
Esas olarak siyasette değişim her zaman mümkün, bazen de gereklidir. Bunun için güçlü bir irade, kararlılık, inanç, cesaret ve değişim zihniyetine sahip olmaya ihtiyaç vardır.
Ülkemizde ise mevcut siyasette değişim ve yenilik imkânı gözükmüyor. Kuşkusuz yeni partilerin kurulması siyasette değişim ve yenilik anlamına gelmiyor. Çünkü temel sorun toplumsal ve siyasi zihniyettedir.
Bu nedenle değişim öncelikle zihniyette başlamalıdır.
İnsanı, hak ve özgürlükleri, evrensel hukuku ve ahlakı merkeze koyan bir siyaseti ve siyasal sistemi inşa edecek gerçekçi ve samimi bir zihniyet yoksunluğumuz var. Hürriyetler ve hukukun üstünlüğü konusunda hem siyasetçinin hem de toplumun duyarlılık eksikliği var.
“Slogan Müslümanlığıyla” Ahlak, “demokratik-hukuk devleti” söylemiyle Adalet, “hak ve özgürlükler hamasetiyle” Hürriyet inşa edilmez. Söz konusu ilkelerin yasal varlığı da yeterli olmaz. Bu ilkeler, zihniyet değişimi ve hukukun üstünlüğünü içselleştirmekle ancak gerçekleşebilir.
Hak ve özgürlüklere ve hukukun üstünlüğüne saygı, samimi bir inanca/imana dönüşmedikçe zihniyet değişikliği de gerçekleşmez. Adalet inşası; inanç/iman, ahlak ve vicdan temelinde mümkündür.
Örneğini zihniyet değişimini gerçekleştirmiş medeni toplumlarda görmek mümkündür.
Modern Devlet Teorisinin kurucusu Fransız düşünür Montesquieu, 1748 yılında yazdığı ‘Yasaların Ruhu’ kitabında iktidarın tek bir merkezde toplanmasının zulme yol açacağını, bu nedenle de Yasama, Yürütme ve Yargı güçlerinin ayrılması gerektiğini savundu.
Zira yasama, yürütme ve yargı erklerinin tek elde veya tek kurumda toplanması otoriter sisteme, adaletsizliğe ve diktatörlüğe yol açıyordu. Montesquieu, bir sistemin omurgası ve ruhunu oluşturacak bir adalet ilkesi öneriyordu.
Böylece 278 yıldır demokrasi iddiasında olan moderne develerin temel ilkesi Kuvvetler Ayrılığı oldu. Artık Kuvvetler Ayrılığı ilkesini içselleştirmeyen toplumlar “gelişmiş ve medeni”, uygulamayan ülkeler de “demokratik hukuk devleti” olarak tanımlanmazlar.
—
Kişisel olarak Kuvvetler Ayrılığını adalet sisteminin olmazsa olmaz koşulu olarak görüyorum ve her kesimin temsil imkânı bulduğu demokratik parlamenter sistemden yanayım.
Bu temelde başkanlık, yarı başkanlık veya parlamenter sistem tartışılır ve herhangi birisi tercih edilebilir. Monarşi sistemini de bu bağlamda savunanlar olabilir ancak bu sistemlerden hiçbiri için tartışma konusu yapılması dahi doğru olmayan Kuvvetler Ayrılığı ilkesidir. Yürütme, yargı ve yasama erkinin bir denge içinde uygulanması adalet iddiasında olan her sistem için zorunludur. Aksi durum zorbalıktır.
Türkiye, bir darbe sonucu da olsa 1961 Anayasası ile Kuvvetler Ayrılığı prensibini benimsedi ancak uygulamalar aksi biçimde devam etti. Çünkü köklü bir zihniyet değişimine imkân verilmedi. 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 ve 15 Temmuz 2016 gibi müdahalelerle Kuvvetler Ayrılığı ilkesinin hayata geçirilmesi hep önlendi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile de yasal varlığı devam etse de fiili olarak tamamıyla ortadan kaldırıldı.
Bugün, Türkiye’nin temel sorunlarının başında Kuvvetler Birliği gelmektedir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dahil hangi sistem olursa olsun Kuvvetler Ayrılığı prensibine dayanmadıkça devlet modern, toplum da medeni olarak tanımlanmaz. Bu sorun çözülmeden de ne barış ne istikrar ne de güven tesis edilebilir. İstikrar ve güvenin olmadığı yerde seçimler tek başına çözüm değildir.
Albert Einstein; “zorba bir yönetim aldatmaya dayanır, terörle sürdürülür ve sonunda mutlaka kendi içinde ürettiği zehir dolayısıyla telef olur gider.”
Esas olarak demokratik devletin, hukuk düzeninin ve demokratik siyasetin gelişmesi de Kuvvetler Ayrılığı ilkesinin uygulanmasıyla mümkün olmuştur.
Bu nedenle siyasetin öncelikli hedefi Kuvvetler Ayrılığını yeniden tesis etmek olmalıdır. Aksi halde hiçbir partinin modern devlet ve demokrasi iddiası da samimi ve gerçekçi kabul edilemez.
2026-09-19 / 22:13:16
KARANLIĞIN ÇAĞRISI
Faik ÖCAL
2026-09-09 / 11:02:04

SEVGİ, HİSSETMEK VE KÖTÜLÜK PROBLEMİ ÜZERİNE
M. Ergün Mirzade
2026-08-12 / 20:35:34

HİCRET…
Abdurrezak Dervişoğlu
2026-03-24 / 11:36:00

AVRUPA KENDİ BARIŞINI YÖNETEMİYOR
Haluk ÖZDALGA
2025-08-24 / 21:39:59
‘BARIŞA GİDEN DİKENLİ YOLDA…’
Gülayşe Koçak
2025-05-16 / 10:33:56
Sivil Siyaset Hareketi

