Faysal Mahmutoğlu
Aşiret Mektebi (Aşiret Mekteb-i Hümayun), ll. Abdülhamid döneminde (1892) açılmış olup hem
sosyolojik hem de siyasal açıdan çok katmanlı bir projedir.
İmparatorluğun uzak köşelerindeki güçlü aşiretlerin çocuklarını İstanbul’a getirip eğitmek amaçlıydı.
Çocukları burada Osmanlı kültürüyle yetiştirsem, babaları ve kabileleri de devlete sadık kalır mantığı
egemendi.
Eğitim yoluyla merkezi otoriteyi tahkim etmek ve çocukların mensup olduğu aşiretlerin aidiyetlerini
güçlendirmekti asıl amaç. Ki bu aşiretler merkezi otoriteden bağımsız hareket etmeye meyilliydiler.
Adından da anlaşılacağı üzere halka açık bir okul olmayıp, sadece imparatorluktaki Arap aşiretlere
mensup muteber kimselerin çocuklarına özgü bir okuldu.
Bu okulun açılmasındaki temel argümanı tek bir cümleyle özetlemek gerekirse: “Merkez ile çevreyi
ortak bir kimlikte buluşturarak imparatorluğun toprak bütünlüğünü korumak.”
Milliyetçilik akımlarının imparatorluğu sarstığı bir dönemde, Abdülhamid özellikle Arap aşiret
liderlerinin çocuklarını İstanbul’a getirerek onlara saray terbiyesi ve modern eğitim vermeyi
amaçlaması imparatorluğu ayakta tutma politikasına uygun bir tutumdu.
Ayrıca Abdülhamid modern eğitimi devletin kurtuluş araçlarından biri olarak görüyordu.
Abdülhamid 25 yaşında iken, amcası Sultan Abdülaziz ile birlikte Avrupa’yı dolaşmış, bilim ve
teknolojinin yarattığı şehirleşme ve askeri gelişmelerden hayli etkilenmişti.
Mezun olan çocuklar memleketlerine döndüklerinde aşiretleri ile devlet arasında birer köprü görevi
ifa edeceklerdi.

Aşiret mektebinden bir yıl önce 1891 yılında Kürt aşiretlerinden oluşturulan Hamidiye Alayları da bu
çözüm denemelerinden biriydi.
Hamidiye Alayları örneği Sultan ll. Abdülhamid’in aşiretler konusunda somut adımlar atma isteğinin
bir göstergesiydi.
Bilindiği gibi 18. Ve 19. Yüzyıllarda batılı devlet birçok İslam ülkesini egemenlikleri altına almışlardı.
Osmanlı adeta bir kuşatma altındaydı. Fransa Cezayir’i (1830), İngiltere Mısır’ı (1882), Rusya Kars,
Ardahan, Batum’u (1878) almışlardı. Ayrıca Balkanların büyük bir kısmı İmparatorluktan ayrılmıştı.
İmparatorluk tarihinde ilk defa nüfusun büyük çoğunluğunu Müslümanlardan oluşmaya başlamıştı.
Balkanlarda başlayan milliyetçi hareketlerin Arap ülkelerine sirayet edilmesinden korkuluyordu.
Arapların imparatorluğa kenetlemesi doğrultusunda değişik metot ve projelere ihtiyaç vardı.
Aşiret Mektebi de bu projelerden biriydi. Aşiretleri devlet sistemine entegre etme amacına yönelikti.
Ve aşiretler üzerinden meşruiyet devşirerek otoritesini sağlamlaştırmayı düşünüyordu Abdülhamid.
Anasır-ı İslam’ın İmparatorluktan ayrılmaması noktasında gösterilen zorunlu bir çabaydı.
Aşiret mektebinin fikir babası Tahran Sefiri Münif Paşa’dır.

Okulun açılması konusunda yazılan ilk layihada 12-16 yaşlarında, sağlam vücut ve yüksek zekaya sahip
aşiret reisi çocuklarının İstanbul’a beş yıl süre ile eğitimi öngörülüyordu.
7 Temmuz’da Abdülhamid okulun peygamberin doğum günü olan 4 Ekim’de Arap vilayetlerinden
gelecek elli öğrenci ile açılması hususunda talimat verdi.
Eğitim süresinin 5 yıl olarak tasarlanan okul padişahın himayesinde açıldı.
Bu çocuklar “Padişahın misafiri” statüsündeydi. Tüm masraflar devlet tarafından karşılanırken
öğrencilere aylık 30 kuruş maaş bağlandı.
Padişah, öğrencilere bayramlarda ve mezuniyetlerinde onlara altın saatler, özel dikim üniformalar ve
yüksek harçlıklar veriyordu. İstanbul Türkçesini kusursuz konuşabilmeleri için özel hocalar
tutuluyordu. Asimilasyon için tüm araçlar kullanılıyordu. Buna rağmen bu çocuklar zamanla kendi
kimliklerini keşfediyorlardı.
Her yıl yeniden Maarif Nezaretinde, Suriye, Halep, Bağdat, Musul, Trablus, Yemen, Hicaz, Diyarbekir
vilayetleriyle Bingazi, zor, Kudüs müstakil livalarında belirtilen şartlarda öğrenci seçilecek ve
İstanbul’a gönderilecekti.
Okul mezunları memleketlerinde açılması düşünülen okullarda öğretmenlik veya uygun başka
görevlerde çalıştırılması düşünülüyordu.
Padişah ll. Abdülhamid, okul için Kabataş’taki Esma Sultan konağını uygun görse de satın alma
işlemleri okulun açılış tarihine yetiştirilemediği için, daha önce hazırlanan Akaretlerdeki dört evde
eğitime başlandı. Okul bir yıl sonra, Akaretlerdeki binadan, Kabataş’taki Esma Sultan Yalısı’na taşındı.
Kapandığı 1907 yılına kadar bu binada hizmet verdi.
Okulun ilk müdürü, aynı zamanda mülkiye mektebinde (Siyasal Bilgiler Fakültesi) müdür yardımcılığı
yapacak olan 4000 kuruş maaşlı Hacı Recai Efendidir. Bu zatın görev süre 10 gündür. Yerine Ali
Nazıma Bey atanmıştır.
Bu okula sadece rüesa ve meşayih çocukları seçilmiş.

Bu çocuklar bulundukları yerlerden İstanbul’a kadar refakatçi nezaretinde gönderilmekte ve gidiş
geliş yol masrafları devlet tarafından karşılanmaktaydı.
Dini ve pozitif bilimler bir arada okutulurken ittihad-ı İslam düşüncesi aşılanıyordu.
Birinci sınıfta öğrencilere: Elifba, Ecza-i Şerife (Kur’an cüzleri), Kıraat-ı Türkiye (Türkçe), Hesap
(Aritmetik).
İkinci sınıfta ise: Kur’an-ı Kerim, İlm-ı Hal, Kıraat-ı Türkiye ve imla (Türkçe okuma yazma), Hesap
(Aritmetik) ve Hatt-ı Rika (yazı).
Üçüncü sınıfta: Kur’an-ı Kerim, Tecvid, Ulum-i Diniye, Sarf-i Osmani, Hesap, Kıraat-ı Türkiye, Coğrafya-
ı Osmaniye, Tarih-ı İslam, İmla ve Hatt-ı Rika
Dördüncü sınıfta: Maatecvid Kur’an-ı Kerim, Ulum-i Diniye, Arabi, Farsi, Sarf-ı Osmani, Usul-i Kitabet
ve İmla, Coğrafya-ı Umum, Hesap, Malumat-ı Mütenevvia (genel kültür), Hutut (hatlar)
Aşiret mektebinin ilk mezunları 1897 yılında ve 51 kişidir. Bu mezunların yarısı Harbiye’ye yarısı da
Mülkiye’ye hususi irade ile kaydedilmiştir. Daha sonra aşiret mektebini bitirenlerin iki kısma ayrılarak
Harbiye ve Mülkiye’de birer yıl okumaları karara bağlanmıştır. Mülkiye bölümünden mezun olanlar
300 kuruş maaşla vali muavini olarak görevlendirilmesi padişah tarafından uygun görülmüş.
Okul müdürü 4000 kuruş maaş alırken vali muavinin 300 kuruş alması Abdülhamid’in eğitime verdiği
önemi gösterir nitelikte.
Okulun resmi açılışından kısa bir müddet sonra, Doğu Bayezid Sancağındaki aşiretler Yaver-i Ekrem
Müşir Paşa’ya müracaat ederek, çocuklarının Aşiret mektebine alınması için Tavassutunu talep
etmişlerdir.
Talep saraya iletildikten sonra Bayezid Bölgesindeki 14 alaydan talebe alınması uygun görülmüş ve ilk
yıl 9 öğrenci alınmıştır. Daha sonra aşiret mektebinin kapıları şark vilayetlerindeki bütün aşiret
çocuklarına açılmıştır.
Hatta şark vilayetlerinden getirilip evvela aşiret, sonra Harbiye ve Mülkiye mekteplerinde tahsil
ettirilerek yüzbaşılık ve Fahri yaverlik rütbesiyle 13 genç mezun olmuştur. Daha sonra Arnavutluk’tan
gelen 18 çocuk Aşiret mektebine kabul edilmiştir.
Okul parasız yatılıydı. Masrafların karşılanmasında sorunlar yaşandı. Az da olsa Kürt ve Arnavut
öğrencilerin okula alınmasından sonra, özellikle Arap ve Kürd çocuklar arasında kavgalar büyük
problemler yarattı.
Okul beklenen faydayı sağlayamadığı gerekçesiyle 1906 yılında yemek boykotu bahane edilerek
kapatılmasına karar verildi. 1907 yılında tamamen kapandı. Yerine bir idadi (lise) açıldı.
Okulun kapatılma gerekçesi öğrencilerin yemekleri beğenmeyip boykot etmeleri gösterilse de asıl
neden öğrenci sayısının gittikçe azalması-ki kapatıldığı yıl bu sayı ikiye düşmüştü- ve yıllık 618325
kuruşluk bütçenin yük olarak görülmesidir.
Abdülhamid, bu çocukların ilerde devlete karşı organize bir hareket başlatabileceklerinden endişe
ediyordu ki endişesinde haklı çıktı. Cumhuriyetin kuruluşundaki Kürt siyasal hareketinin öncüleri bu
okul mezunları olmuştur.
İlk yıl (1892) 58 öğrenci alınırken, 1893’te 23, 1894’te 38, 1895’te 33, 1896’da 26, 1897’de 43,
1898’de 66, 1899’da 17 ve 1900’de 20 öğrenci alındı.
Başlangıçta okula büyük bir ilgi gösterilmesine karşın sonraki yıllarda ilginin gittikçe azaldığını
görüyoruz.
Açık kaldığı 15 yılda okula alınan toplam öğrenci sayısı 600’ü bulmazken bunun ancak 400’ü mezun
olabilmiştir.
Yerine bugünkü Kabataş Erkek Lisesi açılmıştır.
Bu okula birinci yıl 13, ikinci yıl 4, üçüncü yıl 3, dördüncü yıl 1 olmak üzere, ilk dört yılda 21 Kürd
öğrenci alındığı, mektebe alınan Kürd öğrenci sayısının 25’i geçmediği ve 11’nin üst okullar gidebildiği
kayıtlarda mevcut.
1897 yılı sonrasına ait olduğu anlaşılan, beş sınıfa ait sınıf listelerinden Kürd aşiretlerinin çocuklarının
durumu şöyledir:
1.sınfta 23 öğrenci bulunmasına karşın Kürd öğrenci yok.
- sınıfta 31 öğrenci var ama içinde Kürd öğrenci yok.
- sınıfta 28 öğrenci var, içinde Kürd aşiretlere mensup 3 öğrenci var.
- Mahmut Hamza Efendi: Van, aşireti belirtilmemiş
- Mirali Efendi: Dersim, aşireti belirtilmemiş
- Mahmut Hızır Efendi: Dersim, aşireti belirtilmemiş.
- sınıfta 20 öğrenci var, içinde 3 adet Kürd aşiret mensubu var.
- Hasan Hayri Efendi: Dersim Karabelli aşiretinden, 1. Meclis Dersim Mebusu. 1925 Şeyh Said isyanı
sonrasında idam edildi. - Ali Haydar Efendi: Dersim Karabelli aşiretinden.
- Hamza Efendi: Van, aşireti belirtilmemiştir.
- sınfta 26 öğrenci var; içinde Kürd aşiret mensuplarından 10 çocuk var.
- Halid Efendi: Bitlis- Muş Cibran aşiret mensubu. Osmanlı Ordusu’nda albay oldu. Azadi örgütünün
kurucusu.1924 yılında Bitlis’te idam edildi. Aşiret mektebinin en ünlü öğrencisidir. Kürdler arasında
Cibranlı Halid olarak bilinir.

- Kasım Efendi: Bitlis- Muş Cibran aşireti mensubu
- Ahmet Ramiz Efendi: Dersim Karabelli aşiretinden. 1. Dönem Dersim mebusu.
- Yusuf Cemil Efendi: Dersim Karabelli aşiretinden.
- Mehmet Şükrü Efendi: Dersim Karabelli aşiretinden.
- İzzet Efendi: Van Şimsiki aşireti mensubu.
- Ziya Efendi: Van Şimsiki aşireti mensubu.
- Seyid Mahmud Efendi: Van Şimsiki aşiret mensubu.
- Mehmet Sadık Efendi: Van Mirziki aşireti mensubu.
- Süleyman Efendi: İzol aşiretinden.
İstanbul’daki bu okulda; Hamidiye alay komutanı mirliva Hüseyin Paşa’nın oğlu Salih, Hamidiye alay
komutanı Heyderanlı Temir Paşa’nın oğlu Tahir ve Heyderanlı Mehmet beyin oğlu Hasın Sadık gibi
ünlüler de mezun oldu.
Hamidiye Alaylarına Alevi aşiretleri alınmazken Aşiret Mektebi’ne Dersim Karabelli Aşireti mensubu
alevi Kürd çocukları alınması ilginç.
Arap aşiretlerine mensup çocukların içinde önemli görevler üstlenmiş şahsiyetler çıkmıştır.
Örnek:
Aşiret mektebine Libya’dan katılan Ömer Mansur Osmanlı Meclisi’nde mebus ve daha sonra Libya’da
başbakan olmuştur.
Yine Libya’dan gelen Sadullah Koloğlu. Uzun yıllar Anadolu’da kaymakamlık ve valilik yapan Koloğlu
daha sonra tekrar ülkesine dönmüş ve 1949’da Kral İdris tarafından başbakan olarak atanmıştır.
Gazeteci, yazar ve tarihçi Orhan Koloğlu ile gazeteci ve spor yazarı Doğan Koloğlu’nun da babasıdır.
Okula Irak’tan katılan Abdülmuhsin Sadun önce Osmanlı Meclisi’nde mebus daha sonra da Irak
başbakanı olmuştur.
Her şeye rağmen Aşiret Mektebi on beş yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun geniş kırsal kesimleri
için ilgi odağı olmuştur ve Abdülhamid’in hanesine artı olarak yazılmıştır.
YARARLANDIĞIM KAYNAKLAR:
- AŞİRET MEKTEBİ: Mehmet Ali Niyazi. Türkiye İş Bankası Kültür yayınları.
- SULTAN ll. ABDÜLHAMİD’İN DOĞU ANADOLU POLİTİKASI: Prof. Dr. Bayram Kodaman. Orkun
yayınları. - TÜRK TARİH DERGİSİ: İbrahim Sivrikaya. Aralık-1972 Sayı: 63
- AŞİRET MEKTEBİNDE KİMLER OKUDU? Cemal Temel. 03.01. 2026




