Otoriter ve totaliter ülkelerde rejimin üst aklı, sakıncalı, aykırı ve tehlikeli gördüğü “Marjinal Düşünce” akımlarına, seçmenin yüzde beşini geçmeyecek oranda faaliyetlerine kontrollü olarak izin verir. Üst akıl büyük şirketleri, medya gruplarını, siyasi partileri, devlet kurumlarını ve sivil toplum kuruluşlarını sürekli denetleyerek dizayn eder, ülkeyi dikensiz gül bahçesine dönüştürür. Otoriter yönetim etki alanını genişletmek için “Toplumu Depolitize” etmesi şarttır. Kendi ideolojisini merkeze alan üst akıl, milli ve manevi değerleri hep lehine kullanır, toplumu algılarla manipüle ederek kalabalıklar sürüsüne dönüştürür. Koyun sürüsünün içinden bir koyun kendini yardan aşağı atarsa diğerleri de bunu taklit eder. Depolitize olmuş birisi etliye sütlüye karışmaz, suya sabuna dokunmaz, gelene ağam gidene paşam der, Dünya yansa hasırı yanmaz, üzümü yer bağını sormaz, namaz kılar efendisine kölelik eder. Depolitize olmuş insanlar eleştirmez, sorgulamaz, denetlemez, yargılamaz, fikri takip yapmaz, liderin gözünün içine bakarak itaatte asla kusur etmez.
DEPOLİTİZE NEDİR?
Toplumu siyasetin dışında tutmaya, siyasetten nefret etmelerini sağlamaya ve uzak durmalarını istemeye, sınırlı görev almalarına izin vermeye depolitize denir. “Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Yasası” ile üst akıl tarafından elit tabakanın çıkarlarına öncelik verilir, büyük idealler ve hayaller ötelenerek depolitize kuralları uygulanır. Artık halk siyasetle ilgilenmez kutlamalara, stadyumlara, festivallere, yarışlara, karnavala, konsere ve TV dizilerine yönelir. Siyaset Mühendisleri yapay zekânın da yardımı ile modern iletişim araçlarını sloganlarla süsleyip halkı manipüle eder, algı yağmuruna tutar. Ücretli troller de sanal özgürlük gösterileri, cici demokrasi söylemleri, ekranda gölge oyunlarıyla halkın gazını alırlar. APOLİTİK TOPLUM
Depolitize olmuş bir insan, hiçbir şey değişmiyor “eski tas, eski hamam yalnız tellak değişiyor” deyip siyasi partilere küser, kendi kabuğuna çekilir, bireysel yaşamaya yönelerek bencilleşir ve nötrleşir, Dünya yansa umursamaz olur. Apolitik insan siyasetin yalan, ihanet, hamaset, riya ve istismar üzerine kurulmuş bir tiyatro olduğuna inanmaya başladığında temiz havada yürüyüş yapmaya, pazar günü ailece pikniğe gitmeye, evinde televizyon keyfi çıkarmaya, rahatına düşkün yaşamı tercih etmeye başlar, aynı zihniyetteki arkadaşlarını WhatsApp gruba dahil eder. Siyaset, seçkinlerin ve elit tabakanın mesleği haline getirildiğinde apolitik düşünce sahipleri ahmak, mankurt, piyon, maşa, kukla ve fedai olmaya adaydırlar.
SINIFLI SİYASET
Yönetenler ve yönetilenler sınıfı derinlik kazanırsa, siyaset kaymaklı meslek haline gelir, insan temel hak ve özgürlükleri sınırlanır. Siyasi Parti içerisinde oluşan çıkar çete grupları halkı maraba, kendilerini de efendi görmeye başlarlar “Dün dündür, bugün bugündür” söylemi siyasetin ana omurgası haline gelir. Omurgasız, tutarsız, yüzü nasırlı, arsız siyaset patronları kendilerini eleştiren veya sorgulayan kişileri rantçı, ahlâksız, işbirlikçi, satılmış, hain, ajan provokatör yaftası ile dışlar. İnsanlığın örnek rol modeli Hazreti Muhammed (S.A.V.) siyaset konusunda “Ne haldeyseniz, öyle idare olursunuz” demiştir. Düşünmeyen, eleştirmeyen, sorgulamayan, idealsiz insanlar kalabalıktan, yığın kitleden öteye gidemezler.
POLİTİKA, YUNANCA’DIR
Toplumun isteklerine göre davranış sergilemeye, çok yüzlülük göstermeye, devlet işlerini halkın isteği doğrultusunda düzenlemeye ve yürütmeye, Yunanca politika sözcüğü günümüzde, maalesef siyaset kavramı ile karıştırılmaktadır. Politika; Rant uğruna toplumu manipüle etme, algılama, aldatma sanatıdır. Bu çalışmalar enformasyon, bilgi birikimi, deneyim, altyapı ve toplum mühendisliği ister. Halkımız, politikayı yalancılık olarak tarif etmiş, ahlâksızlığın mubah sayıldığı, korkuların, düşmanlıkların ve kutuplaşmanın üretildiği, kirli, kokuşmuş bu politikaya “Firavun Siyaseti” demiştir. Politikacının gizli amacı şöhreti yakalamak, rant elde etmek, insanlar üzerinde üstünlük ve otorite kurarak rahat, lüks konforlu bir hayat sürmektir.
SİYASET, İSLÂMCA’DIR
Marjinal düşünen, farklı inanç sahibi kişileri birarada tutmaya ve bunları yönetmeye siyaset denir. Arapça kökenli siyaset kavramını uygulamak ise bir sanattır. Tanınmış İslâm Hukukçusu İbn-i Abidin “Siyaset; İnsanları Dünya ve Ahiret’te kurtuluş yollarına irşad etmek amacıyla refah, huzur ve menfaatleri için çalışmaktır.” diye tarif etmiştir. Antik Yunan filozofu Platon/Eflatun, “Siyasetle ilgilenmeyeni, cahiller yönetir.” demiştir. Hazreti Muhammed (S.A.V.) Medine İslâm Devleti yönetiminde onsekiz aşiret reisi ve farklı inanç temsilcileriyle yaptığı toplantıda güven, barış, özgürlük, eşitlik, adalet, ekmek içeren kırkyedi maddelik Anayasa sözleşmesini imzalamış çağlar üstü mesajı İslâm Medeniyetine hediye etmiştir.




