Bugün ülkemizde gıda israfının en büyük nedenlerinden biri; tüketicilerin ürün etiketlerinde yer alan STT ve TETT kavramlarını yeterince bilmemesidir.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki toplumun büyük bir kısmı “Son Tüketim Tarihi” ile “Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi” arasındaki farkı hâlâ ayırt edemiyor.
Oysa bu iki ifade, hem insan sağlığı hem de ülke ekonomisi açısından son derece kritik bir öneme sahiptir.
STT yani Son Tüketim Tarihi; özellikle et, süt, tavuk, balık gibi mikrobiyolojik açıdan risk taşıyan ürünlerde kullanılan ve sağlık açısından dikkat edilmesi gereken son tarihi ifade eder.
TETT yani Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi ise ürünün kalitesini, aromasını, dokusunu ve besin değerini en iyi şekilde koruduğu süreyi belirtir. Bu tarihin geçmesi her zaman ürünün bozulduğu anlamına gelmez.
Ne yazık ki birçok insan bu farkı bilmediği için evinde hâlâ güvenle tüketebileceği ürünleri doğrudan çöpe atıyor. Böylece çöpe giden sadece bir paket gıda olmuyor; o ürünün üretiminde kullanılan su, toprak, enerji, gübre ve çiftçinin emeği de israf edilmiş oluyor.
Bugün gastronomi ve turizm sektöründe de bu konu büyük önem taşıyor.
Profesyonel mutfaklarda doğru ürün yönetimi, doğru tarih kontrolü ve bilinçli tüketim artık sadece maliyet meselesi değil; sürdürülebilirliğin temel taşıdır.
Bu nedenle bakanlıklar, üreticiler, gastronomi sektörü ve tüketiciler arasında ciddi bir eğitim sürecinin başlatılması gerekiyor. Çünkü bilinçsiz tüketim yalnızca ekonomik kayıplara değil, aynı zamanda çevresel yıkıma da neden oluyor.
Gıda güvenliği konusunda toplumun bilinçlendirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Çünkü korumamız gereken yalnızca soframız değil; geleceğimizdir.
Gastronomi Yazarı & Danışman Chef
Mehmet Kudat




