Loading...
tr usd
USD
0.47%
Amerikan Doları
45,91 TRY
tr euro
EURO
-0.06%
Euro
53,42 TRY
tr chf
CHF
0.15%
İsviçre Frangı
58,48 TRY
tr jpy
JPY
0%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
0.1%
Rus Rublesi
0,64 TRY
tr cny
CNY
0.46%
Çin Yuanı
6,77 TRY
tr gbp
GBP
-0.22%
İngiliz Sterlini
61,84 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
-0.07%
Euro Amerikan Doları
1,16 TRY
bist-100
BIST
-1.64%
Bist 100
13.662,75 TRY
gau
GR. ALTIN
-0.88%
Gram Altın
6.658,45 TRY
tr btc
BTC
0%
Bitcoin
0,00 TRY
tr eth
ETH
0%
Ethereum
0,00 TRY
tr bch
BCH
0%
Bitcoin Cash
0,00 TRY
tr xrp
XRP
0%
Ripple
0,00 TRY
tr ltc
LTC
0%
Litecoin
0,00 TRY
tr bnb
BNB
0%
Binance Coin
0,00 TRY
tr sol
SOL
0%
Solana
0,00 TRY
tr avax
AVAX
0%
Avalanche
0,00 TRY
  1. Haberler
  2. Genel
  3. Ümmet Şuuru

Ümmet Şuuru

featured

“İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler; sonra ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di.” (Yunus:19) 

Ayet kadim tarihten söz ediyor fakat biz bunu Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.a) Medine’de tesis ettiği site devletinde de görebilmekteyiz. Risaletin Medine döneminde Müslümanlar ve hatta orada yaşayan gayri müslimler de dahil olmak üzere İslâm’ın hayat bahşeden kurumsal yapısı bütün insanlara insicam ve huzur içerisinde bir arada yaşama imkânı vermişti. Medine, İslâm tarihinde birlik ve dayanışma içerisinde yaşayan toplumun en somut örneğidir. Bu nedenledir ki eski ismi Yesrip olan bu şehir İslâm’ın hakimiyetinden sonra medeniyetin beşiği anlamına gelen Medine ismini almıştı. Allah Resulü’nün liderliğinde bir araya gelen Medine’deki bu topluluk ümmet şuuru ile hareket etmekteydi. Ümmet aynı zamanda birlik olmanın adıdır. Aynı değerler etrafında toplanmış insan topluluğuna ümmet denir. Ümmet sözcüğü terminolojik olarak “ümm” kökünden gelmektedir. “Ümm” Arapça anne demektir. Her bireyin kutsiyeti olmakla birlikte bir aile içerisinde en kutsal ve kuşatıcı değer annedir. Aileyi insicam içerisinde bir arada tutan annedir. Anne soyut bir kavram olmadığı gibi ümmet olgusu da hayali değil somut ve mücessem bir kavramdır. Rabbimiz bizi ulus, etnik ve mezhebi bir kimlikle değil ümmet kavramı ile tanımlamaktadır:

“Gerçekten, sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim, öyleyse bana ibadet edin. Onlardan bazıları parçalanıp fırka fırka oldular.” (Enbiya:92-93) Şu bir gerçek ki, ümmet olgusu dışındaki bütün tanımlar marjinaldir, asla kuşatıcı değildir. Ümmet sözcüğü ise evrensel ve kuşatıcı bir tanımdır.

Sevgili Peygamberimiz ahirete irtihal ettikten kısa bir süre sonra Emevilerin iş başına geçmesiyle Arap milliyetçiliği de devreye girmiş oldu. O dönemde Arap olmayan Müslümanlara “Mevali” denilerek farklı muameleye tutulup gayri müslimlere özgü cizye sistemi onlara da uygulanmakta idi. O dönemdeki siyasi baskılardan dolayı ümmet şuurunu kaybeden Müslümanlar zamanla farklı mezhep, farklı isim ve fraksiyonlarla fırka fırka parçalara bölündü. Akabinde Abbasiler iktidarı ele geçirdi. Onların da Emevilerden aşağı kalır tarafı yoktu. Ümmet yine bir zalimden kurtulup bir başka zalime itaat eder oldu. Asıl olarak ümmet tarih boyu olması gereken yerde olmadı. Ümmet tarihin hiçbir döneminde İslâm adaletini yeryüzüne egemen kılma adına siyasi güce, siyasi kuvvete ve potansiyelinde mevcut olan izzet ve azametine kavuşamadı. Bugün de olduğu gibi tarihin hemen hemen her döneminde ümmet coğrafyası iç çatışmalara sahne oldu.

“Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Enfal:46)

Teorik olarak bir tek ümmetken ihtilaflara düşüp parçalanmak ne büyük bir talihsizliktir. Çözülmek aynı zamanda, beraberinde zilletin ve aşağılanmanın geldiği güç yitimidir. Nitekim bugün iki milyara yakın nüfus potansiyeline sahip olan ümmetin hâline baktığımızda uluslararası arenada hiçbir varlık gösteremeyişi ve adeta zillet içerisinde yaşayışı ne kadar üzücüdür. “Siz insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz, iyi olanı tesis eder, olumsuz olanı bertaraf edersiniz.” (Al-i İmrân:110) Dünya insanlığı nezdinde örnek bir toplum olmamız gerekirken, dünyaya adalet dağıtmamız ilâhî bir sorumluluk iken bugün ne hâllerdeyiz? Dünya mazlumlarına sahip çıkmamız üzerimize vazife iken din kardeşlerimize bile sahip çıkamaz olmuşuz. Siyonist işgalci İsrail’den hiç de aşağı kalır tarafı olmayan Harem-i Şerif işgalcisi olan Suud rejimi 4 yıla yakın bir süreden beri mazlum Yemen halkını bombalıyor. Bu katliama ümmet bazında dur diyecek bir kurumsal yapımız yok. Suriye’de ABD’nin  başlatmış olduğu iç savaş 8 yılı doldurmak üzere. Ümmet buna da engel olamıyor. Birkaç ay önce toplu katliama maruz kalan Myanmarlı Müslüman kardeşlerimiz kaderlerine terk edilip adeta unutuldu bile. Öte yandan uzun yıllardan beri Doğu Türkistan halkı Çin zulmüne maruz kalmaya devam ediyor, kimsenin sesi çıkmıyor. İki yüzlü Birleşmiş Milletler’den bir beklentimiz olamaz her hâlde? Peki İslâm ümmetinin Birleşmiş Milletler’i nerede? NATO savaş uçaklarını Libya’ya gönderdik orada barış ve huzuru temin etsinler diye değil, oralarını tarumar etsinler diye. Onlar da öyle yaptı zaten. Elin gâvurundan medet umulur mu? Peki bizim İslâm NATO’muz, İslâm Barış Gücü’müz nerede? 

Ümmet şuuru her şeyden önce kurumsal birlikteliği imanî bir vecibe olarak görür. Bakınız 70 yıldan beri namus-u ekberimiz olan Kudüs ve kutsal Filistin toprakları Siyonist postalları altında çiğneniyor. Gasıp İsrail 70 yıldan beri her Allah’ın günü işgaline ve katliamlarına devam ediyor. Ümmet nerede? Ümmetin vurucu ve caydırıcı gücü nerede? Ümmet, İslâm coğrafyasının bağrına saplanmış olan bu hançeri ne zaman söküp atacak? Mazlum Filistin halkı kaderiyle baş başa bırakılmış adeta. Filistin halkına el altından yapılan yardımlar ümmet için teselli veya vicdan rahatlaması olamaz. İşgalciler o topraklardan tamamen kovulmadan ümmet vazifesini asla yapmış olmayacak. Ümmet evrensel birlikteliğini tesis etmeden işgalcileri kovamayacak. İzzete, felaha ve zafere kavuşmanın ön şartı ümmetin siyasi, ekonomik ve askeri alanda bir araya gelmesi ve tek devlet çatısı altında birleşmesine bağlıdır. Birlikten izzet doğar, birlikten zafer doğar. Rabbimiz bize birliği emretmektedir. Hiç kuşkusuz ümmet şuuruna erip birlik olursak Rabbimiz bizi felaha kavuşturacaktır.

Ümmet Şuuru
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

H24 Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.