Loading...
tr usd
USD
0.07%
Amerikan Doları
44,90 TRY
tr euro
EURO
-0.06%
Euro
52,91 TRY
tr chf
CHF
-0.1%
İsviçre Frangı
57,60 TRY
tr jpy
JPY
0%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
0.43%
Rus Rublesi
0,61 TRY
tr cny
CNY
0.07%
Çin Yuanı
6,59 TRY
tr gbp
GBP
0.02%
İngiliz Sterlini
60,81 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
-0.2%
Euro Amerikan Doları
1,18 TRY
bist-100
BIST
-0.15%
Bist 100
14.463,76 TRY
gau
GR. ALTIN
-0.49%
Gram Altın
6.919,43 TRY
tr btc
BTC
2.8%
Bitcoin
3.546.552,14 TRY
tr eth
ETH
2%
Ethereum
104.229,11 TRY
tr bch
BCH
2.86%
Bitcoin Cash
20.479,74 TRY
tr xrp
XRP
1.78%
Ripple
62,98 TRY
tr ltc
LTC
1.19%
Litecoin
2.528,35 TRY
tr bnb
BNB
0.25%
Binance Coin
27.970,81 TRY
tr sol
SOL
1.16%
Solana
3.799,78 TRY
tr avax
AVAX
0.82%
Avalanche
414,21 TRY
  1. Haberler
  2. Genel
  3. Tevhid ve Kurumsallaşmış Tağut Amerika

Tevhid ve Kurumsallaşmış Tağut Amerika

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Tevhid: bir olan eşi ve benzeri olmayan, yaratan rızık veren, hüküm koyan hükümlerinde adil olan ve adaleti emreden bir olan Allah’ın varlığına iman ederek, hayatını/yaşamını o Allah’ın varlığı ve rızası ile anlamlandırmaktır ve Allah’ın rızasına göre düzenlemektir.

Andolsun, biz her ümmete: ‘Allah’a kulluk edin ve tağuttan kaçının’ (diye tebliğ etmesi için) bir elçi gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, kiminin üzerine sapıklık hak oldu. Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonucu görün. (Nahl-36)

Tağut’a kulluk etmekten kaçınan ve Allah’a içten yönelenler ise; onlar için bir müjde vardır, öyleyse kullarıma müjde ver. (Zümer-17)

Tevhidin öğreticileri ve tebliğcisi olan peygamberler insanları “Tagut”a kulluk etmekten sakındırmak ve Allah’a kulluk yapmaya davet etmek için gönderilmişlerdir.

Sözlükte “azmak, sınırı aşmak” anlamındaki tuğyan kökünden türeyen “Tağut”un  asıl manası “aşırı derecede azgın ve mütecaviz”dir. Kuran’ı Kerim’de beş ayette Tağut kavramı ile Firavun’un azgınlığına atıf yapılır, üç ayette tuğyan ile küfür birbirinin tamamlayıcısı konumunda zikredilir.[1] Geçmişte daha çok şahıslar üzerinde somutlaşan Tağut kavramı günümüzde kurumsalmış ve büyük şeytan Amerika ile vücut bulmuştur. Tuğyanın, zulmün nasıl bir kibre dönüştüğünü, müstekbirliğin nasıl pervasızca yapıldığını günümüz Amerika’sında açık ve net bir şekilde görüyoruz.

Aksa Tufanı sonrasında tüm dünyanın gözü önünde Gazze’de yüzbinin üzerinde masum insanı çocuk, kadın demeden soykırımdan geçiren İsrail ve en büyük destekçisi Amerika tuğyanın somutlaşmış halidir. Amerika olmasa İsrail bu soykırımı yapamayacağı için bu soykırımın asıl suçlusu da Amerika’dır.  Azgın ve mütecaviz bir şekilde kendisine boyun eğmeyen bütün bir dünya halklarına zulmeden haksızlık yapan büyük şeytan Amerika, masum ve mazlum Gazze halkının en büyük destekçisi olan İran İslam Cumhuriyetine de haksız bir savaş açtı ve İran’da masum çocukları öğrencileri katletti. İslam Cumhuriyetine dayattığı bu savaşta istediği zafere ulaşamayan büyük şeytan, İran halkının onurlu direnişi karşısında bugün için dünya halklarının gözünde haksız ve başarısız bir durumda.

Bunca Tuğyan karşısında tevhide inanan her Müslüman’ın öncelikle ret etmesi gereken Amerika’nın zulmü ve azgınlığıdır. Allah’ın peygamberinin tagutları ret edin çağrısının günümüzde somut karşılığı Amerika’nın tuğyanına karşı çıkmaktır. Amerika azgınlığına karşı durmadan bir tevhit mücadelesi verilemez.

İslami bir STK’da yapılan tefsir dersinde Yunus suresinin 18. Ayeti işlenmişti.

Ayette rabbimiz “Allah’ı bırakıp kendilerine fayda da zarar da veremeyen şeylere tapıyorlar ve “Bunlar Allah katında bizim aracılarımız” diyorlar. Onlara şöyle de: “Göklerde ve yerde Allah’ın bilmediği bir şeyi O’na bildirmeye mi kalkışıyorsunuz? Onların yakıştırdıkları ortaklardan O’nun yüce ve münezzeh olduğunda şüphem yoktur.” (Yunus-18) buyuruyor.

Bir kardeşimiz ayetteki “Bunlar Allah katında bizim aracılarımız” ifadesinden hareketle sözü türbe ziyaretlerine getirerek Allah’ın sevgili kulları için filanın hürmetine bizi af et Allah’ım diye dua edip edemeyeceğimizi sordu. Tefsir dersini yapan hocamız ezan okunurken “Aziz Allah Şefaat Ya Resulallah” ifadesini kullanmasına rağmen bu tür duaların uygun olmadığını söyledi.

İslam’da “şefaat”ın olmadığını söyleyen ve “şefaat”ı ret eden bazı Müslümanlar var. Ben burada “şefaat” mevzusuna girerek yazıyı çok uzatmak istemiyorum. Ancak Peygamberimizin “şefaat” edeceğine inanıyorsanız Peygamberimizin hürmetine bizi af et Allah’ım diye dua edileceğini bilmeniz gerekir. Çünkü şefaat tam da budur zaten Peygamberimizin hürmetine af edilmektir. Bu yüzden tefsir dersi yapan hocanın hem “Şefaat Ya Resulallah” deyip hem de Peygamberimizin hürmetine bizi af et diye dua edilmesini eleştirmesine anlam veremedim.

Bir başka kardeşimizde Şii Müslümanların Ehli Beyt türbelerini ziyaretleri ve bu türbelerdeki tavırları ile ilgili eleştiriler yaptı. Daha öncede Şii Müslümanların “Ya Ali” “Ya Hüseyin” ifadeleri ile ilgili bazı eleştiriler duymuştum.

 “Bilinmeli ki halis dindarlık yalnız Allah için olanıdır. Allah’tan başka şeyleri kendilerine koruyucu kabul edenler, -ki “sadece bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye onlara tapıyoruz” diyorlar- ayrılığa düştükleri konularda Allah onların arasında hükmünü verecektir. Yalancı ve inkâra saplanmış kimseyi Allah kesinlikle doğru yola yöneltmez.” (Zümer-3)

Kuran’da bir konuyu doğru anlamak için o konu ile ilgili tüm ayetlere bakmak gerekir. Sadece Zümer 3 ve Yunus 18’e bakarak bu konuyu doğru değerlendirmek mümkün olmaz. Genellikle bu ayetlerdeki “sadece bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye onlara tapıyoruz” ifadesinden hareketle Ehli Beyt İmamlarının kendilerini Allah’a yaklaştırdığını söyleyen Şii Müslümanlar ve Evliyaların, mürşitlerin, Salih kulların kendilerini Allah’a yaklaştırdığını söyleyen Sünni tasavvuf ehli Müslümanlar mahkum ediliyor hatta kimileri tarafından zaman zaman tekfir ediliyorlar.

Şimdi sormak istiyorum. “Peygamberimiz beni Allah’a yaklaştırıyor dersem” yanlış bir söz mü söylemiş olurum. Peygamberimiz, Allah’ın mesajını bize getirmedi mi? Vahyi Kuran’ı nasıl yaşamamız, nasıl anlamamız gerektiğini bize öğretmedi mi? Vahyi Kuran’ı peygamberimizden öğreniyorsak onun gibi anlamaya çalışıyor yaşamaya çalışıyorsak peygamberimiz bizi Allah’a yaklaştırmış olmaz mı?

Allah Resulünün “Ben ilmin şehriyim Ali’de ilmin kapısıdır” buyurduğu yaşayan bir Kuran olan Hz. Ali’den Kuran’ı/İslam’ı öğrenmeye çalışırsak Hz. Ali bizi Allah’a yaklaştırmış olmaz mı? Direnişin öğretmeni olan İmam Hüseyin’den zalimlere karşı direnmeyi haksızlığa adaletsizliğe dik durmayı öğrenirsek İmam Hüseyin bizi Allah’a yaklaştırmış olmaz mı?

Biz Fatiha suresinde her gün namazlarımızda “Ya rabbi bizi doğru yola ilet kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna” diyoruz.

Nisa suresinin altmış dokuzuncu ayetinde Allah’ın kendilerine nimet verdikleri “peygamberler, sıddıkler, şehidler ve salih kişiler” olarak anlatılıyor. Bizi Allah’a yaklaştıracakları için nimet verilenlerin yolunda olmak istemiyor muyuz? Nimet verilenlerinin yolunun Allah’ın rızasına giden dosdoğru yol olduğunu Fatiha suresi açık bir şekilde anlatıyor diye düşünüyorum.

Allah Resulü Müslim’de geçen bir hadiste “Size iki ağır emanet bırakıyorum: Birincisi Allah’ın Kitabı’dır… diğeri de Ehl-i Beytimdir. Ehl-i Beytim hakkında size Allah’ı hatırlatırım…” Bu hadisin Tirmizi’de geçen rivayetinde onlara sarılırsanız sapmazsınız ifadesi yer alır.

Bu durumda Peygamberlerin şehitlerin, imamların, ehli beytin, Salih kimselerin insanı Allah’a yaklaştıracağını söylemek yada Allah’ın Salih seçkin alim ve hatta çoğu şehit olan Ehli Beyt İmamlarının bizi Allah’a yaklaştıracağını söylemek, Mekke müşriklerinin “sadece bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye onlara tapıyoruz” ifadesi ile nasıl aynı görülebilir.

Rabbimiz Kadir gecesini diğer gecelerden ayırdığı gibi, Kabe gibi kutsal mekanları diğer mekanlardan ayırmıştır. Aynı şekilde peygamberleri ve kendisine nimet verdiği şehitleri Salih kimseleri de diğer insanlardan ayırmıştır. Peygamberlere, peygamberimizin temiz ehli beytine, seçkin ashabına, Salih kimselere saygı duyup hürmet etmek gerektiği gibi onların hatırasına, türbesine saygı duyup hürmet göstermekten daha doğal bir şey olamaz. Hatta bu saygı ve hürmet Müslüman olmanın bir gereğidir. Şii Müslümanların yada tasavvuf ehli Sünni Müslümanların bu saygı ve hürmetlerini abartılı bulabilirsiniz eleştiride yapabilirsiniz ancak alay etmeye tekfir etmeye kimsenin hakkı olmaz en azında saygı duymak zorundayız.

Tevhid adına türbeleri yıkan Suudiler, Amerika’nın tagutluğunu ret etmedikleri gibi bu tagutluğa destek oluyorlar. Aksa Tufanı sonrasına da Gazze’de yüzbinlerce Sünni Müslüman’a soykırım uygulayan İsrail ve Amerika’ya destek olan Suudi ve diğer adı İslam ülkesi olan ülkelerin yöneticileri ve o yöneticilerin Amerika yanlısı politikalarını destekleyenler yada Amerika’nın gücü ile mazur gören halkları ehli tevhit oluyorlar. Ama Gazze’deki Sünni Müslümanlar için kendilerini feda eden Lübnan’da, Yemen’de, İran’da ciddi bedeller ödeyen, Amerika’nın tagutluğunu ret eden Şii Müslümanlar Ehli beyt türbelerine aşırı sevgi gösteriyorlar diye soykırımcı İsrail’e füze gönderirken Ya Ali, Ya Hüseyin diyorlar diye tevhitten sapıyorlar öylemi. Bence kesinlikle ve kesinlikle bu anlayışta olanların bu yaklaşımlarını vahyin ışığında yeniden değerlendirmeleri gerekiyor.

Ben tasavvuf ehli de olmayan Sünni bir Müslüman olarak türbelerde Şii Müslümanların ehli beyt türbelerine kutsal mekanlara gösterdikleri ilgi ve alakayı gösteren biri değilim. Ancak Şii Müslüman kardeşlerimin bu tavırlarını anlamaya çalışıyorum. Tüm Müslümanların her konuda aynı düşünmeleri elbette mümkün değildir. Onun için herkesin aynı düşünmesini beklemediğimiz gibi aramızdaki farklı inanış ve düşünceleri, farklı tavırları anlayışla karşılamak saygı duymak zorundayız. İnsan olmak, Müslüman olmak, kardeş olmak bunu gerektirir. Ben şahsen Şii Müslümanların ehli beyt türbelerine gösterdikleri ilgi ve alakayı hac’da tüm Müslümanların Hacer’ül Esved’e gösterdikleri ilgiye benzetiyorum ve anlayışla karşılıyorum. Doğrusu Ehli beyt İmamlarının Hacer’ül Esved’den daha az kutsal olmadıklarına inanıyorum. Nasıl Hacer’ül Esved’e olan ilgi İslam dışı görülemezse Ehli Beyt İmamlarının türbesine duyulan ilgide İslam dışı görülemez.

“Allah yolunda öldürülenlere «ölüler» demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız.” (Bakara-154) Şii Müslümanların Ya Ali, Ya Hüseyin söylemlerinin sırrının ben bu ayette aranması gerektiğine inanıyorum. Bu söylem İmam Ali ve İmam Hüseyin’le diri olan birileri ile seninle birlikte yaşıyor gibi bağlantı kurmaktır. Yoksa onları Alemlerinrabbinin yerine koymak değildir. Onlardan İmanı, İslam’ı ve direnişi öğrenmektir.

Nahl/36 ve Zümer /17, bize asıl tevhidin tagutları red etmek olduğunu öğretiyor. Tagutları red etmeden tevhid ve adalet mücadelesi verilemez.

Tagutları ve günümüzün en büyük tağutu Amerika’yı ret edip, Amerikan zulmüne, Amerikan emperyalizmine karşı mücadele eden gerçek tevhit ehli Müslümanlara selam olsun….

[1] İslam Ansiklopedisi Tağut kavramı

Tevhid ve Kurumsallaşmış Tağut Amerika
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

H24 Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.