Amiral Cihat Yaycı’dan dikkat çeken İran senaryosu: ABD askerlerini sahada ağır risk bekliyor

Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cihat Yaycı, ABD’nin İran’a yönelik geniş çaplı bir kara harekâtının gerçekçi görünmediğini söyledi.
Yaycı’ya göre Washington’un olası hedefi İran’ın enerji sevkiyatında kritik öneme sahip Hark Adası olabilir. Ancak bu senaryoda sahaya indirilecek Amerikan ve İsrail askerlerini ciddi bir karşılık bekliyor. Yaycı’ya göre ABD’nin İran geneline yayılan bir işgal planından çok, Hark Adası merkezli bir senaryoyu değerlendirmesi daha olası. İran kıyılarına yakın konumdaki küçük ada, petrol ve doğalgaz sevkiyatında kritik rol oynuyor.
Yaycı, İran petrol ihracatının çok büyük bölümünün bu ada üzerinden yürüdüğünü, bu nedenle Hark Adası’nın ekonomik baskı kurmak isteyen bir güç için ana hedef haline gelebileceğini söyledi.
Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi, müstafi tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı,yaptığı değerlendirmede ABD’nin İran’a doğrudan ve kapsamlı bir kara harekâtı düzenlemesinin sahadaki şartlar nedeniyle son derece zor olduğunu söyledi. İran’ın geniş coğrafyası, asker sayısı ve bölgedeki riskli deniz hattı nedeniyle böyle bir operasyonun yalnızca Amerikan gücüyle yürütülemeyeceğini belirten Yaycı, Washington’un daha sınırlı ama stratejik bir hedefe yönelebileceğini ifade etti.
Hedef olarak Hark Adası öne çıkıyor

“Hava indirme yapılırsa karada ağır çatışma çıkabilir”
Yaycı, Hark Adası’na yönelik bir operasyonun denizden çıkarma ya da havadan indirme şeklinde gündeme gelebileceğini, ancak iki seçeneğin de ciddi risk taşıdığını anlattı. Hürmüz Boğazı’nın mevcut şartlarda büyük askeri gemiler için son derece tehlikeli olduğunu belirten Yaycı, bu nedenle havadan indirme ihtimalinin daha fazla öne çıktığını kaydetti. Ancak ona göre İran’ın kısa sürede adaya asker yığması halinde indirilen Amerikan ve İsrail askerleri sahada zor durumda kalabilir.
Enerji tesisleri neden doğrudan hedef alınmıyor?
Yaycı, Hark Adası’ndaki petrol ve doğalgaz altyapısının bugüne kadar tamamen devre dışı bırakılmamasını da küresel enerji dengeleriyle ilişkilendirdi. Bu tesislerin doğrudan vurulmasının yalnızca İran’ı değil, dünya petrol ve doğalgaz piyasasını da sarsacağını söyleyen Yaycı, böyle bir tablonun başta enerji ithalatçısı ülkeler olmak üzere birçok aktörden sert tepki göreceğini belirtti.

“Kriz Türkiye için fırsata da dönüşebilir”
Röportajında ekonomik başlığa da değinen Yaycı, Hürmüz Boğazı’ndaki akışın sekteye uğramasının Türkiye açısından yeni bir alan açabileceğini belirtti. Kerkük-Yumurtalık boru hattının yeniden öne çıkmasının Türkiye için stratejik bir fırsat doğurabileceğini ifade eden Yaycı, enerji taşımacılığında yeni dengenin Ankara’nın elini güçlendirebileceğini kaydetti.
Körfez’de savaşın yeni cephesi uyarısı
Yaycı’nın dikkat çektiği bir diğer başlık ise savaşın Körfez ülkelerindeki enerji ve su altyapısına yayılma ihtimali oldu. İran’ın, kendisine saldırıların sürmesi halinde yalnızca askeri hedeflere değil, bölgedeki kritik su arıtma ve elektrik üretim tesislerine de yönelme mesajı verdiğini söyleyen Yaycı, bunun bölgesel istikrarsızlığı daha da büyütebileceğini ifade etti.
Türkiye açısından sınır hattı uyarısı
Yaycı, çok cepheli bir senaryoda Türkiye’yi ilgilendiren asıl riskin ülkenin doğu sınırları çevresinde oluşabileceğini savundu. Özellikle PJAK ve PKK üzerinden yeni bir hareketlilik ihtimaline dikkat çeken Yaycı, bölgedeki olası gelişmelerin yalnızca İran’ı değil Türkiye’nin güvenlik denklemine de doğrudan etki edebileceğini söyledi.




