Gazze’de Şehid Şeyh Said Mescidi

Bazı isimler vardır; yalnızca bir insanı değil, bir dönemi, bir mücadeleyi ve bir hatırayı temsil eder. Şehid Şeyh Said’in adı da bizim için böylesine derin bir anlam taşımaktadır. Bugün onun adını Gazze’de bir mescidin kapısına yazmak, geçmişten bugüne uzanan bir vefanın ve ortak hafızanın ifadesidir.
1925 yılında Şeyh Said öncülüğünde başlayan hareket, dönemin siyasi ve toplumsal şartları içerisinde inanç, kimlik ve İslami değerler ekseninde şekillenen önemli hadiselerden biri olarak tarihe geçti. Hareketin bastırılmasının ardından Şeyh Said ve beraberindeki birçok isim idam edildi. Aradan bir asır geçmesine rağmen bu hadise, Türkiye’nin yakın tarihinin önemli tartışma başlıklarından biri olmayı sürdürmektedir.
Bizim için ise tarihin bu sayfaları yalnızca geçmişte yaşanmış hadiselerden ibaret değildir. Şehitlerin isimlerini yaşatmak, onların hatıralarını korumak ve gelecek nesillere aktarmak her şeyden önce bir vefa meselesidir.
Kudüs Gönüllüleri olarak yıllardır Türkiye’de şehitlerimizin hatırasını yaşatmaya gayret ediyoruz. Şartlar ve konjonktür ne olursa olsun, başta İskilipli Atıf Hoca olmak üzere inancı ve düşüncesi uğruna bedel ödeyen isimleri anmayı, onların hatıralarını korumayı ve gelecek nesillere aktarmayı sürdürüyoruz.
Yaklaşık üç yıldır Gazze’de de insani yardım çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çadır kentler kuruyor, aşevleri ve mutfaklar açıyor, derslikler oluşturuyor ve mescitler inşa ediyoruz. Ancak bizim için bütün bunlar yalnızca fiziki yapılardan ve hizmetlerden ibaret değildir. Her bir mescit, her bir mutfak, her bir derslik ve her bir çadır; aynı zamanda dayanışmanın, kardeşliğin ve vefanın birer sembolüdür.
Bu nedenle Gazze’de inşa ettiğimiz mescitlere ve oluşturduğumuz diğer hizmet alanlarına isim verirken özel bir hassasiyet gösteriyoruz.
Gazze’deki kardeşlerimizin Türkiye’nin şehitlerini tanımasını; Türkiye’deki kardeşlerimizin de Gazze’nin şehitlerini ve mazlumlarını unutmamasını istiyoruz. Coğrafyalar farklı olsa da acılarımızın, dualarımızın ve kardeşliğimizin ortak olduğunu göstermek istiyoruz.
İşte Şehid Şeyh Said Mescidi, bu anlayışın bir eseridir.
Gazze’de kurduğumuz çadır kentte Şeyh Said’in adını taşıyan bir mescidin bulunması, bizim için iki coğrafya arasında kurulmuş anlamlı bir gönül köprüsüdür. Diyarbakır’da başlayan bir hatıra, bugün Gazze’de bir mescidin duvarında yaşamaya devam etmektedir.
Elhamdülillah, geçtiğimiz günlerde Şehid Şeyh Said Mescidi’nde ilk cuma namazı kılındı ve aziz şehidimizin hatırasına hutbe irat edildi.
Bu, bizim için yalnızca bir cuma namazı değildi. Aynı zamanda unutulmayan bir şehidin adının Gazze’de yeniden yankılanması, onun hatırasının ümmet coğrafyasının bir başka köşesinde yaşatılmasıydı.
Biliyoruz ki şehitler unutulmadıkça, isimleri yaşatıldıkça ve hatıraları nesilden nesile aktarıldıkça bıraktıkları emanet de yaşamaya devam edecektir.
Bugün Gazze’de bir mescidin kapısında Şeyh Said’in adı yazıyor.
Yarın o mescitte namaz kılan bir çocuk belki de bu ismin kime ait olduğunu soracak. Ona Şeyh Said anlatılacak. Böylece bir isim, bir hatıra ve bir tarih daha nesilden nesile aktarılacak.
Bizim gayemiz budur: Şehitlerimizi unutmamak, isimlerini ve hatıralarını yaşatmak, bıraktıkları emaneti gelecek nesillere ulaştırmak.
Gazze’den Diyarbakır’a, Kudüs’ten İstanbul’a uzanan bu vefa ve kardeşlik köprüsünü yaşatmaya devam edeceğiz.
Allah, Şehid Şeyh Said’e, dava arkadaşlarına ve Gazze başta olmak üzere ümmet coğrafyasının bütün şehitlerine rahmet eylesin. Ruhları şad, mekânları cennet olsun….vesselam


