Yaklaşık sekiz ay önce köşe yazımda dile getirdiğim bir konuya bugün ne yazık ki çok daha acı bir vesileyle yeniden değinmek zorunda kalıyorum. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan vahim olaylar hepimizi derinden sarsmış, toplum olarak büyük bir üzüntü yaşamamıza neden olmuştur. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, ailelerine sabır ve başsağlığı temenni ediyorum. Yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. 🕊️
Bu tür acı olaylar yaşandığında toplum olarak yalnızca üzülmekle kalmamalı, aynı zamanda nedenleri ve toplumsal etkileri de sorgulamalıyız. Bugün televizyon ekranlarında giderek yaygınlaşan bazı program formatlarının toplumun değerleri üzerinde ciddi etkiler oluşturduğu inkâr edilemez bir gerçektir. Özellikle aile yapısına zarar veren, aile planlamasına ve toplumsal ahlaka aykırı içeriklerin normalleştirilmesi ve reyting uğruna sürekli gündemde tutulması ciddi bir sorun haline gelmiştir.
Medya, toplum üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir. Bu nedenle ekranlarda yer alan içeriklerin yalnızca izlenme oranı değil, toplumsal sorumluluk açısından da değerlendirilmesi gerekir. Sürekli olarak tartışma, skandal ve özel hayatın ifşa edildiği programlar yerine; topluma değer katacak, kültürü, üretimi ve emeği öne çıkaracak içeriklere daha fazla yer verilmesi gerektiğine inanıyorum.
Türkiye, dünyanın en zengin mutfak kültürlerinden birine sahip ülkelerinden biridir. Anadolu’nun binlerce yıllık gastronomi mirası yalnızca yemeklerden ibaret değildir; aynı zamanda tarih, kültür ve turizmin güçlü bir parçasıdır. Bu zenginliğin televizyon ekranlarında daha fazla yer bulması, hem kültürümüzün korunmasına hem de ülkemizin dünyaya tanıtılmasına büyük katkı sağlayacaktır. 🌍
Ayrıca günümüz dünyasında turizm ve gastronominin tanıtımında dijital içerik üreticileri ve influencerlar da çok önemli bir rol oynamaktadır. Ülkemizin mutfağını, şehirlerini ve kültürel değerlerini tanıtan gastronomi ve turizm içerikleri; sosyal medya ve dijital platformlar aracılığıyla milyonlarca insana ulaşmaktadır. Bu nedenle turizm ve gastronomi odaklı tanıtım içeriklerine daha fazla önem verilmesi, ülkemizin uluslararası alandaki görünürlüğünü ve ekonomik katkısını artıracaktır.
Turizm ve gastronomi doğru anlatıldığında bir ülkenin en güçlü ekonomik araçlarından biri haline gelebilir. Yerel ürünlerimizin, geleneksel yemeklerimizin ve şehirlerimizin mutfak hikâyelerinin ekranlara taşınması hem istihdam yaratır hem de Türkiye’nin uluslararası alanda tanıtımına güçlü bir katkı sunar. Bir yemek programı sadece tarif anlatmaz; aynı zamanda bir şehrin tarihini, kültürünü ve insanını dünyaya tanıtır.
Bizler gastronomi dünyasında emek veren şefler olarak bu konuda bir çağrıda bulunuyoruz. Televizyon ekranlarında toplumu yıpratan içerikler yerine üretimi, kültürü, turizmi ve gastronomiyi öne çıkaran programların artırılmasını talep ediyoruz. Çünkü bir ülkenin gerçek gücü; kültüründe, mutfağında ve üreten insanlarında saklıdır.
Bugün ihtiyacımız olan şey; ekranlarda tartışma değil, Anadolu’nun bereketi, mutfağımızın zenginliği ve turizmimizin gücüdür. 🍽️
Chef Mehmet Kudat
Gastronomi Yazarı ve Şef





