Osmanlı Devleti’nin 1402-1413 yıllarında yaşadığı iktidar kavgaları, anarşi ve terör, toplumsal kaos ve krize ‘fetret dönemi’ denir. Baskıcı otoriter rejimler tarihi olayları karartarak, çarpıtarak, abartarak yalan-yanlış bilgilerle istismar ederler. Kriz dönemlerinde kanaat önderleri, bilge ve akil insanlar, aydınlar, entelektüeller, küskünler, ötekiler, dışlanmışlar biraraya gelerek harekete geçmeli, çözüm masasında yol haritası çizmelidir. Demir tavında dövülür, krize müdahale zamanında yapılmalıdır ki araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur, geç kalınırsa atı alan Üsküdar’ı geçer. Tarihten ibret alınmaz ve dersler çıkarılmaz, dediğim dedik çaldığım düdük denirse felâketler tekrarlanır. Holdingleşmiş tarikatlar, mankurt cemaatler, güdümlü siyasetçiler, eyyamcı düşünürler ile çağdaş fetret dönemini aşmak oldukça zor bir iştir.
BAŞKANLIK AŞKI
Farca kökenli ve sarmaşığa benzetilen aşk, insanın gözünü kör eder. Mürşidin kâlbinden en son çıkan maraz, başkan olma hastalığıdır. Nefs bütün kötülükleri şiddetle arzu eder. (Yusuf Suresi 53.Ayet) Başkanın mevki ve makam kazanması, itibar ve şöhretinin artması, sözünün geçerli olması, rant kapılarının açılması, yeni arkadaş ve çevre edinmesi başkanlık yarışını cazibeli hale getirir. Liyakâtsız, ahlâk yoksunu başkanlar ise bulunduğu kuruluşa her zaman zarar verirler. Kaprisli, egoist, kibirli başkanlar “küçük olsun, benim olsun” isterler. Başkanlık aşkıyla yananlar, kendilerine her şeyi mubah görürler ve insanların omuzlarına basarak yükselirler. Hazreti Muhammed (S.A.V.) “Mala, mevkiye düşkün kişinin dînine verdiği zarar, koyun sürüsünün içine girmiş iki aç kurdun sürüye verdiği zarardan daha büyüktür.” der.
FETRETİN PANZEHİRİ
Umutların törpülendiği, gayretlerin tükendiği, heyecanın azaldığı, kuruluşların durağanlığa dönüştüğü, konjonktürün putlaştırıldığı zamanlara ‘fetret dönemi’ denir. Fetret dönemlerinin panzehiri Kur’an ve Sünnet’e sarılmak, kardeşlik hukukunu hayata geçirmektir. Zıplayan lastik top bir süre sonra yerde hareketsiz kalır, birisinin topu tekrar yere vurup zıplatması gerekir ki oyun devam edebilsin. Ali İmran Suresi 139.Ayet’i Celile’de “Gevşemeyin, üzülmeyin eğer inanıyorsanız en üstün sizsiniz.” demekte ve Saf Suresi 4.Ayet’i Kerime de “Allah kendi yolunda sağlam örülmüş bir duvar gibi kenetlenmiş saflar halinde çarpışanları sever.” Ayrıca, Nisa Suresi 59.Ayet’i Celile’de ise “Ey iman edenler! Allah’a, Peygamber’e sizden olan Ululemr’e itaat edin. Anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah’a ve Peygamber’e götürün.”
İLK MANİFESTO
Bütün halkı kucaklayacak çağdaş ve çağlar üstü, tarihe projektör niteliğinde bir manifestonun basın önünde açıklanması uygun olacaktır. Açıklanan manifesto metninde insanın merkeze alınmasından, hak ve özgürlüklerden, hukuk ve adaletten, eşit paylaşımdan, denetlenmiş saydamlıktan söz edilmelidir. Milli ve manevi değerlere bağlı manifesto, sivil toplum kuruluşlarının görüşlerine açılmalı, alınan raporlardan yararlanılmalıdır. Geçmişte ilk manifesto yüzyirmibin kişilik mitingde inananlara hitap eden insanlığın örnek rol modeli Hazreti Muhammed’in (S.A.V.) Veda Hutbesidir. Burada faiz, ırkçılık, zina, yalan, insan öldürmek, emanete ihanet etmek gibi zulümlerin haramlığı perçinleştirilmiş tarihe not düşülmüştür. İnanç, ideal ve bilgiler teoriden pratiğe dönüşmediği sürece, akıntıya kürek çekmeye benzer.
GAZZE SOYKIRIMI
Yirmibirinci yüzyılda, Dünya’nın gözü önünde seyr eden ve bizzat yaşanılan ‘Gazze Soykırımı’ İslâm Alemi’nin fetret döneminde olduğunu kanıtlamıştır. İkibuçuk milyar müslümanın çığlığı duyulmamış, caydırıcı etkisi tükenmiş, yaptırım gücünün olmadığı netleşmiştir. Müslümanlar yeniden iman etmeli derlenmeli, toparlanmalı ve özüne dönmelidir. (Nisa Suresi 136.Ayet) Nefs, şeytan, münafık, zalim, kâfir ve siyonizm aklı erenlere anlayacağı bir şekilde anlatılmalı, ölüm ve Ahiret günü hatırlatılmalıdır. Samimiyetle ve Allah rızası için kıyama kalkanlara İlâhi lojistik yardım kesinlikle ulaşacaktır. Yirmiüç yıl iktidarda kalan insanlığın örnek rol modeli Hazreti Muhammed (S.A.V.) mütevazi bir hayat yaşamış, ücret karşılığında İslâmi tebliğ etmemiş, çile çekmiş, bedel ödemiş ve yakınlarına miras dahi bırakmamıştır.
ÇÖZÜM SÜRECİ
Herkesin sevdiği, adaletine güvendiği, ahlâkına saygı duyduğu tanınmış, donanımlı ve zeki öncü bir liderin (Vâkıa Suresi 10.Ayet) ilk adımı atmasıyla süreç başlatılmalıdır. Geniş kapsamlı danışma meclisi oluşturularak yürütme kurulu seçilmeli, denetleme kurulu belirlenmeli, her kesimin mutlaka uyacağı ilkeler açıklanmalı, çözüm süreci plânlanarak hedef gösterilmeli, üyeler arasında iletişim ağı kurularak bilgilendirme yapılmalıdır. Çekirdek kadro donanımlı, sabırlı ve idealist olmalıdır.




