Loading...
tr usd
USD
0.080%
Amerikan Doları
43,77 TRY
tr euro
EURO
-0.230%
Euro
51,74 TRY
tr chf
CHF
-0.130%
İsviçre Frangı
56,71 TRY
tr jpy
JPY
-0.010%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
-0.380%
Rus Rublesi
0,57 TRY
tr cny
CNY
0.040%
Çin Yuanı
6,35 TRY
tr gbp
GBP
-0.110%
İngiliz Sterlini
59,28 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
-0.29%
Euro Amerikan Doları
1,18 TRY
bist-100
BIST
0.34%
Bist 100
14.275,79 TRY
gau
GR. ALTIN
2.56%
Gram Altın
7.033,43 TRY
tr btc
BTC
-2.0389852212411%
Bitcoin
3.044.302,87 TRY
tr eth
ETH
-2.4724047645561%
Ethereum
91.855,08 TRY
tr bch
BCH
-0.91820876446316%
Bitcoin Cash
20.512,42 TRY
tr xrp
XRP
-1.8143754422253%
Ripple
60,32 TRY
tr ltc
LTC
-0.6143249290088%
Litecoin
2.436,86 TRY
tr bnb
BNB
-0.96335901110744%
Binance Coin
27.901,59 TRY
tr sol
SOL
-3.4881184075528%
Solana
3.814,20 TRY
tr avax
AVAX
-3.9814953571823%
Avalanche
402,10 TRY
  1. Haberler
  2. Genel
  3. SURİYE’DEKİ SON GELİŞMELER

SURİYE’DEKİ SON GELİŞMELER

featured
service
0
Paylaş

Yazar Faysal Mahmutoğlu Suriye’de gelişen olaylar ve Kürtleri konuştu. Suriye ve Kürtleri 4 bölümde konu olarak işledi.

1-Suriye’de Kürtler

2-SDG’nin beklentilerin altında kalması

3-Türkiye’de sürecin geleceği

4-30 Ocak anlaşması

1-      SURİYE’DE KÜRTLER

Suriye Fransa manda yönetimi altına geçince tüm aidiyetlere özerklik verildi.

Kürtlere ve Aramice konuşan Hristiyanlara özerklik verilmedi.

Kürtler Halep devleti bünyesine alındı.

Bunun üzerine Kürtler özerklik talebinde bulundular.

Kürt siyasi faaliyetlerin merkezi Kürt dağı civarıydı.

Ancak Fransızlar Kürt aydınlarıyla özel olarak ilgi gösteriyorlardı.

Kürt milliyetçiliğinin merkezi Şam ve Beyrut’tu.

Ekim 1927 yılında Kürt entelektüeller Lübnan’ın dağ köyü Bamdun’da Hoybun (bağımsızlık) örgütünü kurdular.

İlk başkanlığına Botan Emirliğinden gelen Celadet Ali Bedirhan’ı seçtiler.

Ağrı isyanı Hoybun’un eseridir. İhsan Nuri Paşa’yi komutan olarak görevlendirir.

1946’da Suriye bağımsızlığını kazandıktan sonra Kürtler Suriye devletine uyum sağladılar.

11 Nisan 1949’da İsrail’le savaştan dönen Kürt Subay Hüsnü Zaim darbe yaparak yönetimi ele geçirdi.

Suriye Sosyalist Nasyonalist Parti mensubu Sami el Hinnavi Zaimi devirerek idam etti

Aralık’ta başka bir Kürt subay yönetimi ele geçirdi. Edip Çiçekli.

Komünist Parti liderliğini de 1995’te ölümüne kadar Halil Bektaş isimli bir Kürt yönetiyordu.

İlk Kürt partisi Kamışlı’da 1952 yılında kuruldu.

Suriye Kürdistan Demokrat Partisi 14 Haziran 1957 yılında Osman Sabri’nin genel sekreterliğinde kuruldu.

1958’de Nurettin Zaza ilk genel Başkan oldu.

Kasım 1962 yılında sözüm ona Türkiye’den gelen kaçak göçmenleri tespit amaçlı olarak 120 bin Kürt vatandaşlıktan çıkartıldı.

Bunların 1945’te önce Suriye’de yaşamları kanıtlamaları gerekiyordu. Kimsenin doğum belgesinin bulunmadığı bir bölgede bu imkansızdı.

Asıl neden Barzani’nin Irak’taki eylemleriydi. Kürtlere gözdağı veriliyordu.

Bir kısmına ecanip (yabancılar) bir kısmına da aşağı statüde maktumin  (kayıtsız)denildi.

2011 yılında bu sayı 300 bin civarındaydı.

Kürtlerin bölgelerine Araplar yerleştirildi.

Haseke iline 25 bin Arap yerleştirildi.

Baas yönetiminde Mahmut Eyyup isimli bir Kürt 1972-1976 arası Başbakanlık yaptı.

Özellikle dini makamlara Kürtler atandı.

Ahmet Kuftaru (1921-2004) Suriye Baş müftüsü oldu.49 yıl sürdü.

Ramazan el Buti Emevi camii imamıydı.

2-      SDG’NİN BEKLENTİLERİN ALTINDA KALMASI

2026 başı itibarıyla yaşadığı hızlı çözülme, aslında son bir yıldır Suriye sahasında yürütülen diplomatik ve askeri dinamiklerin bir patlama noktası olarak değerlendirilebilir.

ÇÖKÜŞÜN ANA NEDENLERİ

1-      SDG’ni yaşadığı meşruiyet kaybı.

 IŞİD kartının sona ermesi

        Esasen SDG ABD tarafından IŞİD’le mücadele amaçlı olarak kurulmuştu.

       ABD; artık IŞİD’le mücadele partneri olarak Şara yönetimini seçmişti.

2-      Arap aşiretlerin taraf değiştirmesi

SDG’nin kontrol ettiği toprakların büyük bir kısmı (Rakka, Deyrızor) Arap çoğunluklu bir bölgeydi.

3-      Diplomatik hatalar veya diplomasi zafiyeti.

“özerklik “ısrarı.

10 Mart ‘025’te imzalanan mutabakatta “SDG”nin Suriye Ordusuna entegre olmasını öngörüyordu.

SDG’nin Kandilden gelen talimatlar sonucunda maksimalist taleplerde ısrar etmesi (özerklik ve ayrı askeri yapı) süreci çözümsüz kıldı.

Aynı şekilde Türkiye’nin Şara üzerindeki baskısı da entegrasyon sürecini olumsuz etkiledi.

4-      Halep’te stratejik noktaların kaybedilmesi.

Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde yaşanan çatışmalar bir dönüm noktasıydı.

Çöküşün başlangıcıydı.

ABD nezaretinde 5 Ocak’ta Paris’te yapılan görüşmede İsrail Golan-Kuneytra hattındaki toprakları aldı.

Dolaylı olarak Türkiye’nin de katıldığı toplantıda Kürtlerin Halep-Rakka- Deyrızor bölgesinde çıkarılması yönünde karar alındı.

ABD Şam hükümeti eşgüdümü sağlandı.

Türkiye hareket planını Colani güçlerine ayrıntılı bir şekilde verdi ve onayladı.

ABD, İsrail, Türkiye ve körfez ülkeleri aynı masada, aynı temizlik planını yaptılar. Hedefte Kürtlerin kazanımları vardı.

SDG’nin dış desteğe olan bağımlılığı yerel halkın desteğini merkezi otorite karşısında kırılgan hale getirdi.

5-      Türkiye’nin rolü

Türkiye, SDG’nin Suriye sahasında çöküşünü hazırlayan en temel stratejik oyun korucuydu.

Türkiye’nin rolü salt askeri değil, aynı zamanda diplomatik ve istihbari düzlemlerde çok boyutlu bir şekilde gerçekleşti.

Şara’ya destek.

Askeri danışmanlık

Operasyonda planlamada rol aldığı ifade ediliyor.

Türkiye SDG’nin özerk bir yapı olarak Suriye’ye katılmasına şiddetle karşı çıktı.

Entegrasyonun bireysel olarak gerçekleşmesi ve PKK kadrolarının bölgeden tasfiyesi konusunda Şam üzerinde baskı kurdu.

SİHA operasyonları ve Halep saldırısı SMO eseriydi.

18 Ocak anlaşmasının görünmez imzacısı Türkiye’dir.

AŞİRETLERİN TARAF DEĞİŞTİRMESİ

Aşiretler için 2015’te SDG ile işbirliği bir “mecburiyet” iken, 2026 başındaki kopuş bir “tercih” haline geldi.

AYRILIĞIN (SATIŞIN) NEDENLERİ:

1-      Ehven-i şer sürecinin dolması.

Arap aşiretleri 2015’te IŞİD vahşetinden kurtulmak için SDG/ABD şemsiyesine sığındılar.

O dönemde SDG IŞİD’e karşı tek organize güçtü.

Ancak IŞİD tehdidi minimize edildikten sonra aşiretler için SDG artık bir “kurtarıcı” değil, toraklarını yöneten “yabancı unsur” olarak görülmeye başlandı.

2-      Yönetim ve paylaşım krizi

Karar almakta Kürtler ağırlıktaydı.

Petrol gelirlerinin Araplara yeterince dönmemesi.

Ve zorunlu askerlik

3-      Kandil’in kültürel ve siyasi dayatmaları Arapları rahatsız ediyordu.

Dindar ve muhafazakar Araplarla seküler SDG’nin ideolojik ajandası farklıydı

Taban tabana zıttı.

Demokratik sosyalizm, ekolojik cumhuriyet, komünler ve eş başkanlık sistemleri Arapların kabulleneceği bir husus değildi.

Şam yönetimi 2026’da bu “ideolojik yabancılaşmadan” kurtulmaları için bir fırsat sundu.

Şam yönetimi Arap aşiretlerine kendi topraklarına hakim olma vizesini verdi.

4-       Ve en önemlisi Arap aşiretleri hep gücün yanında yer aldı.

Esad güçlüyken Esad’ın yanında yer aldılar, IŞİD gelince ondan yana tavır koydular SDG IŞİD’i yenince de SDG’nin yanına geçtiler.

ABD ve Türkiye gibi aktörler sahadayken Kürtlerin yanında durmaları söz konusu değildi.

Türkiye, aşiretlere yeni Suriye’de hakkaniyetli temsil sözü verdi.

ABD’nin KÜRTLERLE İLİŞKİSİ

ABD, Suriye’de Kürtleri hiçbir zaman stratejik bir ortak veya bir devlet kurucu unsuru olarak görmedi.

ABD için SDG, IŞİD’e karşı can veren “ucuz ve etkili bir piyade gücü” dür.

ABD’nin eski ve yeni Suriye’den sorumlu yetkilileri Kürtlere “kalıcı özerklik” garantisi verilmediğini açıkladılar.

James Jeffrey’den Tom Barrack’a kadar Suriye’de Kürtlerle muhatap olmuş bütün Amerikalı yetkililer, Kürtlere hiçbir zaman bir Kürt bölgesini destekleyecekleri yönünde bir taahhütte bulunmadıklarını belirtiyorlar.

mesela Jeffrey’e göre, Obama döneminden bu yana ABD’nin Suriye’de Kürtlerle kurduğu münasebetin çerçevesi hep aynı kaldı: IŞİD’e karşı “sınırlı, geçici ve taktiksel bir iş birliği”

SDG’nin YANLIŞLARI

ABD; Kürtlere asla daimi koruma sözü vermedi.

SDG liderliği böyle bir algı oluşturması doğal olarak Kürtlerde bir kırılmanın yaşanmasına neden oldu.

SDG liderliği, halka “Rojava Devrimi” adıyla kalıcı, seküler ve özerk bir yapı vaad etmişti.

Abartılmış bir Özerklik algısı oluşturulması stratejik hataydı.

ABD’nin değişen önceliklerini analiz edemedi

Elindeki fırsatları siyasi ve diplomatik kazanımlara dönüştüremedi.

Kandille ilişkiler diplomaside işleri içinden çıkılmaz hale getirdiğini göremedi.

İdeolojik bağnazlık reel politik bir rota çizmesine mani oldu.

Arap aşiretleriyle yapılan işbirliğinin kırılganlığını hesaplayamadı.

Kürt gençleri yıllarca bu ideal uğruna savaştı.

Gelinen noktada büyük bir hayal kırıklığına neden oldu.

“Biji Bıratiya Gelan”ın sahada bir karşılığı olmadığı gerçeği ortaya çıktı.

Bunun dış güçlere bağlamak sağlıklı bir analiz olmaz.

SDG liderliği yumurtaların tamamını tek sepete koymak ve Türkiye ile uzlaşma yollarını zamanında aramamasının bedelini ödedi

Bu İHANET Kürtlerde bir kırılmaya neden oldu. Ancak yaşananlar Kürtlerin alışkın olduğu bir durum.

1946 Mahabad’ta Gazi Muhammed’in yaşadığı, 1975’te Mele Mustafa Barzani’nin yaşadıkları Kürtlerin hafızasında yer alan ihanetler.

ŞARA ESAT’TAN DAHA KÖTÜ BİR DAİKTATÖRE DÖNÜŞÜR MÜ?

1-Radikal geçmişi ve “takiyye “ kültüründen beslenmesi

El- kaide kökenli geçmişi

Dini referansları bir baskı aracı olarak kullanarak toplumu daha derinden ve “kutsal bir yetkiyle” kontrol etme potansiyeli var.

Hiç beklemediği bir şekilde dünyada sağladığı meşruiyet onu baskıcı tutum hakkında elini rahatlatır.

Orta doğu tarihi, “devrim” sloganıyla gelip selefinden daha sofistik baskı yöntemleri geliştiren liderler dolu,

Orta Doğu’da düzen özgürlükten önce gelir.

Ayrıca otoriter bir yönetim ABD, İsrail ve Türkiye’nin işine gelir.

3-TÜRKİYE’DE SÜRECİN GELECEĞİ

İktidarın dili Kürtleri yaraladı. Adeta Türkiye Kürtlere karşı bir zafer kazanmış havası yaratıldı.

“Onlar ancak güçten anlar”  çok yaralayıcı bir söylem.

 Kürtlere demir yumruk gösteriliyor.

Sevinç çığlıkları, Şam ‘dan bile daha yüksek tonlarda yankılandı.

Kürtleri, “ABD-İsrail maşası” diye yaftalayanlar, aynı anda ABD-İsrail-Türkiye-HTŞ ittifakının Kürtleri hedef alan operasyonlarına alkış tutuyor.

Bu, sadece siyasi bir ikiyüzlülük değil; ahlaki bir çöküntüdür.

Oysa ki Süreç Kürt cenahında büyük umutlar yaratmıştı.

Rojava’da yaşananlar Türkiye Kürtlerini derinden etkiledi. Ve hayal kırıklığı yarattı.

Kürtlerin kollektif hafızasında adeta bir deprem yarattı.

Sınırımızın dibinde Kobani’de 6 çocuk soğuktan dondu Türkiye sınırı açmadı. Mısır’ın refah sınır kapısını açmadığı gibi.

Türkiye’deki Kürt toplumu Suriye’deki kendi akrabalarına karşı rejimi destekleyen bir iktidarla, hiçbir şey olmamış gibi süreci yürütmesi ve sahiplenmesi beklenmemeli.

Rojava’daki Kürtlerin sorunları çözüme kavuşmadan sürecin başarılı olma şansı yoktur.

Türkiye’ye karşı tek bir kurşun sıkmamış Rojava Kürtleriyle barışmadan onların razı olacağı bir çözüm sağlanmadan da PKK’nın kalıcı olarak silah bırakma ihtimali düşük.

Türkiye kendi Kürtlerini bir güvenlik sorunu olarak görüyor.

Öncelikle birlikte yaşamanın şartları oluşturulmalı. Bu da ancak hukukla sağlanabilir.

Süreç artık tamamen Suriye’deki sürece bağlı.

Suriye’de Kürtlerin kendilerini yönetmesi neden Türkiye için bir beka sorunu oluyor? Kürtler bunu sorguluyor.

Ve kamuoyunun büyük bölümü bunu paylaşıyor.

30 OCAK ANLAŞMASI

Kürtlerin gösterdiği direniş ve dayanışma bu anlaşmayı dayattı.

Kuşatma altında yapılan bir anlaşma.

Bir ayakta kalma anlaşması oldu.

Umut vaat eden bir anlaşma

10 Mart mutabakatı ile 18 Ocak anlaşması arası bir anlaşma. 10 Mart mutabakatına daha yakın.

Bir nevi orta yol bulunmuş

Reel politik güç denklemi üzerine inşa edildi.

Kırılgan bir uzlaşma. Test edilecek.

Sınır güvenliği Suriye hükümetine devredildi fakat görevliler Kürtlerden oluşacak.

Sahada uygulanması zor.

Bölgesel dinamikler müdahale edebilir.

Kürtler açısından en önemli husus bireysel entegrasyon değil kollektif bir entegrasyon söz konusu

3 tugay şeklinde entegre edilecek.

Bir diğer husus göç ettirilen Kürtlerin evlerine güvenli bir şekilde geri  dönüşleri sağlanması.. Bu çok sıkıntılı bir süreç .  Afrin, Şeyh Maksud ve Resulayn anlaşma kapsamında  Evlerini nasıl bulacakları meçhul.

Silahlı mücadeleden siyasi mücadele evresine geçildi.

Sıkıntılı husus ise anadilde eğitimin nasıl olacağı müphem. 2 saatlik seçmeli ders kabul edilemez.

Özerkliğin önünü açan bir anlaşma.

Kürt güvenliğini Kürtler sağlayacak. Kime karşı entegre oldukları güce karşı.

SDG’nin entegre olması ŞARA için bir sigorta.

Risk barındıran bir anlaşma.

IŞİD’lilerin  bulunduğu kampları SDG koruyacak.

Rojava’da Suriye askeri girmeyecek sadece sembolik olarak iç güvenliği sağlayacak.

Suriye’de bir anayasa yok ve anayasa 4 yıl sonra yazılacak. O zamana kadar çok şey değişecek.

SURİYE’DEKİ SON GELİŞMELER
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

H24 Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin