Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler; ağzına dolar insanın. Sussan acıtır, konuşsan kanatır.” Oğuz Atay
“Beni korkutan tek şey, çektiklerime değmeyecek olmaktır”. Dostoyevski
“Bibin kuştîyê devê Şêran, nebin hêsîrê lepê Rovîyan.“Aslanların ağzındaki öldürülmüş ol, tilkilerin elindeki esir olma.” Kürt atasözü.
Aşağıda Çerçeve yasa metninde görüldüğü gibi, bu sürecin sahibi olan devlet, bu yasaya “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” ve öbür adıyla bu sürece “Terörsüz Türkiye” diyor. Bu yasada Kürt, Kürdistan haklarına dair bir atıf, şöyle dursun, tek bir defa kazaen bile Kürt kelimesi geçmiyor. Peki, buna karşın bu sürecin muhatabı olan Kürtler de, korkusuz bir şekilde biz de “Terörsüz bir barışın yurdu olan bir Kürdistan” istiyoruz, diye bilecekler mi? Önümüzdeki zamanlarda bunu net olarak görebileceğiz.
Gelecekte bu süreç nasıl işleyecek? Bunu hiç birimiz şimdiden bilemeyiz. Ancak, bu ülkede yaşanan 150-200 yıllık tarih deneyimlerinden yola çıkarak, bazı tahminlerde ve belirlemelerde bulunabiliriz. Bunun dışında ister lehte, ister aleyhte olsun, ne konuşursak konuşalım, hep afakî olacak. Söylemlerimiz hep hayal ve duygu sömürüsü satıcılığı olacak. Kamuoyu ve kitleleri manipüle etmeye dönük, gerçeğe ve hakikate dayanmayan boş ajitasyonlar olacak.
Burada üzerinde durulması gereken tek şey, silahlı bir örgütün feshinden sonra, daha önceleri her taraftan akan bir kan ve gözyaşının, yarınlarda duracağı iddiası ve tahminidir. Her halde ayrı milletler olarak Kürtler ve Türklerin, üzerinde zımnen uzlaşabildiği tek nokta da budur. Çünkü hiç bir şey, bir insanın canından ve yaşam hakkından daha önemli değildir. Diğer bir husus.30-40 yıldır hapislerde ve sürgünlerde olan, örgütle iltisaklı veya bu konuda davalı kişilerin artık ana-babalarına, diğer sevdiklerine kavuşabilme ihtimalleri. Bunların dışında elde avuçta şimdilik somut hiç bir şey yok, görünmüyor.
Bu süreç ve yasa ile daha önceleri benzeri hiç görülmemiş çok ilginç bir ilk de yaşanıyor. Hiçbir terör yapısı ile hiç bir iltisaki bulunmayan bir Kürd olarak bu belirlemeyi yapmak durumunda yım. Dünyanın hiç bir yerinde, toplumsal bir sıkıntıdan dolayı aykırı bir mücadeleye atılan bir hareketin, uzun yıllar süren bir devinimden sonra “Bir Terör örgütü, üyelerinin de Terörist” olarak tanımlandığı, bir kanun metnine imza atıp onaylayan hiç bir örgüte, liderine ve ona bağlı legal siyasetçilere, hiçbir yerde rastlanmamıştır, sanırım. Bu, üzerinde çokça düşünülmesi gereken, traji komik bir ilk ve pratiktir… Bu yasadan önce Kürtler, ya da başkaları bu örgütün mensuplarına ve pratiklerine terörist ve terör yaftasında bulunsalardı, örgütün yeminli propagandistleri, onları yekten xain, sosyal ajan veya cahş, xwe firoş olarak imleyip, gerekenleri yapacaklardı, her halde.
Bütün bu net belirsizliklere rağmen biz, yine de temkinli iyi niyetimizi korumaya çalışacağız. Dua ve temennimiz odur ki, komşu iki millet, eşit haklar ve statüler temelinde onurlu bir yaşam zemininde şerefli bir barışa kapı aralarlar. Çünkü Kürtlerin çocukları, keyifli bir Keklik avı için dağların yolunu tutmadılar. Kürtlerin bir millet olarak var olma, meşru milli ve insani haklarına sahip çıkma davaları hala çözümsüz bir şekilde orta yerde duruyor.
Bu bağlamda bu coğrafyada yaşayan Müslüman milletlerden Türk, Arab ve Farsların devletleri, bayrakları, orduları ve milli sınırları var. Dilleri, Kültürleri, Tarih ve edebiyatları… Her şeyleri serbesttir.
Ancak bu coğrafyada dördüncü bir millet olarak Kürtler de yaşıyor. Nüfusları da öyle az buz değildir. Parçaların ve Diasporaların toplamında, en az 60-70 milyonluk bir nüfuslarından söz ediliyor. Kürtler de nüfus çoğunluğu itibariyle Müslüman’dırlar. Ama onların hiç bir şeyleri yok ve serbest değildir. Her şeyleri ölümcül derecede yasak ve adeta haram statüsünde. Burada sormamız gereken asıl hayatî soru şudur. Kürtler Müslüman, dahası insan değiller midir? Bu yasaklar neden acaba? Kürtler kendi cami ve mescitlerinde dahi kendi dilleriyle, kendilerini yaratan, rızıklandıran Rablerini bile anamıyorlar. Neden? Son 50 yıllık kirli savaşta yüz binlerce Kürd genci öldü. On binlerce köy ve mezraları boşaltıldı. Milyonlarca Kürt insanı aç ve sefil bir şekilde zorunlu göç mağduru oldu. Kürt coğrafyası trilyonlarca maddi /manevi kayba ve zarara uğratıldı. Neden? Kürt şehirleri ve kasabalarının göbeğinde, sivil bir yaşamın tam ortasında ölüm kusan hendekler kazıldı. Neden?
Bunca felakete rağmen Kankalar, can ciğer olup çok mahir bir şekilde allengirili bir barış oyunu oynuyorlar. Madem öyle ise bütün bu felaketin, anaforun asıl müsebbibi kim? Ona zemin hazırlayanlar kim? Kürt milleti bu hengâmede kendisine dayatılan katliam, talan, sürgün ve kültürel soy kırımın, bunca kayıp ve tahribatın hesabını kimden ve nasıl soracak? Bu tufanın hesabını Kürt milletine kim ödeyecek? Birileri bu tufanın hesabını bu millete ödemeliler, değil mi?
Kardeşlik, dostluk ve komşuluklar karşılıklı saygı ve adil bir hukuk üzere yaşanır. Hile ve aldatmalar üzerine değil. Müslüman insanlar, temiz bir vicdan, ahlak ve iman sahibi olmalı, öyle değil mi dostlar?
Adama sorarlar. Madem bu kadar hümanist bir kardeşlik edebiyatına âşıktınız, o halde bu belada, 150 bin Kürd insanını ne diye toprağa gömdünüz? 10 bin Kürd köyü neden boşaltıldı? 10 milyon Kürd insanı neden zorunlu bir göçe tabi tutuldu? Açlık ve sefalete mahkûm edildi? Milyonlarca Kürd çocuğu asimile oldu? Ana dilini kaybetti? Kürdistan neden harabeye çevrildi? Daha dün Rojava Kürdistan’ı işid canavarlarına teslim edildi. Neden? Bu vahşet, kardeşlik şöyle dursun, insanlığa sığar mı?
Bu gün 10 bin kişilik nüfuslarıyla devlet sahibi olabilmiş kabilelerin bile bulunduğu bir dünyada, Nüfusları 60-70 milyon diye ifade edilen, çok kadim bir tarihe ve mümbit bir coğrafyaya sahip olan Kürt milletine ölümcül bir Devletsizlik Nimetlerine güzelleme yapanlar hangi din, iman, mezhep, ahlak ve insani vicdana sahiplar acaba?
Şimdi de birileri hiçbir şey olmamış gibi riyakârca bir kardeşlik oyunu oynuyorlar. Bunca acı ve yıkımın üstüne keyif çatan bir kardeşlik hikâyesinin edebiyatı tutar mı acaba? Temiz bir akıl ve vicdana göre tutmaz… Ama üzgünüm ki köle ruhlular pek çok şey söyleyebilirler ama asla özgürce düşünemezler.
Haklı bir eleştiri ve intizarı bir düşmanlık ve ihanet olarak algılayan bir siyaset aklı, her şeyden önce kendi kendini bitirir. Kendi toplumunu da ağır bir kaosa sürükler.
Kürtler adına siyaset üretenler, çok ağır bir çelişki ve tutarsızlık içindeler ama bu gerçeği ya göremiyorlar ya da onlara komut verenler görmelerini istemiyorlar…
Bu gün Kürtlerin Milli Devlet taleplerini, çok üstenci bir dil ile ” ilkel bir milliyetçilik” olarak kodlayıp aşağılayanlar, milli/ulusal olmayan hangi devletin Nüfus kâğıdı ve Pasaportu ile yaşamlarını sürdürüyorlar veya sürdürecekler acaba?
Kürdistan’ın zorla 4-5 parçaya bölünmesi, Kürdistan coğrafyasının, işgalcilerinin zevkine göre sosyolojik bir kırıma uğratılması, Kürt dili, kültürü, tarihi, edebiyatının en katı militarist bir inkâr ve asimilasyona uğratılması, hangi kibar demokrasinin çok nazik bir eseri acaba? Bizim adımıza, güya siyaset üretenler buna demokrasi diyorlar.
Yapay zekâya göre DEM Parti temsilcileri Filistin meselesini dış politika, toprak işgali ve uluslararası insan hakları bağlamında ele alırken, Türkiye’deki Kürt meselesini ise ülke içindeki anayasal, hukuki ve demokratik bir bütünleşme sorunu olarak tanımlamaktadır. Partinin yaklaşımına göre bu iki mesele farklı zeminlere dayanır. [1, 2]
Yaklaşım Farklılıklarının Gerekçeleri:
Filistin Meselesi: İsrail’in Filistin topraklarındaki politikaları uluslararası hukuka ve devletlerarası sınırlara aykırı bir “işgal ve soykırım” olarak görülür. Çözümü dış politika ve küresel adalet eksenindedir. [1, 2, 3]
Kürt Meselesi: Türkiye sınırları içinde yaşayan vatandaşların eşit haklar, kimlik tanınması ve demokratik standartlar temelinde bir arada yaşamasını kapsar. Çözüm adresi olarak silahlı veya dışsal müdahaleler değil, demokratik siyaset ve hukuk zemini savunulur. [1, 2]
Bayan bir Dem milletvekili, bunu dillendirip Filistin meselesine işgaldir, diyor ama Kürt meselesine ise, Demokrasi bunu çözer, diyor. Sanki Kürt toprakları hiç 4-5 parçaya bölünmemiş gibi. Sanki Kürdistan topraklarında Dersim, Piran, Zilan, Bitlis, Sason, Ağrı,33 Kurşun, Halepçe, Enfal, Çarçıra, Hamudê, Roboski, Şengal, Kobani, Hendek Katliamları hiç yaşanmamış gibi. Sanki bütün bunlar Patagonyada yaşanmış gibi. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Bu masala hangi toprağın kuşları inanır acaba?
Bu gün oynanan oyunun aynısı, çok yakın tarihte, daha dün Kürtlere, hemen hemen aynı kavramlarla oynandı. Kürtler, içi boş bir din kardeşliği edebiyatı ile sürgün kuşları gibi, cepheden cepheye sürüklendiler. M.Kemal Atatürk, Kürt Şeyx ve ağaları ile çok maharetli dindarane(!) sohbetler ederek, bu ülke Müslümanların. Kürtler ve Türklerindir. Türkün neyi varsa, Kürd de ona sahip olacak garantisini verdi. Kürtlerin insan gücü ve malî desteğiyle Anadolu’yu işgallerden temizledi. Cumhuriyeti kurdu. Ayaklarını yere sağlam bastıktan hemen sonra kıytırık bahanelerle, Kürd katliamlarına başladı. Dersim, Piran, Zilan, Bitlis, Sason… Hepsinin detaylarını anlatmak çok uzun zaman alır. Özetle: 100 yıldır, Kürdün vatanı olan Kürdistan 4-5 parçaya bölünmüştür. Bu parçalamanın baş mimarı Türkiye ve İran’dır. Bir Kürdün bunları dile getirmesi bile, onun için bir ölüm sebebidir.
100 yıldır Kürd anadilini konuşamaz. Bu dil ile eğitim yaşamını sürdüremez. Camide, mescitte bile Kürtçe vaaz ve hutbe dinleyemez. 100 yıldır köyünün, dağının, ovasının Kürtçe ismi yasak. 100 yıldır Sıkıyönetim, Olağan üstü hal, Özel polis, asker ve Toma zoru ile yönetilir durur.
Son 50 yıllar ise Kürdistan toprakları ve Kürt toplumu PKK, Hizbullah, Özel tim, Jitem, Korucu zulmü, faili meçhul cinayetler ve katliamları gibi ağır bir belanın içine sürüklendi.
Kayım siyasetinden söz etmek bile istemiyorum. Allah bu millete daha ağır belalar vermesin. Her daim aldatılmaya müsait Kürt Sol siyaset aklına, bir an için uydu. Piro’ya oy verdi. O da Kürtleri el altından soft kafatasçı Ümit Özdağa satacaktı, Allahtan kazanamadı. Yoksa kim bilir bu milletin başına daha neler gelecekti.
Burada asıl unutulmaması gereken husus şudur: Kürtler ne kadar militer, para militer bir şiddete karşı iseler, en az o kadar Kürdistani/milli ve insani haklarının ret, inkâr ve imhasına, asimilasyon ve dezenformasyona, kültürel erozyona uğratılmasına da karşıdırlar. Bazılarının veya birilerinin anlamadığı esas mesele budur.
Bu yüzden bu millet bu hali ile bu sistemden artık bütünüyle boşanmaya yeminli. Çünkü sadece Türklüğün yüceltilmesi ve çıkarlarını korumaya dayalı bu sistem, varlığını her açıdan Kürdün yokluğu üzerinden bina etmeye uğraşıyor. Bu minvalde Kürt milletinin kahir ekseriyetinin düşüncesi şu şekildir. Kendi varlığını, benim yokluğum üzerine inşa eden bir sistem için, ben ne diye boş yere enerjimi harcayayım? Kendimi boşu boşuna yorayım? Bir gücüm olsa, meşru çerçevede, bir an önce kendimi ondan kurtarmanın yollarına bakarım. Bu da evrensel hukuk açısından bu milletin en tabii hakkıdır.
Bu zaruri izahattan sonra şimdi Çerçeve Yasaya bakalım.
Çerçeve yasanın detayları ve tam metni: Ne zaman yürürlüğe girecek, kimleri kapsayacak?
TBMM Genel Kurulu’nda 467 evet oyuyla kabul edilen çerçeve yasa teklifinin detayları ve tam metni…
Kamuoyunda çerçeve yasa olarak bilinen 12 maddelik “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Yasa, PKK/KCK ve bununla bağlantılı oluşumların faaliyetleri kapsamında veya lehine işlenen suçlara yönelik geçici düzenlemeler içeriyor. Kabul edilen teklife göre soruşturma ve kovuşturmalar ile kesinleşmiş cezaların infazı, suçun niteliğine ve ceza miktarına göre beş veya 10 yıl ertelenebilecek. Teklifin ilk maddesine göre bütün işlemlerin başlayabilmesi için PKK/KCK’nin ve bağlantılı oluşumların fiilî varlığına son verdiğinin, kontrolündeki silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi gerekiyor. Bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilmesi ve kararın Resmi Gazete’de yayımlanması şartı aranacak.
MGK kararının Resmi Gazete’de yayınlanmasının ardından çerçeve yasa resmen yürürlüğe girecek ve 6 aylık başvuru süresi başlayacak.
Çerçeve yasa kimleri kapsayacak? PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda düzenlenen suçlardan hüküm giyenler yasa kapsamına girecek. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 01.06.2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar kapsam dışı tutulacak.
Soruşturmalar, kovuşturmalar ve cezalar nasıl ertelenecek?
Yeni yasa teklifinde haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerle, hüküm giymiş mahkûmlar iki ayrı başlıkta değerlendirilecek.
Soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi
• Üst sınırı 15 yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlarda 5 yıl,
• 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 10 yıl süreyle soruşturma ve kovuşturmalar ertelenecektir.
Kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında ise bozma kararı verilerek ilk derece mahkemesi tarafından erteleme kararı verilecek. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde kovuşturma yapılmasına yer olmadığı veya düşme kararı verilecek.
Kesinleşmiş cezaların ertelenmesi
• Toplam 15 yıl veya daha az hapis cezası 5 yıl,
• Toplam 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında mahkûmiyet 10 yıl süreyle itiraz yolu açık olmak üzere infaz hâkiminin kararıyla ertelenecek.
Erteleme süresi suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılacak. Erteleme sürelerinde dava ve ceza zamanaşımı süreleri işlemeyecek.
Teyit-tespit mekanizması için 8 üyeli özel kurul Yasanın uygulanması ve denetiminden sorumlu bir kurul oluşturulacak. Cumhurbaşkanı yardımcısı başkanlığında, teyit ve tespitle ilgili oluşturulacak “Değerlendirme ve Koordinasyon Kurulu” sekiz üyeden oluşacak. Kurulda Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve Adalet, İçişleri, Aile ve Sosyal Hizmetler, Milli Savunma ve Çalışma Bakanları yer alacak. Yasa ile TBMM bünyesinde ayrıca İzleme Kurulu oluşturulacak. Kurulun kimlerden oluşacağına TBMM Başkanı karar verecek. Kanunla kurulacak komisyon, Meclis İçtüzüğü hükümlerine tabi olmayacak.
Silahsızlanma ve teslim faaliyetleri nasıl koordine edilecek? Dağdaki örgüt üyelerinin silah teslimi ve kayıt alınma işlemlerine ilişkin Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın ilgili kurumların görüşünü alarak yeni bir genelge hazırlaması bekleniyor.
İşte çerçeve yasanın tam metni:
Amaç ve kapsam
MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesidir.
(2) Bu Kanun hükümleri, PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen 7.2.2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda düzenlenen suçları kapsar.
Tanımlar
MADDE 2- (1) Bu Kanunda geçen;
a) Örgüt: PKK/KCK terör örgütünü ve bağlı bütün oluşumlarını,
b) Kurul: Bu Kanunun 7 nci maddesi uyarınca oluşturulacak Kurulu, ifade eder.
Soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi
MADDE 3- (1) Örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1.6.2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren ve üst sınırı on beş yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar beş yıl, on beş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ise on yıl süreyle ertelenir. Erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemez. Bu suçlarla ilgili dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresince muhafaza edilir. Müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verilir ve Hazineye irat kaydedilir. Karar, kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara tebliğ edilir. Kararda başvuru ve itiraz hakkı ile süresi ve mercii gösterilir.
(2) Birinci fıkra uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlara karşı kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlar iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Birinci fıkra uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin mahkeme tarafından verilen kararlara karşı da iki hafta içinde itiraz edilebilir.
(3) Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından önce işlenmiş olup da 1 inci madde kapsamına giren suçlardan dolayı bu tarihten sonra başlatılacak soruşturmaların yapılması, Kurulun iznine bağlıdır.
Koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar
MADDE 4- (1) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı verilmiş olan tutuklama ve adli kontrole ilişkin koruma tedbirleri, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu evredeki yetkili hâkim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirilir ve koşullarının bulunması halinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verilir.
(2) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verilir.

Erteleme kararlarının kaydedilmesi ve yeniden suç işlenmesi
MADDE 5-
(1) 3 üncü madde uyarınca verilen erteleme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, ikinci fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilir.
(2) Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, erteleme kararı kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam olunur. Mahkûmiyet halinde verilen cezanın infazı, 6’ncı madde uyarınca ertelenmez ve mahkûmiyet hükümlerinin tüm sonuçları doğar. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde kovuşturma yapılmasına yer olmadığı veya düşme kararı verilir.
Mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi
MADDE 6- (1) Örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkûm olanlar ile 1.6.2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren suçlardan;
a) Toplam on beş yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazı beş yıl süreyle,
b) Toplam on beş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazı on yıl süreyle, infaz hâkiminin kararıyla ertelenir. Bu fıkranın uygulanması, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemez. Erteleme süresi içinde ceza zamanaşımı işlemez.
(2) Birinci fıkra uyarınca infaz hâkimi tarafından verilen erteleme kararlarına karşı itiraz edilebilir.
(3) Birinci fıkra uyarınca verilen erteleme kararları, 5 inci maddenin birinci fıkrasına göre oluşturulan sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, dördüncü fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilir.
(4) Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, infaz hâkimi tarafından erteleme kararı kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verilir. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılır. Erteleme kararlarının takibi Cumhuriyet başsavcılıklarınca yapılır.
Takip, koordinasyon ve uygulama
MADDE 7- (1) Bu Kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi; Kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden müteşekkil Kurul tarafından yapılır. İhtiyaç halinde Kurul tarafından; alt komisyonlar oluşturulabilir, bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişiler Kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilir.
(2) Kurul tarafından, sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabilir.
(3) 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben bu Kanunun amacı ve kapsamı doğrultusunda; örgütün tamamen tasfiyesi ve bu duruma ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirme yapılabilir. Kurulun gerekli görmesi halinde adlî, idarî ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunulur.
(4) Bu Kanun uyarınca verilen erteleme kararları, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirilir ve gerekli görülmesi halinde;
a) Soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, sulh ceza hâkimliğinden veya mahkemesinden, b) Mahkûmiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, infaz hâkimliğinden, Kurul tarafından talep edilir. Talep hakkında ilgili mercii tarafından karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir. Bu fıkranın (b) bendi uyarınca talepte bulunulabilmesi için beş yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren iki yıl, on yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise üç yıl geçmiş olması gerekir.
(5) Kurul, çalışmaları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendirir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu kurulur. İzleme Komisyonu, bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izler ve tavsiyelerde bulunabilir.
(6) Kurulun sekretarya hizmetleri Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yerine getirilir.
Silah ve malzeme teslimi
MADDE 8- (1) Bu Kanun kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme kayıt altına alınır.
(2) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirlenir.
Süre
MADDE 9- (1) Bu Kanun hükümleri, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanır.
Görev ve sorumluluk
MADDE 10- (1) Bu Kanun kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilir.
(2) Bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukukî, idarî veya cezaî sorumluluğu doğmaz.
Yürürlük
MADDE 11- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 12- (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Numan Kurtulmuş’tan çerçeve yasa açıklaması: Bundan sonra süreç tıkır tıkır işleyecek
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Meclis’teki oylamada 467 kabul oyu ile yasalaşan “Terörsüz Türkiye Yasası” teklifine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çok titiz çalışmalar sonucu bu aşamaya gelindiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Yeni bir dönemi hep birlikte inşa edeceğiz” dedi.
Haber Giriş: 10.08.2026 /Son Güncelleme: 11.08.2026 ( https://gazeteoksijen.com/turkiye/numan-kurtulmustan-cerceve-yasa-aciklamasi-bundan-sonra-surec-tikir-tikir-isleyecek-285453 )
Son sözler niyetine.Her şeye rağmen yeryüzünde her millet, her insan için onurlu bir barışın, adil bir hukukun egemen olduğu,hiç kimsenin ötekileştirilmediği, köleleştirilmediği, zülüm ve talana uğramadığı, bütün meşru haklarını özgürce yaşayabildiği bir dünya dileği ve umuduyla…
13.08.2026 / Diyarbakır



