( MARDİN’E DAİR ÖNCEDEN KALEME ALINMIŞ MÜTEMMİM CÜZLERDEN BİR CÜZ: “KUHSAR-I MÊRDİN’DE MUALLAK BİR YEL DEĞİRMENİ”)
KUHSAR-I MÊRDİN’DE MUALLAK BİR YEL DEĞİRMENİ

Bir zamanlar Mardin’de “Yel Değirmeni” olduğunu biliyor muydunuz.. (fotoğraf 1919’da çekildi)
Mardin’in girişinde, Kuhsar-ı Mérdin, nam-ı diğer Kırgız Tepesi üzerinde Galata Kulesi ihtişamında duran bu yel değirmenine artık gözler âşinâ değil. Burası, Mardin’in en çok rüzgâr alan hatırı sayılır bir mekândır.
Buradan, Mezopotamya ovasının uçsuz bucaksız manzarası ve gökyüzü mavisi üzerinde usta bir kalemkârın tornasından çıkmış Necef taşı zarafetindeki Şimal Yıldızı’nı ney ve kudüm eşliğinde seyretmek ve en önemlisi edeb-i erkân içerisinde dinginlik hissi veren rüzgârdan kâm olmak bir ayrıcalık olacaktı.
Aslında bu Yel Değirmeni’nin tarihi ve hikâyeleri için o kadar çok şey var ki yazılacak!
Kültür Bakanı’na buranın hikâyesini anlatmış ve bu müstesna yel değirmeninin yeniden eski ihtişamıyla “Mardin’in Terası” olmasını arzulamıştım.
Kültür Bakanlığı ve Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun tavsiye kararlarına rağmen, Mardin’e özgü “Galata Kulesi’nin yeniden aslına rücu etmesinin lokal bazda engellenmesi hangi akıl ve mantık ile açıklanabilir.
Orada, dibek kahvesi eşliğinde, Mardin’e dair başyapıt şiirler kaleme almayı o kadar çok arzu ediyordum ki…!
Saygılarımızla
Doğan Bekin


