıdır. Çünkü mutfakta bilgi, ustalığın temelidir.
Bilgili şef, hem kendi ruhunu hem de misafirinin damak zevkini besler. Bilgi varsa lezzet vardır, lezzet varsa haz vardır.
Bilgisiz şef ise yemeği pişirir ama içine ruh katamaz. Hazdan uzak bir tabak, müşteriye keyif veremez.
Mutfakta bir zincir vardır: Bilgi → Teknik → Lezzet → Haz → Mutluluk. Bu zincirden biri koparsa, yemek eksik kalır.
Kültürün ve Coğrafyanın Lezzeti
Şefin yolculuğu sadece teknik bilmekten ibaret değildir. Öncelikle kültürünü, coğrafyasını tanımalıdır.
Bakın, “Türk mutfağı” diye tek tip bir şey yoktur aslında. Anadolu’nun her köşesi kendine özgü bir mutfak taşır. Gaziantep’in biberi başka, Karadeniz’in hamsisi başka konuşur.
Mutfakların ırkı yoktur; mutfağın coğrafyası vardır. Ve işte o coğrafya, tabağın kaderini belirler. Bu topraklarda ise Mezopotamya mutfağı diye bir hazine var: binlerce yıllık tarihiyle insanlık mutfağının beşiği. Dünyaya ilham olmuş, bugün hâlâ sofralarımızda yaşayan tariflerle dolu.
Gerçek şef, hem bilgisini hem köklerini bilir. Bilgisini tekniğe, tekniğini lezzete, lezzetini hazza dönüştürür. Ve sofraya koyduğu her tabakta, yaşadığı coğrafyanın ruhunu taşır.
Gastronomi yazarı danışman chef Mehmet kudat



