Tanıdığımız birisiyle karşılaştığımızda konuşmaya girizgâh olarak “Ne var? Ne yok?” diye sorarız.
Bundan esinlenerek önemli gördüğümüz aşağıda varları ve yokları kısaca hatırlamanın yararlı olacağına
inanıyoruz. Ne var? Ne yok? diye robota sormuşlar, robot da yanıt veremeden kısa devre yapmış ve infilâk
etmiş fıkrası ile konunun içeriğini anlamaya yeterli olacaktır. Ne var? Ne yok? deyimi, insanı derin
düşünmeye sevk ettiği gibi felsefi bir sorudur. Aslında bu soru ile muhataba güzel, anlamlı ve yararlı
konuşması gerektiği istenmektedir. Laf olsun torba dolsun diye soru sorulmamalıdır.
ALLAH VAR, ORTAK YOK.
Kemal sıfatının gereği Cenab’ı Allah’ın varlığını kişilerin bilgisine, idrakine ve mesleğine göre anlatarak
ispat edilmeli ve özellikleriyle tanıtmalıdır. Gelebilecek çetrefilli sorulara da mantıklı, bilimsel cevaplar
verilmelidir. Allah’a iman ancak kalbin mutmain olması ile gerçekleşir, baskı ve zorlama yapılmadan kişinin
isteğiyle iman etmesinden sonra Allah’a teslim olunur, limited şirkette görüldüğü gibi ortaklaşa hayat tarzı
düşünülemez. Şahsi fikirler, kanaatler, ideolojiler Allah’ın emir ve yasakları ile sentezlenemez. Allah vardır,
yaratıcıdır, kuvvet ve kudret sahibidir, ortak kabul etmez ve affetmez.
ALLAH VAR, KAYGI YOK.
Gönüllerin Sultanı Hazreti Mevlâna’nın “Allah var, gam yok” sözü iyi düşünmeli ve algılanmalıdır.
İstiklal Marşı yazarı Mehmet Akif Ersoy bu konuda “Allah’a dayan, saye sarıl, hikmete ram ol. / Yol varsa
budur, bilmiyorum başka çıkar yol.” şiiri ile düşünen insana doğru yolu göstermiştir. Atalarımız da “çıkmadık
candan umut kesilmez” demişler. Cenab’ı Allah insana şah damarından daha yakındır, ancak insanın
kâlbine sığar, ol dediği anında oluverir. Nefsani duygulardan, şeytanın telkinlerinden, toplumsal algılardan
uzak duran bir insan Allah’a da tam anlamıyla teslim olmuşsa huzura kavuşur.
IRK VAR, IRKÇILIK YOK.
İnsanlar anne ve babasını, doğum yerini seçme hakkına sahip değildir. İslam inancına göre
topraktan yaratılmış insan kızıl, sarı, gri, beyaz, siyah renkle boyanmıştır. İnsanlar yaratılış itibariyle
kavimlere, kabilelere, ırklara ayrılmıştır. İslâm, insanı merkeze almış ve ırkçılığı, bölgeciliği, hemşehriciliği,
çoğulculuğu yasaklamış, üstün saf ırk tanımını savunan faşizmi ret etmiştir. Kafatası, kemik ve kan
değerleri ile övünmek feodal cahil toplumların kompleksidir. Üstünlük ancak takva ile olur. Emperyalist
ırkçı siyonizm bilimsel kılıflarla ırkçılığı körükler, toplumu kutuplaştırır, çarpıştırır, parçalar sonra sömürür.
MEZHEB VAR, MEZHEBÇİLİK YOK.
Görüş, yorum ve gidilecek yol anlamına gelen mezheb din değildir ancak kaynağını İslâm’dan alır.
Asr’ı Saadet Dönemi’nden yüzelli yıl sonra ikiyüzden fazla mezhep oluşmuştur. Kur’an’ı Kerim ve Sünnet’i
Seniyye’yi esas alan hak mezheblere birinci, ikinci diye sıralama konamaz. Ümmetin üst kimliği Kelime’i
tevhid’tir, ictihat kapısı açıktır, zaruret halinde telfik yapılabilir. Mezheb taraftarlarının fanatikliği, bağnazlığı
kabul edilemez. Örneğin; Abdestin farzları her mezhebe göre farklıdır, tesettür konusunda ihtilaflar
bulunmaktadır. Kişi kendi karakterine uygun mezhebi seçebilir, mezheb değişikliğine gidebilir.
TARİKAT VAR, TARİKATÇILIK YOK.
Takip edilen yol anlamına gelen tarikatlar içerisinde zararlı olan dergâh, tekke ve zaviyeleri ayıklamak
için Osmanlı Devleti “Meclis’i Meşayih” kurmuştur. Kur’an’ı Kerim’in tamamını ve Sünnet’i Seniye’yi ölçü
kabul eden, güzel ahlâklı iyi insanlar yetiştiren tarikatlar, adil düzenin kurulması için değil de ailesine,
aşiretine ve ideolojilere hizmet ediyorsa hemen terk etmelidir. Dinen geçerli icazeti olmayan, altın silsilesi
bulunmayan, kurtuluşu yalnız kendisinde gören ve seçimlerde oy deposuna dönüşen bağnaz tarikatçılığın
İslâm’da yeri yoktur. Hakiki tarikatta, en büyük keramet istikâmettir.
AKIL VAR, AKILCILIK YOK.
Akıl insana verilmiş en değerli nimettir. Aklı olmayanın dini yoktur, Kur’an’ı Kerim çok yerde akıl
etmekten ve düşünmekten bahseder. İslam Dini akıl sağlığını korumayı temel esaslarına almış vahy
sistemine dayalıdır. Günümüzün insanları Mirac Olayını izafiyet teorisi ile kabul etmek zorunda kalmıştır.
Siyonizmin oyuncağı haline gelen akılcılık putlaştırılmıştır. Maddenin en küçük parçası olan atom
parçalanamaz söylemi bugün terk edilmiştir. Ana rahminde bebeğin cinsiyeti bilinemez anlayışı tarihin
sayfalarında kalmıştır. Işınlama ile taşımacılık çalışmaları başlatılmıştır. Bugün telâpatiyle iletişim kurmak
akılla izah edilmemekte, tayyi zaman ve tayyi mekân kavramları İslâm Diniyle açıklanabilmektedir.
NE VAR? NE YOK?




