Faysal Mahmutoğlu
ABD, Orta Doğu’yu yeniden dizayn ediyor. Yeni Orta Doğu düzeninde İran karşıtı bir cephe oluşturmaya çalışıyor. İsrail için güvenli bir liman oluşturuluyor.
Bu kapsamda, 7 Ekim 2023’ten bu yana ABD’nin desteği, yardımı ve himayesinde gerçekleşen ve soykırıma varan vahşet ve yıkıma son veren bir anlaşmanın imzalanmış olması tüm dünya halkları tarafından sevinçle karşılandı.
Kanın durması, açlıktan çocukların ölme riskinin ortadan kalkmış olması önemlidir. En azından Gazze’de masum insanların hayatı şimdilik kurtulmuş oldu. Gazze halkına nefes alma imkanı sundu.
Gazzeliler memnun, çünkü yıkılan harabeye dönen evlerine dönüyorlar, en önemlisi gıdaya ulaşabilecekler ve çocuklar açlıktan ölmeyecek artık.
Bu anlaşmanın sağlanmasında bütün dünya halklarının sokaklara dökülerek, etnik temizliği kınayarak yönetimlerini barış için çaba sarf etmeye zorlamaları önemli bir etken oldu. Halklar yaşananları bir insanlık trajedisi olarak görüyordu. Ve insanlık, kanı durduracak bir ateşkesi zaruret olarak görmekteydi. Halkların mücadelesi, baskısı galip geldi.
Bütün bu vahşet yaşanırken iç siyasi dengeler açısından Filistin meselesine sahip çakar görünen Müslüman ülkeler Gazze’deki soykırıma son verilmesine yönelik ciddi bir girişimde bulunmadılar. Dahası çocukların açlıktan ölmemesi için gıda yardımlarının Gazze’ye ulaşmasına yönelik bir adım dahi atmadılar. ABD’nin gazabını üzerlerine çekmekten çekindiler.
Şarm El Şeyh’te gösterişli bir törenle imzalanan metnin adı “Kalıcı Barış ve Refah İçin Trump Bildirisi”dir.
Anlaşmanın tarafları İsrail’le Hamas. Anlaşmanın tarafları anlaşmaya imza atmadı. Çünkü Mısır’da yoklardı.
Anlaşmayı Trump, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Karat Emiri El Sani ve Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan garantör ülke olarak imza koydu.
Şarm El Şeyh’te imzalanan metnin hukuki bağlayıcılığı yok.
Metinde İsrail işgaline atıf olmadığı gibi “İki devletli çözüm” ifadesi de yer almıyor. Gazze’de çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 70 bin insanın yaşamına mal olan “işgal” ifadesi de yer almıyor. Bir tür niyet mektubu denilebilir.
Esasen Filistin Devleti’nin 1967 sınırlarıyla kabulünü içermeyen her plan gerçek barışı sağlayamaz. Kaldı ki İsrail asla bir Filistin devleti olamayacağını vurguladı. Ayrıca Netanyahu, Golan’ın işgalini de Trump’a onaylattı.
Trump’ın 2020’de açıkladığı planda, kağıt üzerinde de olsa Filistin devletinin varlığını tanıyordu ama son Gazze anlaşmasında buna yer vermeye bile gerek görülmedi.
Anlaşma metninde Hamas’ın ateşkes başladıktan sonra rehinleri 72 saat içinde serbest bırakılması karşılığında İsrail’in bazı tutsakları serbest bırakması talebi dışında, somut bir takvimlendirme yok. Hamas, tüm sağ rehineleri serbest bıraktı. İlave olarak 4 rehinenin de cesedini teslim etti, enkaz altında diğer rehineleri de arıyor. İsrail buna mukabil 1900 tutsağı serbest bıraktı.
Şarm El Şeyh’te adeta bir Tiyatro sahnesi kurulmuştu. Baş aktör Trump’tı. Sahnede bir Trupm Şov seyrettik.
Zirveye katılan liderleri tek tek sahneye davet ederek fotoğraf çektirip övgüler yağdırdı. İtalya Cumhurbaşkanı Meloni’ye ne kadar güzel olduğunu söyledi, Endonezya Cumhurbaşkanı Subianto’yla oğlu Eric Trump arasında ticari görüşmenin randevusunu konuştu. Sisi’yi abartılı övdü (Mısır medyası, “biz onu Mısır’ı yönetsin diye seçtik o ise dünya yönetiyor” gibi yorumlar yaptı) . Arap liderlerin bazıları için bunda para çok dedi. BAE Başkan Yardımcısı Şeyh Mansur bin Zayid Al Nahyan’ı selamladı ve “sınırsız para”sını övdü. Erdoğan için” Çetin ceviz ama benim dostum, ne dediysem yaptı” ifadesini kullandı ve Erdoğan’a teşekkür etti.
Pakistan Başbakanı, dünyanın gözü önünde verdiği silah desteğiyle Gazze’yi yakıp yıkan Trump’a Nobel Barış Ödülü verilmesi çağrısında bulunması utanç vericiydi. Meloni bile şaşkınlığını gizleyemedi.
Zirve katılımcıları da Trump’ın abartılı iltifatlarına karşı sanki birkaç yüz km ilerde soykırım yaşanmamış gibi ve soykırımı zafer olarak niteleyeni alkışladı.
Ankara’nın Gazze’deki ateşkeste aktif rol aldığı biliniyor. Özellikle Hamas’ın ikna edilişinde Erdoğan’ın çabaları sonuç verdiği biliniyor.
ABD Başkanı Trump, Şarm El Şeyh zirvesinden önce İsrail Parlamentosu Knesset’te yaptığı konuşmada “yeni bir orta Doğu’nun kurulduğunu” söyleyerek sunduğu 20 maddelik Gazze planının ve onun bir devamı olarak gerçekleştirilen Şarm El Şeyh zirvesinin asıl hedefini açıklıyordu.
Konuşmasının devamında “ İsrail için büyük bir zafer. Cesareti, yurtseverliği ve ortaklığı nedeniyle bir kişiye teşekkür etmek istiyorum… Başbakan Netanyahu. Kolay bir insan değil ama çok iyi bir iş çıkardı. Onu büyük yapan da bu zaten. İsrail’in altın çağı olacak. İsrail bizim yardımımızla, silah gücüyle kazandı. Bizim silahlarımızı çok iyi kullandılar” dedi. Konuşmasında ABD’nin silahlarıyla işlenen soykırımı överek yenin Orta Doğu’yu müjdeledi.
ABD’nin sağladığı bu ateşkes, çatışmayı durdurmayı başardı ama barışın zemini kuramadı. Siyasi ve hukuki bir alt yapıyı içermediği gibi denetim mekanizması yok, ihlallere karşı bağlayıcı yaptırımlar belirlenmemiş; “silahsızlanma ve çekilme” kavramları ise muğlak. İsrail’in tüm rehineler serbest bırakıldıktan sonra ateşkesi ihlal etme potansiyeli var. Bunu geçmiş deneyimlerden biliyoruz.
Sergilenen bu tiyatronun son perdesinde Gazze’de bir ulusun yok edilişini, soykırımı ‘zafer’ ifadeleriyle taçlandıran Trump’ın şova dönüştürmesini izledik. Trump Mısır’dan mutlu ayrıldı. Ve daha önemlisi Trump, “Ben iki devletle ilgilenmiyorum, beni Gazze’nin yeniden inşası ilgilendiriyor” diyerek, Şarm El Şeyh’teki tiyatronun özetini vermiş oldu.
Şüphesiz Gazze’nin inşası Gazzeliler tarafından gerçekleştirilmeyecek. İnşa faaliyeti ABD denetiminde Mısır, Ürdün, Körfez Emirlikleri, Suudi krallığı ve Türkiye gibi Amerika ortakları tarafından yürütüleceği senaryosu ağır basıyor. Ve Gazze, İsrail’e tehdit oluşturulmayacak bir şekilde imar edilecek.
Trump’ın barış planının ve oluşturulan yeni Orta Doğu’nun temeli Abraham anlaşmalarıyla startı verilmişti. Netanyahu’nun “Abraham’ın çocukları birlikte daha iyi bir gelecek inşa etmek için çalışacak” söylemi bunu teyit ediyor.
ABD-İsrail ikilisinin bundan sonraki hedefi İran.
Abraham anlaşmalarının da hedeflerinden biri İran’ın kuşatılıp etkisizleştirilmesini sağlamak ve bunula birlikte Rusya ve Çin’in Orta Doğu’daki etkinliğini azaltmak.
İktidar medyası, Türkiye’nin Trump planının garantörlerinden biri olması nedeniyle Filistin sorununda önemli bir aktör haline gelmekle övünüyor. Ancak Trump’ın senaryosunu ve üstlenilecek rolü görmezden geliyor.
Umarım bu ateşkes geçmiştekiler gibi bir reklam arasına dönüşmez.
ŞARM EL ŞEYH TİYATROSU




