Sen müslüman kılıklı adam, yanlış yolunun inanmışlığıyla veya tapınıcığıyla gerçek yolun önünde bir barikatısın. Gerçek yol ise geçmişte, şimdi ve gekecekte senin gibi barikatları yıkmakla mücadele ediyor. Senin rehberin aracılardır. Sen onları kutsar, onlara sığınır, onlardan yardım istersin; hakikatte ise “tek sığınak Allahtır”.
Senin dinin(sistemin) kemalizm, demokrasi, kapitalizm, sosyalizm vs dir; hakikatte ise “tek din(sistem) İslamdır”
Senin yolunda esas olan bireysel ve ırkçı çıkarcılıktır; hakikat ise insan ve insalığın kurtuluşudur.
Senin yolunda şia, sünni, alevi(vs)ye yaşam hakkı yokken; hakikatte ise iblise blie hayat hakkı vardır.
Senin yolunda sarık, cüppe, misvak vs sünnet iken; hakikatte ise sünnet, adalet, paylaşım, insanlık (islam haikimiyeti) için mücadelesidir.
Senin yolunda, senin yaşam tarzını yandaşın oldukların belirler. Hakikatte ise Allah.
Senin yolunda bukalemunluklar, araziye uyum sağlamak marifet iken; hakikatte bunun adı münafıklıktır.
Senin yolunda birileri ölümsüzken, hakikatte her nefis ölümü tadacaktır.
Senin yolunda sayısal dualar, üfürükçülük, nuska, rabıta vs gibi şirkler mukaddes iken; hakikatte ise ilimdir.
Senin yolunda kadınlar cuma namazı kılamaz iken; hakikatte kılmaları farzdır.
Yani uzak dur benimle uğraşma. Senin dinin sana, benimki bana.
“Yevmil din” boyumuzun ölçüsünün alındığı gündür. “Çağırın da, peşinden koştuğunuz kurtarıcılarınız (şefaatçılarınız) gelsin sizi kurtarsınlar görelim” denilen gün.
Sonsuzca selam ve hamd olsun o güne.
DÜRÜST OLALIM.
Allah herkesi cennete koymak için bahane aramaz. Chennem için de öyle. Adaletin tecellisinde torpil, şefaat vs ancak seküler yaşam biçimlerinin üretimidir. Hakikatte ise “kim zerre kadar iyilik, kim de zerre kadar kötülük yaparsa karşılığını alacaktır”. Dolayısı ile ahiret emlakçılarının sunumlarına aldanmayın. “O gün (hesap günü) onlar (kurtarıcılar) sizden; siz de onlarda kaçacaksınız”.
Hesap gününün şefaatçısı diye peşinden koştuklarımızın, o gün birbirinden kaçması veya birbirini suçlaması ne acı bir sondur.
(7/194–18/52 vs)
ÇIKAR ÇARKLARI
Adalet ve paylaşımın egemen olduğu toplumlarda, bireysel çıkar düşüncesi ancak art niyetli kişi veya gurupların hayalidir.
Zulüm ve sömürünün egemenliğinde ise toplumun tüm bireyleri kendi çıkarlarını korumak ve düşünmek zorundadır.
Mevcut sistem, “çekirdek aile”nin bireylerini(ana/baba/eş/kardeş) bile birbirine kırdıracak kadar çıkar kavgasını körüklemektedir. Elbette düzelir bir gün. Ancak düzelmesi için insanlığın insanı olmak lazım.
AHLAKSIZLIĞIN DİNSELLEŞMESİ
Gerçek müminler toplumun içinde sessizliğe büründükçe; meydan ne iddüğü belirsiz soytarılarla kaldı. Ben buna dini ahlaksızlık diyorum. Zira siyasette, adalette, fuhuşta, faizde dini ahlaksızlık trend durumundadır. Sosyal medya, tv program ve dizileri, yasalar, özellikle de geçim sıkıntısı bu ahlaksızlığı körüklemektedir. Egemenlerin demokrasi adına dayattığı bu yaşam tarzı, canlılar içindeki en sefil hayat biçimidir. Acı olan dini motiflerle süslenen bu vaziyetin giderek tırmanışıdır.




