Loading...
tr usd
USD
0.47%
Amerikan Doları
45,91 TRY
tr euro
EURO
-0.06%
Euro
53,42 TRY
tr chf
CHF
0.15%
İsviçre Frangı
58,48 TRY
tr jpy
JPY
0%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
0.1%
Rus Rublesi
0,64 TRY
tr cny
CNY
0.46%
Çin Yuanı
6,77 TRY
tr gbp
GBP
-0.22%
İngiliz Sterlini
61,84 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
-0.07%
Euro Amerikan Doları
1,16 TRY
bist-100
BIST
-1.64%
Bist 100
13.662,75 TRY
gau
GR. ALTIN
-0.88%
Gram Altın
6.658,45 TRY
tr btc
BTC
-4.25%
Bitcoin
2.898.820,64 TRY
tr eth
ETH
-3.69%
Ethereum
80.869,26 TRY
tr bch
BCH
-0.78%
Bitcoin Cash
11.302,59 TRY
tr xrp
XRP
-4.57%
Ripple
53,52 TRY
tr ltc
LTC
-3.36%
Litecoin
2.116,28 TRY
tr bnb
BNB
-3.97%
Binance Coin
27.642,50 TRY
tr sol
SOL
-5.69%
Solana
3.164,70 TRY
tr avax
AVAX
-5.02%
Avalanche
355,02 TRY
  1. Haberler
  2. Genel
  3. ARAFTA BİR SERMAYE: KÜRT BURJUVAZİSİNİN SOSYOLOJİK SINIRLARI

ARAFTA BİR SERMAYE: KÜRT BURJUVAZİSİNİN SOSYOLOJİK SINIRLARI

featured

Burjuva en temel ve yalın tanımıyla sosyal bir sınıfı tanımlar.

Burjuva”, Fransızca “Bourg” kelimesinden gelir.

Orta Çağ’da feodal sistem hakimken, köylüler toprakta çalışır, soylular ise toprak sahibi olurdu.

Bu iki sınıf dışında, şehirlerde yaşayan, ticaretle, zanaatla veya bankacılıkla uğraşan kesime “burjuva” denmeye başlandı.

Modern siyaset biliminde ise Karl Marx’ın tanımladığı çerçeve akla gelir.

Marksist kurama göre burjuvazi; fabrikaların, makinaların, hammaddenin ve finansal kaynaklar gibi üretim araçlarına sahip olmak ve bu sayede istihdam yaratıp artı değer yaratmaktır.

Başkalarının emeğini satın alarak kar elde eden sınıftır.

Günümüzde ise burjuva tanımı sadece ekonomik bir statüyü değil, aynı zamanda belirli bir yaşam biçimini ve değerler bütününü tanımlamak için kullanılır.

Yaşam tarzı, sanata ve bilime yaklaşımı, tüketim alışkanlıkları ve estetik normları ile toplumsal hegemonya kurma potansiyeline sahiptir.

Tarihsel olarak “şehirli”, ekonomik olarak “sermaye sahibi” siyasi olarak ise “karar verici” bir konumu temsil eder.

Tarihsel olarak burjuva, aristokrasiye (soyluluk) karşı bir sınıftı. Ancak güçlendikten sonra eski soyluların sanatı ve kültürü koruma rolünü üstlendi.

Burjuva aslında sermayenin estetize edilmiş halidir. Sermaye sadece cüzdanda kalmayıp, toplumsal ve kültürel alana kök salması, o sınıfın sosyolojik sınırlarını ve kalıcılığını belirler.

Salt sermaye sahibi değil, sermayesinin getirisi ile kendi estetik ve kültürel dünyasını inşa edebilen veya toplumsal bir paradigma değişimine öncülük eden, finanse eden kişi “burjuva “kimliğini kazanır.

Ekonomik sermayenin niceliksel büyümesi, her zaman modern bir sınıf kültürünü ve burjuva zihniyetinin doğuşunu garanti etmez; aksine, kültürel sermayeden yoksun bir zenginleşme, aktörlerini taşranın ve köylülüğün zihniyet dünyasına daha sıkı demirleyebilir.

Ekonomik güç kültürel bir habitus ve yaşam tarzı ile tahkim edilmediği sürece, ortaya çıkan yapı modern bir burjuvazi değil, finansal olarak devasa boyutlar ulaşmış bir “zengin köylülük” olmaktan öteye geçmez.

Geleneksel Kürt toplum yapısında güç, toprak mülkiyetine (ağalık) ve dini nüfuza (şeyhlik) dayalıydı.

Ağalık sistemi, salt bir toprak sahipliği değil, aynı zamanda idari, hukuki ve askeri güç unsurlarını da barındıran yarı-feodal bir yapıdır.

Geniş kitleleri peşinden sürükleyen bir şeyh müritlerin bağışlarıyla zamanla muazzam bir servet edinirlerdi.

Bu iki yapı, Kürt toplumunda gücün ve prestijin kodlarını belirlemişti.

Bu feodal ve manevi yapı, bölgenin modernleşme, şehirleşme ve Pazar ekonomisiyle tanışma süreçlerine ciddi bir bariyer oluşturmuştu.

Özellikle1980 sonrası yaşanan yoğun göç ve şehirleşmeyle birlikte bu toprak temelli güç yerini ticari sermayeye bıraktı.

1980 sonrası süreç, sadece mekânsal bir yer değiştirme değil, gücün, nüfuzun ve itibarın kaynaklarının yapısal olarak el değiştirdiği köklü bir paradigma kaymasıdır.

Zenginliğin ve gücün yeni adresi toprak değil; ticaret, sanayi, inşaat, hizmet sektörü ve ihale mekanizmaları oldu.

Güç artık “toprağın” değil, “paranın ve pazarın” elinde.

Kürt sermayesinin ilk büyük birikimi genellikle inşaat, nakliye ve gıda sektörlerinde gerçekleşti.

1980’lerde köyden kente ya da bölgeden metropollere göç eden nüfus, yüksek bir teknolojik altyapıya veya kurumsal uzmanlığa sahip değildi.

İnşaat ve gıda, sermaye birikimi henüz başlangıç aşamasında olan, yoğun emek gücüyle çalışan ve sektör giriş bariyerleri düşük olan alanlardı.

Bu sektörlerden elde edilen karlar çok hızlı büyümeyi sağladı. Elde edilen bu karlar daha çok gayrimenkule yöneldi.

Batı metropollerine devleşmiş, Türkiye ekonomisine entegre olmuş “büyük sermaye” içinde yer edinmiş bulunuyor.

Gelinen noktada bu sermaye grubu, artık yerel bir aktör olmaktan çıkarak Türkiye ekonomisinin ana omurgasını oluşturan makro sermayenin ayrılmaz bir parçası haline geldi.

Sermaye doğası gereği her zaman en yüksek kar marjını, akışkanlığın ve hukuki güvencenin olduğu yere akar.

Karl Marx’ın ifadesiyle, “sermayenin vatanı ve milliyeti yoktur; onun tek yasası kendi kendini büyütmektir.”

Kürt sermayesi de artık etnik veya bölgesel kimliğinden ziyade, “büyük sermaye sınıfının” yapısal çıkar ve refleksiyle hareket ediyor.

Kürt sermaye sahipleri çoğu zaman sınıfsal çakarlarını etnik kimliğin önünde tutmasının yanı sıra entelektüel, estetik ve kültürel sermaye karşısındaki mesafesi, onun rasyonel ve kurumsal bir burjuvaziye evrilmesini engelliyor.

Modern kentleşme ve piyasa ilişkileri içinde semiren Kürt sermayesi, bugün finansal gücün getirdiği imkanlar ile köylü/aşiret kodlarının belirlediği zihniyet dünyası arasında, sosyolojik bir arafta sıkışıp kalmıştır.

Kürt sermayesi büyük oranda “birinci kuşak” ve “yeni zengin karakteri taşıdığı için, paranın estetik ve entelektüel bir güce dönüşme süreci henüz emekleme aşamasındadır.

Kürt sermayedar, Türkiye’nin siyasi iklimi nedeniyle sermayesini “kültürel bir iklim inşası” için kullanmaktan çoğu zaman imtina ediyor.

Türkiye’nin mevcut siyasi ikliminde, Kürt kimliğiyle sivil, sanatsal, ya da entelektüel bir kültürel alan fonlamak, sermaye sahipleri için ciddi riskler barındırır; “bölücülük”, “etnik milliyetçilik”, ya da “arka bahçe olma” suçlamalarını kolayca tetikleyebilir.

Bu iklim altında, sermaye en “meşru”, en dokunulmaz ve devlet aygıtı tarafından asla kriminalize edilemeyecek alana sığınır: Hayırseverlik.

Kürt sermayedar zihniyet olarak modern sanata, kültürel kurumsallaşmaya mesafelidir. Üzerine bir de siyasi riskler eklenince, bu zihniyet bariyeri rasyonel bir” korku ve korunma “stratejisiyle meşrulaşır.

Kürt sermayesinin modern bir burjuva habitusu inşa edememesinin arkasında yalnızca zihniyet dünyasının köylü/taşralı kodları yatmaz; aynı zamanda Türkiye’nin makro-siyasi ikliminin ürettiği yapısal baskılar da belirleyici olmuştur. Sivil, entelektüel ve kültürel bir alan fonlamanın getireceği siyasi risklerden imtina eden bu ürkek sermaye, kendini tahkim etmek ve devlete karşı bir meşruiyet alanı açmak için “kutsalın koruyuculuğuna “sığınır.

Seküler ve kurumsal bir sınıf kültürü üretmek yerine cami, Kur’an kursu veya geleneksek hayırseverlik ağları finanse etmek, sermayenin hem yerel bağlarını korumasını hem de siyasi iklimin yıkıcı rüzgarından korunmasını sağlayan bir “sadakat kamuflajı” işlevi görmektedir.

İşte tam bu noktada köylü zihniyeti ile siyasi iklim birbirini besleyen iki unsur haline gelir.

Sermaye ürkektir ve statükoyla uyumludur.

Eğer kimlik, kar marjını veya siyasi ilişkileri zora sokacaksa, sermayedar “kimliği” evinde saklar.

Kürt sermayesi kendi konfor alanını koruma adına betona ve kutsala mecbur bırakılmış.

Parası kentli ve küresel olan ama zihniyeti ve sığınağı taşralı /dini kalan bir ara formdur.

Eğer bir sınıf paraya sahip olup hala kaba güç, aşiret asabiyesi veya lüks tüketim (gösterişçi tüketim) dışında bir değer üretmiyorsa o sınıf sosyolojik anlamda “lümpen burjuva” veya sadece “zenginleşmiş köylülük” olarak kalır.

Kürt burjuvazisinin oluşması için en az 3-4 kuşak şehirli olması ve “hayatta kalma” kaygısını çoktan aşmış olması gerekiyor.

Kürt sermayesi hala hayatta kalma ve büyüme aşamasında, estetik inşa etme aşamasında değil.

Maalesef bazı kesimlerce kültür denilince akla sadece dil ve kıyafet anlaşılıyor. Oysaki burjuvazinin ve yüksek kültürün temsil ettiği şey; o dili ve kültürü dünya literatürüyle, modern sanatla ve bilimsel derinlikle harmanlamasıdır.

ARAFTA BİR SERMAYE: KÜRT BURJUVAZİSİNİN SOSYOLOJİK SINIRLARI
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

H24 Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.