Bu bir istatistik meselesi değildir; bu, Allah katında da vebali olan bir ihmalin ilanıdır. Bir nesil göz göre göre kaybediliyor, biz ise bunu raporlarla, projelerle ve kuru politik söylemlerle örtmeye çalışıyoruz. Hapishaneler doluyor, camiler gençlerle dolmuyor. Çünkü mesele suç değil; sahipsizliktir, yönsüzlüktür, imansız bırakılmış kalplerdir.
AMATEM gerçeği ortadadır: Tedavi görenlerin yüzde 90’ı bir–iki yıl içinde yeniden maddeye dönüyorsa bu, tedavinin değil vicdanlarımızın iflasıdır. Sadece bedeni temizleyip ruhu aç bırakmak çözüm değildir. İnsanı sadece etten ve kemikten ibaret görmek, onu yeniden bataklığa sürmektir. Rehabilitasyon yoktur; çünkü tevbe bilinci yoktur. Aidiyet yoktur; çünkü ümmet şuuru yoktur. Üretim yoktur; çünkü emek ahlakı unutturulmuştur.
Salonlarda yapılan konuşmalar, kürsülerden okunan süslü cümleler bu yangını söndürmez. Gençlik kalpten kalbe kurulacak bağlarla ayağa kalkar. Gönüller Allah’tan uzaklaştırılmışken güvenlik tedbirleriyle nesil kurtarılamaz. Fabrika ayarlarına dönmek demek; fıtrata dönmek, yani insanı Rabbine yeniden bağlamak demektir. Ahlak, merhamet, edep ve sorumluluk olmadan bu topraklar dirilemez.
Buradan haykırıyoruz:
Susanlar vebal altındadır.
Erteleyenler emanete ihanet etmektedir.
Görmezden gelenler bu günahın ortağıdır.
Bir nesli kaybeden toplum, Allah’ın kendisine emanet ettiği geleceği zayi etmiş demektir. Yetkililer artık oyalanmayı bırakın. Göstermelik projeler değil; imanla yoğrulmuş, ahlakla beslenen, maneviyatı merkeze alan kalıcı adımlar atın. Aksi hâlde bu çöküşün hesabı sadece tarihe değil, mahşere de kalacaktır.
Gençlerimizin aç gönüllerini imanla doyurmak zorundayız.
Çünkü uyuşturulan bedenler değil; Rabbini unutmuş kalpler bu karanlığa sürükleniyor. Allah’a yaklaştırılmayan, ahiret şuuru verilmeyen her genç boşluğunu haramla, maddeyle ve isyanla doldurur. Bugün sahip çıkmazsak yarın sadece evlatlarımızı değil, neslimizi kaybederiz. vesselam
GENÇLİK ELDEN GİDİYOR!




