Ankara’da Halk dansları ve Müzik Topluluğu olan TÜFEM Derneği Kurucusu Üstad Fatin EREN için vefa programı düzenledi.
Bitlis Folklörünü sevdiren ve eğitmenlerle 10 yıllardır çalışmalarını sürdüren TÜFEM ve Fatin EREN‘in arkadaşları Ailesi sevenleri güzel bir atmosferde program icra ettiler.
Türk halk oyunları ve halk bilimi dünyasının en önemli figürlerinden biri olan Fatin Eren’in hayatına, vizyonuna ve kurucusu olduğu TÜFEM‘e (Turizm ve Folklor Eğitim Merkezi)

Fatin Eren’in yaşam öyküsünü ve halk bilimine katkılarını temel başlıklarla anlatırsak

1. Kökler ve Tutku: Bitlis’ten İstanbul’a
Fatin Eren’in halk oyunlarına olan sevdası Bitlis’te başlar. Hiçbir özel eğitim almamasına rağmen, aile ve arkadaş çevresinde türküler söyleyerek ve yöre danslarını öğrenerek büyür. 1960 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi için İstanbul’a geldiğinde, içinde taşıdığı bu kültürel birikimi bir gruba dahil etme arzusuyla doludur.
2. TMTF ve Paris Yolculuğu: Kader Anı
İstanbul’daki ilk dönemi arayışla geçer. Cağaloğlu’ndaki Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF) binasından gelen davul zurna sesini duyup içeri girmesi, hayatının dönüm noktasıdır. Hiç tanımadığı bir ekibin içine girip mendili başa alacak kadar yetenekli olan Eren, bir hafta içinde Paris festival kadrosuna dahil edilir. Henüz 20 yaşında bir “ekip şefi” olarak Fransa’ya gider.
3. Türk Folklor Kurumu (TFK) Dönemi
1962 yılında, Türk folklorunun en köklü kurumlarından biri olan Türk Folklor Kurumu’nun (TFK) temellerinin atılmasında ve Bitlis yöre ekibinin kurulmasında başrolü oynar. Yüzlerce folklorcu yetiştirir ve Bitlis kültürünü uluslararası platformlara taşır.
4. TÜFEM’in Kuruluşu ve Ankara Yılları
1969’da kamu görevi nedeniyle Ankara’ya tayin olur. Halkevleri çatısı altında çalışmalarına devam ederken; Erkan Sürmen, Mehmet Ertürk, Sevgi Eren (eşi) ve diğer yol arkadaşlarıyla birlikte 5 Eylül 1971’de TÜFEM’i kurar. TÜFEM, sadece bir dernek değil; çok sesli müziğin, disiplinli sahne düzeninin ve otantik yapının korunduğu bir okul haline gelir.
Fatin Eren’in Folklor Anlayışı ve Mirası
çıkarılan en önemli özellikler şunlardır:
Akademik ve Devlet Adamı Kimliği: Hem Başbakanlık’ta üst düzey bürokratlık (Daire Başkanlığı) yapmış hem de kültürel çalışmalarını bu disiplinle yürütmüştür.
Devlet Halk Dansları’na Katkı: 1975 yılında Devlet Halk Dansları Topluluğu’nun kurulmasında Mustafa Turan ve Kemal Baytaş gibi isimlerle birlikte kurucu rol üstlenmiştir.
Devrimci ve Öncü Yaklaşım: Bitlis yöresini yerelden evrensele taşımış; kadın oyunlarını, kıyafetlerini ve aksesuarlarını ilk kez tam bir sahne disipliniyle sunan “devrimci” bir hoca olarak tanımlanmıştır.
Ustalık ve El Verme: Sıtkı Uluğ ve Ahmet Erdarenden gibi isimler aracılığıyla “el verme” geleneğini sürdürerek kültürün nesiller boyu aktarılmasını sağlamıştır.
Duygusal Finali
Servet Zülfikar’ın 2009 yılındaki anısı, Fatin Eren’in yaşamının son döneminde bile (gözlerindeki rahatsızlığa rağmen) camia tarafından nasıl bir saygı ve sevgiyle karşılandığını dokunaklı bir şekilde özetliyor: “O, Bitlis yöresini yerel sınırlarından alıp dünyaya tanıtan zamanlar üstü bir folklorcudur.”
23 Mart 2010 tarihinde vefat eden Fatin Eren, bugün sadece TÜFEM ile değil, yetiştirdiği binlerce öğrencisi ve sahneleme tekniklerine getirdiği vizyonla Türk halk biliminde yaşamaya devam ediyor.

Ben Fatin’i 1965 yılında, yedek subay olarak askerliğini yapıp İstanbul’a döndüğü yıl tanıdım. O yıllar ben de Türk Folklor Kurumunda yeni dansçıydım.
Fatinle orada tanıştım. Kurumla İlk seyahatim olan Efes Festivali’nden döndükten sonra da arkadaşlığımız başladı.
1969 yılında Fatin Eren, devlette başladığı görevi sebebiyle Ankara’ya gider. Ancak halk oyunlarını bırakabilmesi mümkün mü? Halk evlerine gidiyor, oynuyor, öğretiyor, ancak bu arada işini de ihmal etmiyor. Yine de bununla yetinmeyerek, hayatının anlamı ve neşe kaynağı olan halk oyunlarını yaşatacak bir dernek kurmayı kafasına koyuyor ve çalışmalara başlıyor. Bu gruptaki isimler Erkan Sürmen, Mehmet Ertürk, Korhan Berkasal, Tahir Akay, Ramazan Akay ve Ender Akyüzdür. Tabi ekipte ben de varım.
Fatin, 1970 yılı Ağustos ayında benimle evlendikten sonra dernek faaliyetlerini hızlandırdı. Her şeyi hazırlıyor ama ne derneğin kurucuları olarak düşündüğü isimlere, ne de bana hiçbir şey söylemiyordu. Hummalı bir çalışma içerisinde olduğunu görüp sorduğumuzda; kıyafetler, başkan, çalışma yeri ve ben zeri gerekli alt yapının hazır olduğunu söylemekten öte başka bir bilgi alamıyorduk kendisinden. Sadece “Bitince söyleyeceğim” diyordu.

ERKAN SÜRMEN:
1967 yılının Şubat ayında Ankara Radyosunda Halk Müziği Sanatçılığı Eğitim ve Öğrenim stajına başlamıştım. Aynı konumda olan arkadaşım Şakir Öner Günhan Mayıs ayının bir pazar günü beni Halk Evleri Genel Merkezi binasına götürdü. Bu bina 1950’li yıllarda TBMM Başkanının lojmanıymış. 3 katlıydı, büyük bir bahçe içindeydi. En alt katı da kullanılmayan mahzene benzer, salonlu ve üç odalıydı. Halk oyunları grubu çalışmalarını bu salonda yapıyordu. Daha sonra ben de katıldım. Bir tek Gaziantep yöresinin kostümü vardı, ama diğer yöreler de çalıştırılıyordu.
Bu böyle devam ederken, 1969 yılının başında bir halk oyunları öğretmeni geldi. Kendisini bize tanıttı. İstanbul’da iş için görevliyken Türk Folklor Kurumu’nda ekip elemanı, ekip başı ve öğretmeni olarak çalışmış. Görevi gereği Ankara’ya taşınınca Halk Evleri Genel Merkezine gelmiş, FATİN EREN (rahmetli) Aslen Bitlis’li. Müthiş öğretim stili olan, dirayetli ve sevgili bir hocaydı, ustaydı.

Halk Oyunları çalışmalarımız o kadar hızlı ve verimli geçiyordu ki elemanlar artmış, ekipler çoğalmıştı.
Halk Evleri’nin kuruluş günü 19 Şubattır. Her yıl etkinliklerle kutlanan bu gün için yöresel ekipler kendi memleketlerinden gelirdi. 19 Şubat 1971 yılında sergilenen halk oyunları yöre ekipleri ise Halk Evleri Genel Merkezi’nin gruplarıydı. Ankara’da Atatürk Kapalı Spor Salonu coşkudan inledi. Hocamın Fatin Eren sayesinde ve elemanların özenli çalışmaları sonucunda iki sezon içinde 7-8 yörenin halk oyunlarını kız-erkek birlikte sergileyecek duruma gelmiştik.
1971 yılında Kıbrıs’a , yine aynı yıl Uluslararası Ohrid Balkan Festvali‘ne gittik ve başarıyla geri döndük.
O yıllarda Halk Evleri Genel Merkezi Başkanlığı’na emekli askerlerden tayinler yapılıyordu. Biri gelip, biri gidiyordu. Başkanla aramız bozuktu. Haklı olduğumuz sebeplerle daha da bozuldu. Kısa sürede çalışma yerimizin suyu, elektriği kesildi. Halk Müziği Korosu bir odaya tıkıldı, alt katta bir odada bulunan kitaplar yakıldı, oda bir müstahdeme verildi…… Dayanamadık.
Halk kültürüne gönül vermiş elemanlar olarak, daha verimli çalışmalar yapmak üzere hoca Fatin Eren’in teşviki ile toplandık. Tartıştık, bir dernek kurmaya karar verdik.
Dernek Tüzüğü hazırlandı, Ankara’daki Dernekler Masası’na verildi, kuruluş adresi; Küçük Esat, Bağış Sokak’ta kardeşim rahmetli Gürkan Sürmen ile birlikte oturduğumuz bekar eviydi. İlk başkanımız Otelcilik Okulu Müdürü İbrahim Serindi. Fatin Eren onun yardımcısı olarak görev almıştı. ve kurucu olan 11 kişi ile yönetimi oluşturduk.
Babam Güzel bir eş, iyi bir baba idi. Yüzlerce kızları ve damatları olan iyi bir folklörcüydü. Tüfemi kurdu ben onu hep özlerim işinden dolayı bazen uzak kaldık o harika bir baba oalrak benim babam, Kızkardeşimin kıymetlisi Annem sevgi hanımın da sevgisi idi.
Bugün 16 yıl geçsede onu anlatmak zordur aslında, beni gören her tanıdığı arkadaşının beni onunla ilişkilendirmesi onun liderlik ve iyi biri olmasından kaynaklı olmasındandır.


Yanılmıyorsam 2009 yılı Mayısıydı. Türk Folklor Kurumu’nun ünlü “Tozlu yollar” gösterisindeydik. Programda yaklaşık 8 yörenin oyunları gerek davul zurna, gerekse de sözlü türküler eşliğinde Büyükçekmece AKM salonunda sunulacaktı. Programa 10 dakikalığına gecikmiştim. Karanlıkta ön sıraya ulaşmak için soldan, duvar dibinden süzüle süzüle ilerledim. En ön sıraya yakın, soldaki boş bir koltuğa geçip oturdum. İlk 2 sıradaki protokolde hangi folklorcu büyüklerimizin oturduğunu hâliyle bilmiyordum. Ekipler sahnede ardarda yer alıyor. Seyirciler coşkuyla oyuncularımızı alkışlıyorlardı. Programa ara verildiğinde yerimden kalkmıyor. Gözlerimi kapatıp eskilere doğru dalıp dalıp gidiyordum. İkinci bölüm başlarken ışıkların karartılmasıyla birlikte, sinevizyonda 1966 yılının 2. dönem folklorcuları bir bir tanıtılıyor. Onların devlet ricaline (cumhurbaşkanı, başbakan, milletvekilleri, sivil ve askeri bürokratlara) ve yabancı diplomatlara Ankara’da sundukları gösteriler sitayişle anlatılıyor. O dev gösteriyi sunan ekip hoş cümlelerle tek tek sahneye davet ediliyor. Ardından ışıklar yanıyor. Kadın erkek yaklaşık 20 folklorcu büyüğümüz yavaş yavaş sahneye çıkıyor. Son anons edilen, o eski dönemin efsane Bitlis Hocası Fatin Eren ağabey de, bir kızımızın yardımıyla ancak doğrulabiliyordu. 30 yıldır görmediğim bu büyük folklorcunun sonradan öğrendiğim kadarıyla gözlerindeki bir önemli rahatsızlık sonucu sıkıntı yaşadığı hemen belli oluyordu. O duruma herkes gibi ben de şaşırmış ve çok da üzülmüştüm. Ödüller ve plaketler dağıtıldı. Az sonra başlayan programın 2. bölümünün bitimiyle birlikte fuayeye koşup, elini öpmeye çalışan büyük kalabalığın arasına karışıyordum. Coşkuyla kutluyordum onu. Fatin ağabeyi, salondaki folklorcular en son işte o akşam görebildiler. Zira, bu büyük halkbilimciyi 1 yıl sonra, yani 23 Mart 2010’ da maalesef kaybediyorduk.
Fatin Hoca, Türkiye folklor camiasında Bitlis yöresini yerel sınırlarından alıp ülkeye ve dünyaya ilk kez tanıtan zamanlar üstü büyük bir folklorcudur. Ayrıca kadın oyunlarını, giysilerini, aksesuarlarını otantik türküleriyle birlikte ilk kez sahnelerde sunan ekipleri sürekli hazırlayan devrimci ve öncü bir hocadır. Bizler onun çizdiği ışıklı yoldan yıllarca yürüdük. Bu şanlı, kutlu yürüyüş devam edecek ve hep ona layık olmaya çalışacağız.

GÖKHAN ABANOZ:
Kendisine duyduğumuz vefa, sadece bir anma değil; onun bizlere öğrettiği değerlere sahip çıkarak kültürümüzü yaşatmaya devam etmektir.
Ülkemizin birlik ve beraberliğe ihtiyacı olduğu bu günlerde amatör ve özverili çalışma biçimi ile, üretken, özgür düşünceli gençlerin yetişmelerine katkıda bulunarak, ulusların kendi yerel ve ulusal değelerine sahip çıktıkları ve bunları çağa uygun hale getirdikleri ölçüde evrensel niteliğe kavuşacakları bilinciyle hareket eden Tüfem Derneği olarak, kurucumuz Fatin Ereni saygı, minnet ve özlemle anıyoruz. Ruhun şad olsun Fatin abimizin.
Ektiğin sevgi, birlik ve kültür tohumu, bu camiada nesiller boyu filizlenmeye devam edecek.
Ve şükranlarımızı sunmak için Sayın Eren Ailesini sahneye davet ediyorum.
Geldiğiniz ve TÜFEM için çok anlamlı olan bu anma programında bizlerle olduğunuz için teşekkür ve şükranlarımızı sunarız.




