Özgürlük, kişinin istediği gibi yaşama hakkı değildir. Kişinin özgürlüğü bir başkasının özgürlüğü ile sınırlıdır. Her inanç ve düşüncenin özgürlük anlayışı farklı prensiplere dayanır. Evrensel ve çağlar üstü gerçek özgürlük, barış anlamına gelen “İslâm Dini” ile gerçekleşir. İdeolojisi yetersiz ve zayıf olanlar, geniş özgürlüklere yer vermezler. Özgürlüğün az uygulandığı toplumlarda ise “İki Yüzlü, çifte standartlı” insanların sayısı hızla artar.
ÖZGÜRLÜĞÜN KAYNAĞI
İslâm Anayasası Kur’an’ı Kerim, Bakara Suresi: 256.Ayet’i Celile; “Dinde zorlama yoktur. Doğru eğriden açıkça ayrılmıştır. Artık kim sahte tanrıları reddeder de Allah’a inanırsa kopmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah her şeyi işitir ve bilir.”
Örnek rol modeli Hazreti Muhammed (S.A.V.); “Sizden biri¸ kendisi için sevdiğini insanlar için de sevmedikçe gerçek anlamda iman etmiş olamaz.” Bu Hadis’i Şerif’in ışığında, empati çizgisi ile özgürlüğün alanı da belirlenmiştir.
İslâm Medeniyetinde, empati içerikli Atasözü; İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır.
ÖZGÜRLÜĞÜN ŞARTLARI
İslâm Hukukuna Göre; Bir insan, hangi çeşit inanç ve düşünce grubunda olursa olsun, aşağıdaki dört maddeyi bir arada uygulaması, özgürlüğün şartlarındandır ve noksanlık da kabul etmez.
1)- İnancını her yönüyle başkalarına korkusuzca anlatmak ve tebliğ etmek.
2)- İnancını örgün ve yaygın eğitim ile serbestçe ve kısıtlanmadan yerine getirmek.
3)- Aynı inancı ve düşünceyi paylaşan insanlar, bir araya gelerek örgütlenmek.
4)- İnancının gereği, ibadetlerini tam olarak özgürce yaşama hakkına sahip olmak.
Allah’a (C.C.) kul olmayanlar, başkalarına köle olurlar ve özgürlüklerini de yitirirler. Batıl zihniyeti benimsemiş, imtiyazlı sınıf hegemonyası kurmuş ülkelerin literatüründe, marjinal denilen inanç ve düşüncelerin genel nüfusa oranı maalesef %5’i aşamaz.
MEDİNE ÖZGÜRLÜK SÖZLEŞMESİ
Hazreti Muhammed (S.A.V.) Medine İslâm Devletinde, onsekiz aşiret ve farklı inanç sahibi topluluklarla kırkyedi maddelik “Medine Özgürlük Sözleşmesi” imzalamış huzur ve refah toplumu kurulmuştur. İslam’ın doğuştan, adaletten, emekten, sözleşmeden ve akrabalıktan kazanılan insan hakları böylece sağlanmıştır. Medine Özgürlük Sözleşmesi; Barış, özgürlük, adalet, eşitlik, kardeşlik, temel haklar ve insancıl kavramlar ile bezenmiş, üst ve alt kimlikler korunmuş, çok hukuklu yargıya geçilmiş, kabilelere özerklik tanınmış, tehlikelere karşı ortak hareket etmeleri sağlanmış ve “Resmi İdeolojilerin” baskısına da son verilmiştir.
ÖZGÜRLÜK MANZARALARI
Camiler işlevini yerine getiriyor mu? İmamlar namaz bitimi neden yüzünü cemaate dönüyor? Caminin yolunda ne kadar engel var? Öğretmenler, öğrenciler, memurlar ve emekçiler “Cuma Namazını” rahatlıkla eda edebiliyor mu? Gerçek anlamda Faizsiz Bankalar var mı? Unutulmasın ki İslâm Dini bir bütündür ve asla sentez kabul etmez. İslâmi sentez şirktir.
T.C. ANAYASASI NE DİYOR?
T.C. Anayasası; Din ve vicdan hürriyeti, MADDE:24 – Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14-üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir. Kimse, ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta-öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır. Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.
ANCAK, FAKAT, LÂKİN, AMA
T.C. Anayasası; Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması, MADDE:14 – Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.




