Yerel Kültürün Popüler Kültür Kıskacındaki Temsiliyet Sorunu: Bitlis ve Mutki Örneği
Küreselleşen dünyada kitle iletişim araçları ve sinema sektörü, toplumların ve coğrafyaların hafızasını şekillendiren en güçlü dinamikler haline gelmiştir.
Sinema çok önemli bir tanıtım alanıdır elhak doğrudur.
Meselemiz” Mutki de geçen guya büyücü bir kadının olayları konu alınmıştır. +18 şiddet içeren korku filmi olarak yapılmış ve gosterime girilmesidir.
Ancak sinematografik anlatıların, ticari kaygılar veya kurgusal özgürlük adı altında yerel kültürlerin tarihsel gerçekliklerini çarpıtması, sosyolojik bir gerilimi de beraberinde getirmektedir.
Bizi ilgilendiren mesele Bitlis’te ve Mutki’de böyle bir kadının, bu hikayenin olmadığı ve teyidinin mümkün olmadığı bir hikaye olmasıdır.
Mesele Bitlis ve Mutki isminin şanlı ve izzetli namına bir büyücü bir asparagas hikaye ile anlatılıyor olmasıdır.
Mutki özelinde Bitlis’in kadına ve çocuğa Özel bir ilgi ve hassasiyeti vardır, Kutsaldır aile, evlilik, Namus ve
Bitlis STK’larını protestoya Davet Ediyoruz.
Bitlis Mutki Federasyonu (BİMFED) Başta olmak üzere Bitlis STK ve derneklerinin güya sosyal medya platformlarının şiddetle bu yalan ve Bitlis adının geçtiği yalan ve korku üzerine işlenen seneryoyu protestuya ve gerekli tepkiyi vermeye davet ediyoruz .
Mutkili bir çok dernek baskanlarım tarafından kamuoyuna duyurulan haklı tepkiyle somutlaşmıştır. Bölge kültürünün “Kıble Bitlis’li Belkıs” adlı yapım üzerinden korku ve şiddet ögeleriyle harmanlanarak sunulması, yerel kimliğin popüler kültür tarafından “kültürel bir suikasta” uğraması tartışmasını yeniden alevlendirmiştir.
1. Tarihsel ve Çok Kültürlü Bir Mirasın Taşıyıcısı Olarak Mutki
Bitlis ve onun kalbi niteliğindeki Mutki (Motkan) ilçesi, tarih boyunca sadece coğrafi bir merkez değil; aynı zamanda çok dilli, çok dinli ve çok kültürlü yapısıyla medeniyetlerin kesişim noktası olmuştur. Zaza, Kürt, Ermeni ve Arap topluluklarının yüzyıllar boyunca bir arada yaşayarak ürettiği hoşgörü ve ortak yaşam kültürü, dünyaya örnek teşkil edecek bir toplumsal model sunmaktadır.
Bu coğrafya, yetiştirdiği bilge devlet adamları ve entelektüellerle de hafızalarda yer edinmiştir:
Zaro Ağa: Uzun ömrüyle dünya çapında bir sembol haline gelen ve bir dönemin canlı şahidi olan ikonik bir figürdür.
Halil Hayali: Fikir dünyasının ve edebi mirasın gelişimine katkı sunmuş önemli bir aydındır.
Ohin Medresesi: Üstad Bediüzzaman’ın feyiz aldığı, Halil Gönenç gibi büyük İslam hukukçularının yetiştiği, bölgenin ilim ve irfan membaı olan devasa bir merkezdir.
Bölge halkı, göç ettikleri Tatvan, Muş, Hakkari, Van, Ağrı, Diyarbakır, Siirt gibi çevre illerin yanı sıra metropollerde de dürüstlüğü, vakur duruşu ve sosyo-ekonomik başarılarıyla tanınmaktadır. Dolayısıyla karşımızda, temelleri ilim, irfan ve köklü aile bağlarıyla atılmış bir toplumsal yapı bulunmaktadır. Hiçbir mezhep, Din ve köyde bu hadisenin bu yalan efsanenin geçtiğine dair bir net bilgi, kaynak emare yoktur. Kaldı ki bu yapımda Bitlis ismi Mutki adı geçmektedir. Bu isimler sıradan şehir, yer ismi değildir. Burada yaşayan ve yaşanan her efsanenin olayın kaynağı da, yasanmislarida bellidir kaynaksız yalan seneryolar kabul edilemez.
2. Sanatsal Özgürlük ve Kültürel Dezenformasyon Çelişkisi
Son dönemde sinema sektöründe yerel unsurların “oryantalist” bir bakış açısıyla, mistik, batıl veya korku temalı ögelerle karikatürize edilmesi sık rastlanan bir eğilim haline gelmiştir. Bahse konu olan yapımın, +18 şiddet, asılsız cadı hikayeleri ve dedikodulardan beslenen bir kurguyla Bitlis’i konumlandırması, şehrin gelişen turizm vizyonuna ve tarihi mirasına doğrudan zarar vermektedir.
”Bir şehrin kültürel kodlarını, gerçeklikten kopuk ve toplumsal ahlakı zedeleyen asparagas senaryolarla metalaştırmak, sanatsal bir üretim değil; o şehrin insanına ve kimliğine yönelik bir algı çalışmasıdır.”
Bu tür niteliksiz yapımlar, yerel halkın kolektif hafızasını zedelerken, dışarıdan bakan gözler için de önyargı besleyen yapay bir gerçeklik (simülasyon) yaratmaktadır. Bitlislilerin bu duruma gösterdiği refleks, kültürel mirasın korunması adına meşru bir toplumsal savunma mekanizmasıdır.
3. Kurumsal Çözüm Önerileri ve Akredite Sinema İhtiyacı
Sanatın ve sinemanın gücünü yadsımadan, yerel kültürlerin doğru aktarılması adına yapımcıların ve sinema sektörünün uyması gereken etik ve akademik sorumluluklar bulunmaktadır. Bitlis ve Mutki örneğinde olduğu gibi, bölgeyi anlatacak her türlü sinema, dizi veya bilimsel projenin şu sacayağı üzerine kurulması elzemdir:
Akademik Teyit: Başta Bitlis Eren Üniversitesi olmak üzere, şehrin resmi ve bilimsel kurumlarının arşivlerinden ve araştırmalarından yararlanılmalıdır.
Yerel Kaynaklar ve STK’lar: Bitlis’li Sosyolog ve Tarihçiler, Bölgenin sosyolojisine hakim olan sivil toplum örgütlerinin ve kanaat önderlerinin görüşlerine başvurulmalıdır.
Sözlü Tarih ve Halk: Hikayelerin asıl sahibi olan bölge halkının kültürel hassasiyetleri gözetilmelidir.
Sonuç
Kültürler, bir toplumun izzetini ve tarihsel imzasını taşır. Bitlis Mutki başta olmak üzere tüm Bitlis’liler’den gerçek dışı senaryolarla bir şehrin itibarını zedeleyen aktörlerin (senarist, yönetmen, yapımcı ve finansörler) toplumsal bir sorumlulukla hareket etmesi ve özür dilemesi gerekmektedir.
Kültür ve Turizm Bakanlığı sinema genel müdürlüğü, ile RTÜK gibi yetkili mercilerin bu tür dezenformasyon içeren yapımlara karşı denetim mekanizmalarını işletmesi, toplumsal barışın ve kültürel doğruluğun korunması açısından hayati önem taşımaktadır. Aksi takdirde, hukuki hakların aranması ve Cumhuriyet Savcılıkları düzeyinde yasal süreçlerin başlatılması, demokratik bir toplumda kültürel mirası korumanın kaçınılmaz bir yolu olarak kalacaktır.




