1. Mektup
Hz. Ömer’in Kufe kadısı Şureyh’e gönderdiği mektup bize İslam hukuk ve yargı sistemi hakkında aydınlatıcı bilgi vermektedir:
“Eğer sana bir dava gelirse, Allah’ın kitabında bulduğun şey ile hükmet. Hiç bir şey seni Allah’ın kitabından başka şey ile bir hüküm vermeğe sevketmesin.
Eğer Allah’ın Kitabı’nda bu mesele hakkında bir hüküm bulamazsan Peygamberin Sünnetine ve tatbikatına bak ve onunla hükmet.
Sana Allah’ın Kitabı ve Peygamberin Sünneti’nde hükmü bulunmayan davalar gelirse alimlerin üzerinde ittifak ettiği icmaya bak. Onunla hükmet. (Başka bir rivayette Salih insanların içtihatlarına bak.)
Eğer istediğin şeyi orada da bulumazsan, ya hemen rey (içtihat)’ınla hükmet veya biraz daha düşün. Acele etmeksizin düşünerek vereceğin hüküm senin için daha hayırlı olur kanaatindeyim.”
2. Mektup
Hz. Ömer, Şureyh’e gönderdiği bir mektupta da mahkemede taraflara eşit davranmasını söylemiştir.
3. Mektup
hz. Ömer’in Basra Kadısı Ebu Musa’ya gönderdiği mektup çok meşhur olmuştur. Bu mektup İslam hukuk ve adliye teşkilatının bel kemiği olmuş ve bu konuda yazılan bütün eserlerde en mümtaz yerini almıştır. Buna göre;
“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
Müminlerin emiri, Allah’ın kulu Ömer’den Abdullah b. Kays (Ebu Musa el-Eşari)’a selamlar.
Adli idare (kaza), şüphesiz sağlam (muhkem) bir vazife (farz) ve takip edilen bir adet (sünnet)’tir.
Sana dava olarak getirilen konuları iyice düşün. (Dava senin açından açıklığa kavuşunca hükmünü ver ve hükmü hemen icra et.) Çünkü, icra edilmeyen bir hakkın hiçbir kıymet ve faydası yoktur.
Duruşma salonundaki yerlerinde ve duruşma anındaki bakışlarında taraflara eşit muamele et ki, onlardan zengin olanlar adalatesizlik yapacağın zannını hissetmesinler. Zayıf olanlar da adaletsizliğe uğrayacaklarını hatırlarına getirmesinler.
Davasını delil ile ispat etmek davalıya, yemin ise iddiayı reddedene düşer. İnsanlar arasında helalı haram, haramı helal etmemek şartıyla sulh caizdir.
Bir gün davayı hükme bağladıktan sonra, ertesi gün aklını işleterek, önceki hükmün doğru olmadığnı anlar ve doğru bir hal çaresi bulur isen hakka dönmekten seni hiçbir şey alıkoymasın. Çünkü hak olan bir şeyi hiçbir şey batıl kılamaz. Şu hususu da bil ki hakka dönmek hatalı yolda devam etmekten daha iyidir.
Sana dava olarak getirilen hususların hükmü Kur’an ve Hadis’te olmayıp da kalbinde şek ve şüphe meydana geldiğinde çok dikkatli olarak uzun müddet düşün. O hadise ve davanın benzerleri araştır ve sonra bu hususta kıyas yoluyla sana göre Allah’a karşı daha sevimli ve hakka daha yakın ve daha uygun düşecek hükmü ver.
Hakkını iddia eden bir kimseye davasını ispat edebilecek bir mühlet ver. Eğer delil gitirse o şahıs hakkını alır. Ancak bu müddet içinde delillerini getiremeyen veya getirmeyenin aleyhinde hükmü ver. Müslümanlar adildirler.
Onlardan biri diğerinin leh ve aleyhinde şahitlik edebilirler. Ancak yalan şahitlikle tanınan veya hakkında iftira cezası icra edilmiş bulunan veya akrabalık bağı olan kimseler müstesna.
Gerçekten Allah gizli olan şeyleri bilir ve sizden deliler aracılığıyla cezalarını uzaklaştırır. Sizler cezaları tatbik ederseniz cezaları kaldırır.
Muhakeme esnasında, insanlara karşı gazab ve hiddetten, bağırıp çağırmaktan ve işlerinin çokluğundan sıkıntı duymadan ve ekşi yüzlü olmakdan sakın. Çünkü Allah, kaza işleri sebebiyle bu işlerle hakkı ile meşgul olanlara mükafat verir. Ahirette onun amelleri güzel olur.
Allah, yaptğı işlerde kendi rızasından ayrılmayan kadıyı, insanlar ile arasında meydana gelecek tehlikelerden korur. Yaptğı işlere riya karıştıran ve hüsnü niyeti ihlal eden kadıyı Allah, halk içinde rezil ve rüsvay eder. Çünkü Allah ancak samimi bir niyet ile yapılan amelleri kabul eder.
Allahın bu dünyada sana rızık olarak verdiği ve rahmet hazinelerinden sana ihsan ettiği şeylerde, Allah yanında sana mükafat olarak ne gibi bir şey düşünürsün? Vesselam…”




