Loading...
tr usd
USD
0.47%
Amerikan Doları
45,91 TRY
tr euro
EURO
-0.06%
Euro
53,42 TRY
tr chf
CHF
0.15%
İsviçre Frangı
58,48 TRY
tr jpy
JPY
0%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
0.1%
Rus Rublesi
0,64 TRY
tr cny
CNY
0.46%
Çin Yuanı
6,77 TRY
tr gbp
GBP
-0.22%
İngiliz Sterlini
61,84 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
-0.07%
Euro Amerikan Doları
1,16 TRY
bist-100
BIST
-1.64%
Bist 100
13.662,75 TRY
gau
GR. ALTIN
-0.88%
Gram Altın
6.658,45 TRY
tr btc
BTC
0%
Bitcoin
0,00 TRY
tr eth
ETH
0%
Ethereum
0,00 TRY
tr bch
BCH
0%
Bitcoin Cash
0,00 TRY
tr xrp
XRP
0%
Ripple
0,00 TRY
tr ltc
LTC
0%
Litecoin
0,00 TRY
tr bnb
BNB
0%
Binance Coin
0,00 TRY
tr sol
SOL
0%
Solana
0,00 TRY
tr avax
AVAX
0%
Avalanche
0,00 TRY
  1. Haberler
  2. Genel
  3. KEŞİŞ KEÇİ VE KEKİK-1

KEŞİŞ KEÇİ VE KEKİK-1

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yeryüzü büyük bir okuldur koca evrenin içerisinde en zor sınıfını okuduğumuz. Her yeni gün, doğan güneş, yaşanan mevsimler ve insanlar, yani Allah’ın kulları, hep yeni hisler, duyuşlar, şaşırtan, düşündüren bazen yoğun bir hüzün bazen durdurulamaz coşkulu çağlayanların içinde bırakır. Çoğu zaman tüm bu fark edişleri yaşamadan akıp gider zaman tüm monotonluğuyla.

Yeni bir coğrafyaya, ilk kez gideceğim yerlere doğru yola çıktığımda ruhumu hüzünlü bir sevinç, heyecanlı bir merak sarar. Yeni mekânlar, yabancısı olduğumuz nice faklı yaşamlar ve nice yeni hikâyeler seni bekliyordur. Şehrin mesai saatlerine sıkışmış monotonluğundan kurtulmanın inanılmaz hafifliği, zihninizi ve kalbinizi yeni şeylerle buluşmanın enerjisi ile buluşmanıza iştahlı bir zemin hazırlar.

Kırk yılını devirmiş birkaç dostla haftanın sonundan bir gün başından bir gün kırparak 4 günlük bir kaçamak buluşma yapma ile ilgili organizasyonu, aramızda bu konularda en maharetlimiz olan dostumuza bıraktık. Küçük rötuş değişikliklerle bir sabah namazı sonrası İstanbul’dan Çanakkale’ye doğru yola koyulduk. Bu kısa süreli buluşmanın planladığı yer olan Gökçeada’ya ilk kez gidecektim. Diğer dostların zaman zaman geldikleri Gökçeada ile ilgili beğenilerini, övgülerini birçok kez farklı vesilelerle dinlemiştim ve bu merakımı arttırmıştı. Bu nedenle Gökçeada mutlaka gitmem gereken yerler listesinde ilk sıralardaki yerini uzun süredir koruyordu. Nihayet bir Haziran ayının son haftasında Gökçeada ile buluşma fırsatını yakalamıştım.

Gökçeada'nın Neyi Meşhur? Gökçeada'nın Nesi Meşhur?

Gökçeada

Yol programı ve gezinin kabaca günlük etkinlik planlaması bu konuda maharetli olan dostumuza bırakmıştık. Bazen ne yiyelim gibi küçük detayları istişare etmesinin dışında günün etkinlik planlamasını sevgili dostumun engin deneyimlerine bırakmıştık.

Yolculuğumuza planladığımız gibi saat beş otuz sularında Başakşehir’de belirlenen yerde buluşarak tek araçla ve dört kişi olarak çıktık. Saat on ikide Gelibolu Yarımadası Kabatepe Limanından GESTAŞ firmasının işlettiği arabalı feribota ulaşacak şekilde yola çıktık. Limana yakın bir yerde mütevazı bir köy evinde kahvaltı molası verilecek. Araçla 15 dakika süren limana on bir otuz gibi hareket edilerek feribota binilecekti.

Tekirdağ Malkara sonrası yeni otoban ve köprüye giden otoyolu ilk kez kullanacaktım. Çanakkale ve Gelibolu yarım adasını çeşitli vesilelerle birkaç kez gezmiştim. Çanakkale savaşının aziz hatıralarını taşıyan bu yerler muhteşem doğasının barut kokularıyla, siperleri ve hala sık sık rastlanan toprağına suyuna karışmış şarapnel parçalarıyla tarihin ağır ve onurlu yükünü sırtında taşıyan bir muhteşem bir coğrafya. Aynı zamanda efsaneleşmiş Truva atı anlatısının MÖ 12.- 13. Yüzyıllarında yaşanmış Truva savaşının yine bu coğrafyaların eşsiz hatıraları arasında yer aldığı bilgisine sahiptim.

 Bir süredir görüşemediğim dostlarla bir araya gelme, hal hatır sorma ev ahalisi ile ilgili, iyiler mi? ne yapıyorlar? Okullar bitti mi? Sınavlar nasıl geçti? Gibi soruları ile sabahın mahmurluğu kısa sürede dağıldı. Nede olsa her birimiz altmışlı yaşlara merdiven dayamış, çoluk çocuk, torun torbaya karışmıştık.

İslami mücadele ortak paydasının yıllar içinde demlenen pekişen güven iklimi, dünya ve ülke ile ilgili sosyal, politik, ekonomik ve kültürel çeşitli olay ve gelişmelerle ilgili farklı görüş ve değerlendirmelerimizi bir çatışma olmaktan öte bir bakış açısı zenginliğine dönüşmesini kolaylaştırıyordu. Bunun önemli nedenlerinden biri de birbirimizin huy ve mizaçlarını az çok tanıyor olmamızdı.

Saat on sularında kahvaltı yapacağımız yol üstü köy evine ulaşmıştık. Kendi kaderini köy ve toprakla birleştirmiş tipik Trakya köylüsü yaşlı kadın şalvarlı ve özensiz bağlanmış çalışma formatında başörtülü yaşlı kadının ailesi olduğunu düşündüğüm çocukları ile işlettiği tesis derme çatma yaklaşık yüz metrekare kapalı alanın anayola ve sonrasında Çanakkale boğazına bakan tarafına L şeklinde bahçe alanına konulmuş büyüklükleri ve modelleri birbirinden farklı masalar etrafında seyrek ağaçların ve asmanın bulunduğu doğal yeşilliklerin gölgeleri ve serinlik esintisi kahvaltı için özgün bir ambiyans oluşturuyordu. Oturma alanlarının biraz dışında Tesis sahibi ailenin kendi evleri vardı. Tipik bir Trakya köy evi olan tek katlı yapının bittiği yerde müşterilerin kullanabileceği bir tuvalet ve el yıkamak için lavabo vardı. L biçimindeki bahçeden sırtınızı anayola ve boğaza verip tuvaletlerin bulunduğu yere doğru yöneldiğinizde ev ile tesisin sınırı olan yerde bir dut ağacının ana dallarının ayrıldığı çataldan plastik solmuş mavi hortum sarkıtılmış ve hemen ağacın dibinde ise toprağa gömülmeden açıkta döşenmiş beyaz plastik tesisat borusunun üzerine küçük bir açma kapama vanası ile el, yüz, sebze ve meyve yıkama için köy yaşam kültürüne uygun bir çeşme tertibatı konulmuş.  

Kahvaltı molası verdiğimiz mekân, köyün yola ağzında kalan evlerinden birinin boğazı gören tarafına anayolu hemen kenarına konumlanmıştı. Araçları girişi ve park edebilmesi için genişçe bir alan köyün imkânlarıyla düzleştirilmiş sertleştirilmiş toprak bir zemin vardı. Aracı park edip indiğinizde etrafınızda telaşlı bir köy havasının huzur veren görüntüleri bizi karşıladı. Tavuklar, horozlar, kuzular, oğlaklar, köpekler kuş cıvıltıları, böcek vızıltıları size bir köye geldiğinizi iyice hissettiriyordu.    

Evlerimizden getirdiğimiz peynir, zeytin ve bal gibi kahvaltılıkları bir yandan açık havada bulunan büyükçe bir kamelya masasının üzerine sererken, diğer yandan tesisi işleten emektar kadından kendi bahçesinden topladığı domates, biber ve salatalık sövüşleri ile maydanoz, nane tere gibi yeşillikleri en taze halleri ile sipariş ettik. Köy evinin kendi beslediği tavukların yumurtalarından tereyağında yapılmış omletleri ve tabi ki közde yapılmış demli çayları sipariş ettik.

Ayrıca kendi bahçesinden topladığı kırmızıbiberlerle yaptığı kahvaltılık biber salçasını verdiğimiz diğer siparişlerin yanında kızı veya torunu olduğunu zannettiğim yirmili yaşlarda bir kızımız getirdi. Ellili yaşlarda başka bir erkek çalışan taze çayların bir on dakika sonra ancak demleneceğini biraz mahcup ve üzgün bir ses tonuyla iletti.

Boğaz manzaralı bir kahvaltıya otantik bir Trakya köy evi ortamında başlarken tatil programının detayları hakkında küçük bir istişare ve sonrasında ortak anılarımızda kalan unutulmaz buluşmalardan sözün sözü açtığı neşe ve hüzün karışımlı koyu bir sohbete bıraktık kendimizi.

Zaman su gibi akıp geçtiğinde bir buçuk saati geride bırakmıştık bile. Saat on bir otuz gibi toparlanıp Kabatepe GESAŞ feribotuna doğru yola çıktık. Araba vapurunun kalkmasına on beş dakikadan fazla bir zaman kalmasına rağmen uzun bir araç kuyruğu ile karşılaştık. Kötü haber çabuk ulaşır derler. Görevli saat on iki vapuruna yetişmemizin imkânsız olduğunu, saat on dörtteki vapuru mecburen beklememiz gerektiğini ifade ettiğinde yaklaşık iki saatlik hesapta olmayan kayıp bir zamanı nasıl değerlendireceğimiz üzerinde düşündüm. Bulunduğumuz yer küçük bir feribot iskelesi ve etrafında bu tür beklemeler için hizmet veren bir çay bahçesi dışında çevrede ormanlarla kaplı dağlar ve boğazın engin sularının manzarasında Gökçe adanın uzaklardan muhteşem sisli görüntüsünden başka bir şey yoktu.

Yenilenen mevcut Gelibolu ve Lapseki İskelesi'yle Boğaz'ı geçişler artık daha hızlı.

GESAŞ Feribot İskelesi

Araçlardan indik ve limana doğru yürümeye başladık. Araçların büyük çoğunluğu bizim gibi gezi ve tatil rotasını Gökçeada olarak belirlemiş tatilciler vardı. Çok az sayıda adanın çeşitli yaşamsal ihtiyaçlarını taşıyan ticari araçlardan oluşuyordu.

Sübjektif zaman denilen şey sanırım kişinin içinde bulunduğu durumlara göre gerçek zamanın hissedilen zaman olarak uzaması veya kısalmasına karşılık gelir. Beklenmeyen bu iki saatlik gecikme, limanın kayalık sahilinde küçük bir gezinti ve boğazın eşsiz manzarasında görünen kara parçalarının nereler olduğuna dair tahminler ve yakıcı güneşin altından çay bahçesine geçerek su ve çay siparişi ile saat on dördü beklemek.

Çay bahçesine oturmamızdan kısa bir süre sonra genç bir jandarma eri kimliklerimizi görmek istediğini ifade ederek masamıza geldi. İlk kez böyle bir şeyle karşılaşmıştım. Jandarma Komutanlığı Savunma Bakanlığından ayrılıp İç işleri Bakanlığına bağlanması sonrası Emniyet müdürlüğünün şehirde yaptığı iş ve görevler kırsalda Jandarma komutanlığına verilmişti. Dolayısıyla trafikteki kontroller, güvenlik amaçlı kimlik sorma, araç ve üst baş aramalar gibi yetkileri vardı. Sanırım Gökçeada ülkenin batı sınırlarından biri olduğu için adaya gidişlerde göçmenlik, insan kaçakçılığı gibi olayları takip ve önlemeye yönelik rutin kontrollerdi bunlar.

Nihayet saat on dört feribotuna araçla bindik ve yaklaşık yüz dakika sürecek olan feribot yolculuğumuz martıların çığlıkları eşliğinde başladı. 

Devam etmek duasıyla…

KEŞİŞ KEÇİ VE KEKİK-1
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

H24 Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.