Gıda sektöründe uzun yıllardır aynı hatayı izliyorum.
Hesap makinesi hep elde, ama pusula yok.
Bugün birçok gıda firması işe şu soruyla başlıyor:
“Bundan ne kadar kazanırız?”
Oysa asıl sorulması gereken şudur:
“Bunu doğru yapıyor muyuz?”
Başarı hesabı yapmayan, sadece para hesabı yapan gıda firmaları batmaya mahkûmdur.
Bu bir temenni değil, sektörün defalarca ispatladığı bir gerçektir.
Gıda; hızlı tüketilen ama yavaş inşa edilen bir alandır. Marka dediğiniz şey reklamla değil, istikrarla kurulur. Lezzetle, güvenle, tekrar eden doğruyla… Bugün maliyetten kısmak adına gramaj düşüren, malzeme kalitesini geri çeken, mutfağı vicdandan koparan her firma kısa vadede ayakta kalıyor gibi görünse de orta vadede masadan kalkmak zorunda kalır.
Çünkü bu sektör affetmez.
Tüketici bir kere kandırıldığını hissetti mi, ikinci şans vermez.
Lezzet düşerse, marka düşer.
Güven sarsılırsa, para zaten gelmez.
Ben bir şef olarak şunu çok net söyleyebilirim:
Kâr, mutfağın hedefi olamaz.
Kâr, doğru yapılan işin sonucudur.
Başarılı firmalar önce şu hesabı yapar:
Ürünüm gerçekten iyi mi?
Aynı kaliteyi yarın da verebiliyor muyum?
Bu tabağın arkasında durabilir miyim?
Bu sorulara cesurca “evet” diyemeyenlerin bilançosu ne kadar parlak olursa olsun, geleceği zayıftır.
Gıdada sürdürülebilirlik; ucuzlukla değil, dürüstlükle sağlanır.
Para, doğru mutfağı takip eder.
Ama mutfak, paranın peşinden koşarsa yönünü kaybeder.
Son sözüm nettir:
Başarıyı hesaplamayan hiçbir gıda firması uzun süre ayakta kalamaz.
Çünkü bu masada kalmak isteyenin önce işini ciddiye alması gerekir.
Mehmet Kudat
Gastronomi Yazarı & Danışman Şef




