Loading...
tr usd
USD
0.47%
Amerikan Doları
45,91 TRY
tr euro
EURO
-0.06%
Euro
53,42 TRY
tr chf
CHF
0.15%
İsviçre Frangı
58,48 TRY
tr jpy
JPY
0%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
0.1%
Rus Rublesi
0,64 TRY
tr cny
CNY
0.46%
Çin Yuanı
6,77 TRY
tr gbp
GBP
-0.22%
İngiliz Sterlini
61,84 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
-0.07%
Euro Amerikan Doları
1,16 TRY
bist-100
BIST
-1.64%
Bist 100
13.662,75 TRY
gau
GR. ALTIN
-0.88%
Gram Altın
6.658,45 TRY
tr btc
BTC
0%
Bitcoin
0,00 TRY
tr eth
ETH
0%
Ethereum
0,00 TRY
tr bch
BCH
0%
Bitcoin Cash
0,00 TRY
tr xrp
XRP
0%
Ripple
0,00 TRY
tr ltc
LTC
0%
Litecoin
0,00 TRY
tr bnb
BNB
0%
Binance Coin
0,00 TRY
tr sol
SOL
0%
Solana
0,00 TRY
tr avax
AVAX
0%
Avalanche
0,00 TRY
  1. Haberler
  2. Genel
  3. KURULUŞUNDAN BUGÜNE TÜRKİYE VE NATO

KURULUŞUNDAN BUGÜNE TÜRKİYE VE NATO

featured

Faysal Mahmutoğlu

NATO, İkinci Dünya Savaşı sonrası SSCB’nin yayılmacı politikasına karşı ABD öncülüğünde ve ABD çıkarlarını önceleyerek 1949’da kuruldu.

ABD, kuruluşundan bu yana NATO’ya liderlik yapmış, jeopolitik koşullara ve çıkarları doğrultusunda geliştirdiği konsept değişikliklerini müttefiklerine kabul ettirmiş ve ittifakı dönüştürerek, yeniden yapılandırarak yönetmiştir.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği’nin Boğazlar üzerinde hak iddia etmesi ve Kars-Ardahan talepleri karşısında Türkiye Batı bloğuna yaklaşma gereği hissetti.

Türkiye’nin NATO’ya üyelik başvuruları Mayıs 1950’de ve Eylül 1951’de geri çevrildi. Özellikle İngiltere ve bazı kurucu Avrupa ülkeleri, “Türkiye bir Avrupa ülkesi değil, SSCB ile sınırı var ve onu ittifaka alırsak durduk yerde Sovyetler ile savaşma riski alırız” diyerek Türkiye’yi istemiyordu.

1950’de Kore Savaşı patlak verdiğinde, dönemin yeni seçilen Adnan Menderes hükümeti, TBMM kararı olmadan aniden Kore’ye asker gönderme kararı aldı. Bu karar, tamamen “Batı’ya sadakatimizi ve NATO için savaşabileceğimizi kanıtlama” hamlesiydi.

1950’de Kore Savaşı’na gönderilen Türk askerinin gösterdiği başarı üzerine Türkiye, 21 Eylül 1951’de Yunanistan’la birlikte NATO’ya davet edildi.

29 Ocak 1952’de ABD Senatosu bu iki ülkenin üyelik başvurusunu onayladı; Türkiye Büyük Millet Meclisi de 18 Şubat 1952’de NATO’ya katılımı onayladı.

Türkiye ittifakın ‘güney kanadı’ olarak SSCB’yi güneyden çevreleyen en kritik ileri karakol olarak işlev gördü.

Soğuk Savaş sırasında Sovyetler Birliğine karşı kurulan askeri ittifak “NATO 1.0” olarak tanımlanıyordu.

Soğuk Savaş sonrasında, özellikle 11 Eylül’le birlikte örgütün Kuzey Atlantik alanının ve geleneksel askeri tehditlerin arkasına geçerek kendini yeni uluslararası düzende adapte ettiği durumu ise “NATO 2.0”ı sembolize ediyordu.

NATO 3.0 ise ittifakın askeri karakterinin yeniden tesis edildiği, savunma harcamalarının arttığı ve daha da önemlisi Avrupa’nın kendi savunmasında birinci rol ve sorumluluk üstlendiği bir model olarak şekilleniyor.

2022 Madrid zirvesinde kabul edilen stratejik konsept, Rusya’nın Avrupa-Atlantik bölgesi için doğrudan bir tehdit olarak işaret etmiş, Çin’in amaç ve politikalarını ise ittifakın “çıkarlarına” güvenliğine ve değerlerine bir meydan okuma olarak nitelendirmişti.

7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da düzenlenen 36. NATO Liderler zirvesi hayli renkli geçti.

Zirvede hafızamızda yer edinen Trump’ın gövde gösterisiydi. Trump, alışıldık tarzıyla gündemi kendi etrafında şekillendirdi.

İspanya’yı hedef aldı, Grönland konusunda Danimarka’ya mesaj verdi, İran konusunda Avrupalıları azarladı. Diplomasi yerine kişisel güç gösterisini öne çıkardı.

Trump öteden beri NATO’yu eleştiriyor. Hatta zirve Türkiye’de olmasaydı katılmazdım şeklinde açıklama yaptı.

Zirvede Trump’ın gövde gösterisinden çok daha önemli kararalar alındı. Avrupa’nın savunma yükünün daha fazla üstlenmesi, savunma sanayinin ortaklaştırılması, yeni silah yatırımları, Ukrayna desteğinin sürdürülmesi ve ABD’nin giderek Çin’e odaklanacağı varsayımıyla Avrupa’nın kendi güvenliğini daha fazla üstlenmesi.

NATO’nun yeni mimarisinde Türkiye’nin ağırlığı artıyor. Çünkü Avrupa artık Türkiye’ye demokrasi penceresinden değil, güvenlik ve askeri kapasitesi perspektiften bakıyor. Türkiye’nin ikinci büyük orduya sahip olması, Karadeniz’i kontrol etmesi ve savunma sanayindeki üretim gücü onu vazgeçilmez kılıyor.

Ayrıca ABD, NATO’nun etki alanını, Orta Doğu’ya genişleterek Türkiye’nin yeteneklerini bu coğrafyada bölgesel çıkarları için kullanmak istiyor.

Kaos içindeki orta Doğu’dan Avrupa’ya uzanan göç yollarını tıkamak, Avrupa’ya enerji akışında hatların güvenliğini sağlamak, Orta kuşak üzerinde Avrupa ve ABD çıkarlarını Çin’e karşı dengelemek ve savunma sanayisi alanındaki yeteneklerini NATO vizyonuna entegre etmesi isteniyor.

Öte yandan Trump’ın Erdoğan hakkında kullandığı övgüler Türkiye’nin uluslararası ağırlığının göstergesi olarak sunuluyor ve siyasi başarı olarak takdim ediliyor. Aynı Trump’ın Netanyahu hakkında kullandığı benzer övgüler ve İsral’in Gazze’de gerçekleştirdiği soykırımın patronu olduğundan söz edilmiyor.

Trump’a karşı tek bir sitem cümlesi bile kurulmadı.

Her vesileyle Filistin, Gazze ve Kudüs’ü dillendiren medya, Trump’ı görünce bütün ezberleri bozuldu.

Gazze’de bebeklerin katledilmesi, İran’da bombalanan okul çocukları hatırlatılmadı.

NATO, üye  ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de tartışmaların odağında yer almıştır.

1960’larda, dünyada yükselen sol hareketler ve 1964 Johnson Mektubu Kıbrıs meselesi üzerinden NATO’nun güvenirliğini ilk kez ciddi bir şekilde sorgulamasına neden oldu.

1968’de ABD 6. Filo’su Türkiye’ye geldi.6. Filo Türkiye’de Misuri zırhlısı gibi coşkuyla karşılanacağını sanmıştı.

Bilindiği gibi Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Münir Ertegün’ün naaşını taşıyan Misuri Zırhlısı 5 Nisan 1946’da İstanbul’a gelişi, Türkiye’nin çok partili döneme geçiş sancıları çektiği ve Sovyet tehdidini ensesinde hissettiği o yıllarda, kelimenin tam anlamıyla toplumsal bir histeriye ve muazzam bir coşkuya dönüşmüştü.

Tekel, üzerinde geminin resmi olan özel “Missouri Sigarası” üretti.

PTT, geliş anısın özel hatıra pulları bastı.

1946’da İstanbul Halkının ve gençliğinin limanda sevinç çığlıklarıyla, çiçeklerle ve muazzam bir hayranlıkla karşıladığı o Amerikan denizcileri tam 22 yıl sonra, 1968’de aynı limanda 6. Filo üniversite gençliği tarafından protesto edildi. Dolmabahçe’de yakalanan ABD askeri yaka paşa denize atıldı. 40 bine yakın kişi toplanmıştı. En önde Türk bayrağı, arkada ise şu pankartlar vardı: “Geldikleri gibi gidecekler”, “Rezil Coni bir daha da gelme”, “Amerikan iti toprağımızda havlayamaz”.

Tüm bu eylemlerde Deniz Gezmiş başroldeydi. Bu olaylar gerekçe gösterilerek 30 Temmuz 1968’de tutuklandı.

Amerikan karşıtlığı dönemin solcuları için siyasal kimliğin ayrılmaz parçasıyken muhafazakarların önemli bir bölümü Amerika’yı komünizme karşı bir müttefik olarak görüyordu.

Bu kapsamda dönemin sağ ve milliyetçi dernekler( özellikle Komünizmle mücadele dernekleri ile Milli Türk Talebe Birliği) solcu gençlerin bu eylemini “Din elden gidiyor”, “Komünistler ihtilal yapacak” şeklinde yorumladı. Mehmet Şevket Eygi yazılarıyla “cihat” ve “komünistleri tenkil” çağrıları yapıyordu.

16 Şubat 1969 Pazar günü İstanbul’da ABD’lileri bile şaşırtan bir olay yaşandı: Kamyonlarla ve otobüslerle Anadolu’nun her yanında taşınan insanların bir bölümü Dolmabahçe’de demirli 6. Filo’ya ait bir gemiyi adeta “kıble” bilip topluca namaz kıldılar. Namazdan sonra “Ya tam susturacağız, ya kan kusturacağız”, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” sloganlarıyla Taksim’e yürüdüler.

Çıkan olaylarda Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan isimli iki solcu genç bıçaklanarak öldürüldü, yüzlerce kişi yaralandı. Ve polis saldırganlara müdahale etmedi. İşte bu kanlı güne o tarihten sonra “Kanlı Pazar” dendi.

Bir başka husus NATO, Soğuk Savaş döneminde sadece resmi orduların bir araya geldiği yasal bir ittifak değildi; aynı zamanda üye ülkeler içinde, olası bir Sovyet işgaline veya komünist ayaklanmaya karşı gizli bir direniş ağı örgütlemişti. Bu ağın genel adına “Cephe Arkası” operasyonları, İtalya’daki adıyla Gladio (Kılıç) deniyor.

Türkiye’de ise önce Genelkurmay bünyesinde Seferberlik Tetkik Kurulu olarak kuruldu, bilahare adı Özel Harp Dairesi olarak değiştirildi.

Eski Başbakan Bülent Ecevit, 1974 yılında bu dairenin varlığını tesadüfen öğrenmiş ve bunu kamuoyuna açıklamıştı.

KURULUŞUNDAN BUGÜNE TÜRKİYE VE NATO
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

H24 Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.