Rojin Kabaiş davasındaki gelişmeler ve Nizamettin Kabaiş’in dile getirdiği iddialar, hukuki sürecin ötesine geçerek ciddi bir toplumsal tartışma alanına dönüşmüş durumdadır.
Baba Nizamettin Kabaiş’in kamuoyuna ve çeşitli platformlara yansıyan ifadeleri, sadece bir “iletişim kopukluğu” değil, çok daha ağır iddiaları barındırmaktadır.
Baba Nizamettin Kabaiş’in İddiaları ve Süreç
Nizamettin Kabaiş, süreç boyunca baro yönetimiyle yaşadığı gerilimi şu temel başlıklar üzerinden ifade etmektedir:
Tehdit ve Hakaret İddiaları: Nizamettin Kabaiş, Baro Başkanı ile yaptığı görüşmelerde aşağılandığını ve çeşitli şekillerde tehdit edildiğini öne sürmüştür. Baba Kabaiş, yaşadığı bu ağır psikolojik baskı neticesinde, adalet arayışının başka mecralara taşınması gerektiğini ifade ederek barodan ayrılmak zorunda kaldığını dile getirmektedir.
“Koruma” ve İlişki İddiası: En dikkat çekici ve tartışmalı iddia ise, cinayet şüphesiyle bağlantılı olduğu öne sürülen bazı isimlerin —özellikle üniversite yönetimiyle ilişkili çevrelerin— Van Barosu tarafından korunuyor olabileceği yönündedir. Baba Kabaiş, olayın üzerinin örtülmeye çalışıldığını ve baronun bu kişilere yönelik bir “zırh” görevi gördüğünü iddia etmektedir.
Duygusal ve Fiziksel Çöküş: Nizamettin Kabaiş, bu iddiaları ifade ederken sürecin kendisini nasıl yıprattığını “ağlayarak” dile getirmekte, evladının ölümüne dair gerçeklerin ortaya çıkması için verilen mücadelenin kendi çevresinde engellenmeye çalışıldığını savunmaktadır.
Hukuki ve Etik Tartışma
Bu iddialar, avukatlık meslek etiği ve baroların kamusal sorumluluğu açısından ciddi bir sorgulamayı beraberinde getirmektedir:
Baroların Tarafsızlığı: Bir baro, herhangi bir şüpheliyi veya kurumu “korumak” gibi bir misyon üstlenemez. Baroların temel görevi, adli süreçlerin hukuka uygun işlemesini sağlamak ve hak arayanın yanında durmaktır. Ancak aile bu misyonun, kurum içi veya kişisel ilişkilerle saptırıldığını iddia etmektedir.
İddiaların Vahimliği: Eğer bir baro başkanı veya yönetim kurulu üyeleri hakkında “delilleri karartma” veya “şüphelileri koruma” gibi bir iddia varsa, bu durum sadece aile ile baro arasındaki bir gerilim değil, aynı zamanda yargı bağımsızlığına gölge düşürebilecek nitelikte bir kamu meselesidir.
Güven Kaybı: Nizamettin Kabaiş’in beyanları, toplumun adalet mekanizmasına ve bu mekanizmanın en önemli savunucusu olan barolara olan güvenini doğrudan zedeleyen bir etkiye sahiptir.
Mevcut Durum
Nizamettin Kabaiş’in bu iddiaları, dosyanın Diyarbakır Barosu’na devredilme nedenlerini daha da netleştirmektedir. Aile, Van Barosu bünyesinde objektif bir temsilin mümkün olmadığına kanaat getirerek, süreci dışarıdan bir hukuk kurumuyla yürütmeyi tercih etmiştir.
Bu iddiaların doğruluğu veya içeriği ile ilgili adli bir makam tarafından yürütülen bir soruşturma veya baronun bu çok ağır iddialara karşı vereceği kapsamlı, detaylı bir cevap, meselenin hukuki neticesini belirleyecektir. Şu aşamada, aile cephesinden gelen bu beyanlar, davanın sadece kriminal bir “cinayet/intihar” ekseninden çıkıp, sistemik bir güven tartışmasına evrildiğini göstermektedir.
Bu haberimiz ailenin kamuoyuna yansıyan beyanları ve süreçteki iddiaların genel çerçevesini yansıtmaktadır. Hukuki süreçler ve iddiaların doğruluğu yargı organlarının incelemesine tabidir.



