Adil AVAZ Neden Müzik Yaptı Günümüz Sorunlarına Parmak Bastı başlıklı videoda yer alan konuşmanın dökümü:
“Seçimdi, yani Doğu’dan geldim, Almanya’da yaşadım. Bunların hepsini bir… İki seçeneği seçmek zorundalar: Bu liberal kapitalist sistemin kendilerine sunduğu sunumları kabul edecekler veyahut da Allah’ın sunumunu.
Mesela faize ‘bir dünya gerçeğidir’ diyor. Ya dünyayı yaratan Allah… Yani dünya uzayda bir misket kadar bile değil. Yani güneşin oraya gitsen dünyayı göremezsin. Dünyayı yaratan bir Allah ‘faiz haramdır’ diyor, sen nasıl yani faiz dünyanın gerçeği diyorsun?
Bir kere her şeyden önce şunu söyleyeyim: Ben müzik için falan veyahut da müzik yapmak için hiçbir düşüncem olmadı veyahut da müzik alanında popüler olmak için… Sadece müziği kullandım, araç olarak kullandım. Üstat Bediüzzaman’ın o cümlesinden de esinlenerek…
Bu hakiki iman bir nimettir insan için. Çünkü onda insan gerçekten özgürlüğün keyfini buluyor. Yaratanından dolayı seviyoruz. Biz o Yaradan için madem her şeye talibiz, o da insana ayrı bir keyif, ayrı bir zevk veriyor. Bana İslam’ı tebliğ etmeye çalışıyorsun; yani Müslüman Müslüman’a İslam’ı tebliğ ediyor, ne komik bir durum değil mi? Ve doğruluğu, doğruyu yaşadığını iddia ediyor.

Hocam şimdi ben kendi Adil Avaz olarak konuşuyorum. Bu dünyaya ben kendi isteğimle gelmedim ve dünyanın dengelerini değiştirmeye de gelmedim. Bir şekilde gelmişiz buraya. Belki biz gelirken karıncalar gibi… Karıncalar da öyle düşünüyordur: ‘Biz deviz, en büyük biziz’ diye. Biz biraz daha mantıklı olduğumuz… ‘Biz daha büyük devleriz’ diye kendi kendimizi öyle görüyoruz.
Ama Allah diyor ki benim yanımda, benim katımda: ‘İnne’d-dîne indallâhi’l-İslâm’ (Allah katında geçerli tek sistem İslam’dır). Bunu uyutmuşlar milleti; ‘benim katımda geçerli tek din İslam’dır’ diyor. Din kelimesini bile burada yutturmuşlar bize. Din demek; sistem demek, düzen demektir. Millet bunu böyle kabul etmiş. Niye kabul etmiş? Çünkü kendi sistemlerine dokunmayalım diye.
Şimdi mevcudiyetin muktedirleri, yani bugünkü iktidarlar… Bize çöreklenmiş, sistemimize çöreklenmiş. Yani hangisini desem, helal olan bir şeyi yapıyorlar mı? Haramları vazgeçtik, helal olan bir şeyi yapıyorlar mı? Yok. Ama biz Müslümanlığı kimseye kaptırmıyoruz. Halbuki biz bu sistemin kölesiyiz.
Yani netice olarak şunu söylemek istiyorum: Eğer hakikaten Müslümansak ve hakikaten Allah katında geçerli sistemin peşindeysek bu sisteme itirazımızı yükseltmemiz lazım. Lisanen, tavırlarımızla, eylemlerimizle bu sistemin karşısında olduğumuzu ispatlamamız lazım. Bu bizim karakterimizdir. ‘Zulüm bizdense ben sizden değilim’ dememiz lazım. Ama adam orada namaz kılıyor diye faizinden, fuhşundan, kumarından, her şeyinden haram olan ne varsa bize yutturuyor. Ondan sonra ‘Allahu Ekber’ diyor veyahut da ‘Uydum hazır olan imama’ diyor. Yazık bize ya, yazık! Bunu yapmamamız lazım.
Biz bu dünyaya dediğim gibi kendi isteğimizle gelmedik, gönderildik. Görev verildi; ‘Şunları şunları yapacaksın, şunları şunları yapmayacaksın, ondan sonra bana geleceksin.’ Bizi gönderen böyle göndermiş. Çelik çomak oynamanın da bir manası yok. Müslüman gibi yaşayıp Müslüman gibi ölmenin yollarını arayacağız, muktedir olduğumuz kadar. Allah bize taşıyamayacağımız yükü yüklemez; söylüyor da zaten kendisi. Ama biz dediğim gibi o eylemi, o İslami kimliği ispatlamamız lazım hayatımızda, yaşamımızda. Yaşayamazsak, ispatlayamazsak, ses çıkaramazsak bugünkü rezil duruma gelinir.
Ben Avrupa’da 40 sene kaldım ve size iddia ediyorum; Avrupa, Türkiye’den, Araplardan daha çok Kur’an’a yakın. Daha çok Kur’an’a yakın; adamlarda rüşvet yok, dedikodu yok, faiz buranın yüzde 39’u kadar daha az, temizlik hakeza… Biz Müslümanlığı kimseye bırakmıyoruz bu ülkede ama sahtekarlıktan da hiç vazgeçmiyoruz.
Diyeceğim o ki Müslümansak Müslüman gibi yaşamamız ve tavrımızı da onun gibi koymamız, itirazımızı yüksek sesle dile getirmemiz lazım. ‘Sen zulüm yapıyorsun, benden değilsin arkadaş’ dememiz lazım.”


