Şeyh Ubeydullah el-Nehrî (1827/1828 – 1883), 19. yüzyılın ikinci yarısında Doğu Anadolu, Hakkâri ve İran sınır hattında hem dini hem de siyasi yönüyle ön plana çıkmış Nakşibendi-Halidî şeyhi, kanaat önderi ve dönemin en etkili nüfuz figürlerinden biridir.
Hakkâri’nin Şemdinli ilçesine bağlı Nehri (Bağlar) köyünde dünyaya gelmiştir. İslam tasavvuf tarihinin önemli isimlerinden ve “Kutb-ı İrşad” olarak anılan Seyyid Taha Hakkârî’nin oğludur. Aynı zamanda Geylani ailesine mensuptur.
Hayatı ve Nüfuzu
Dini ve Sosyal Konum: Babası Seyyid Taha’nın vefatından sonra Nehri Tekkesi’nin başına geçen Şeyh Ubeydullah, bölgede sadece dini bir otorite değil, aynı zamanda yüz binlerce müride ve güçlü aşiret bağlarına sahip, coğrafyanın en sözü geçen liderlerinden biri haline geldi.
93 Harbi (1877-1878): Osmanlı-Rus Savaşı sırasında bölgeden topladığı binlerce kişilik milis kuvvetiyle Rus ordusuna karşı Osmanlı’nın yanında cihat hareketine katıldı ve cephede yer aldı.
1880 Hareketi (Şeyh Ubeydullah İsyanı)
Şeyh Ubeydullah’ın tarih sahnesindeki en büyük kırılma noktası, 1880 yılında Kaçar Hanedanı yönetimindeki İran topraklarına karşı başlattığı askerî ve siyasi harekettir.
Sebepleri: İran yönetiminin bölgedeki Sünni halka ve aşiretlere yönelik baskıları, vergiler ve iki devlet arasındaki sınır anlaşmazlıkları bu hareketi tetikleyen başlıca unsurlardı. Ayrıca dönem kaynaklarında ve Batılı arşivlerde, bu hareketin Osmanlı-İran sınırında bağımsız veya otonom bir yapı (Kürdistan) kurma amacı taşıdığına dair yazışmalar ve dış politika girişimleri de yer almaktadır.
Gelişimi: Şeyh Ubeydullah’ın komutasındaki milis güçleri İran topraklarına girerek Urmiye ve çevresinde etkili oldu. Ancak İran’ın merkezi kuvvetlerini toparlaması ve uluslararası alanda (özellikle İngiltere ve Rusya’nın baskısıyla) Osmanlı Devleti’nin duruma müdahale etmesi üzerine hareket başarısızlıkla sonuçlandı. Kuvvetleri dağılan Şeyh Ubeydullah, Osmanlı topraklarına geri döndü.
Sürgünü ve Vefatı
Olayların uluslararası bir krize dönüşmesi üzerine Osmanlı hükümeti tarafından İstanbul’a çağrıldı. Bir süre İstanbul’da padişah tarafından ağırlansa da siyasi ve stratejik nedenlerle 1882 yılında Hicaz’a (Taif ve Mekke) sürgün edildi. 1883 yılında Mekke’de hayatını kaybetti ve Cennetü’l-Mualla Mezarlığı’na defnedildi.
Şeyh Ubeydullah el-Nehrî, hem Osmanlı-İran sınırındaki 19. yüzyıl jeopolitika dengelerinde hem de bölge tarihinin siyasi-toplumsal hareketlerinde çığır açmış kritik bir figür olarak tarihe geçmiştir. Oğlu Seyyid Abdülkadir de dönemin Osmanlı siyasetinde ve sonrasındaki süreçlerde önemli roller üstlenmiştir.
Seyh Ubeydullah el nehrin
0
Paylaş




