tr usd
USD
0.06%
Amerikan Doları
48,46 TRY
tr euro
EURO
-0.02%
Euro
56,33 TRY
tr chf
CHF
-0.17%
İsviçre Frangı
59,75 TRY
tr jpy
JPY
0%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
-0.7%
Rus Rublesi
0,56 TRY
tr cny
CNY
0.05%
Çin Yuanı
7,22 TRY
tr gbp
GBP
0%
İngiliz Sterlini
65,62 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
-0.08%
Euro Amerikan Doları
1,16 TRY
bist-100
BIST
-0.27%
Bist 100
14.112,89 TRY
gau
GR. ALTIN
0.01%
Gram Altın
6.860,79 TRY
tr btc
BTC
0.05%
Bitcoin
4.072.234,00 TRY
tr eth
ETH
0.29%
Ethereum
122.847,00 TRY
tr bch
BCH
1.77%
Bitcoin Cash
13.744,59 TRY
tr xrp
XRP
1.63%
Ripple
69,08 TRY
tr ltc
LTC
-0.28%
Litecoin
3.135,07 TRY
tr bnb
BNB
1.29%
Binance Coin
36.864,00 TRY
tr sol
SOL
0.11%
Solana
5.403,23 TRY
tr avax
AVAX
2.57%
Avalanche
516,28 TRY

Ümmü Mûsâ’dan FON çağına

featured

Ümmü Mûsâ’dan FON çağına

Bin yıl önce Bağdat’ta bir kadın vardı. Adı Ümmü Mûsâ.

Abbâsî sarayında görevliydi. Zamanla öyle bir nüfuz kazandı ki devletin üst düzey yöneticileri üzerinde söz sahibi olmaya başladı. Sarayın kapıları ona açılıyor, devlet hazinesinden yapılan ödemelerde etkisi hissediliyordu.

Tarihçi Halil İbrahim Hançabay’ın Belleten dergisinde yayımlanan araştırmasına göre Ümmü Mûsâ’ya bir dönem günlük bin dinar teslim ediliyordu. Kardeşi Ahmed b. Abbâs ise herhangi bir resmî görevi bulunmadığı hâlde aylık 7 bin dinar alıyordu. Dönemin veziri bu ödemeleri sorgulamıştı.

Dikkat edin, mesele yalnızca bir kadının sarayda güç kazanması değildi. Asıl mesele, devlet makamıyla aile ilişkilerinin birbirine karışması ve kamu kaynaklarının kimlere, hangi gerekçeyle aktarıldığıydı.

Aradan yaklaşık 1.100 yıl geçti.

Saraylar değişti. Makamlar değişti. Dinarın yerini lira, altın keselerinin yerini banka hesapları, saray defterlerinin yerini yatırım fonları aldı.

Ama insanın güçle, makamla ve servetle kurduğu ilişki pek değişmedi.

Bugün de devletin çeşitli kademelerinde görev almış bazı yöneticilerin, makamlarının sağladığı çevre ve ilişkiler üzerinden kendilerine ya da ailelerine ekonomik avantaj sağlayıp sağlamadığı tartışılıyor.

Üstelik bu tartışmaların odağında zaman zaman kadın yöneticiler de bulunuyor.

Burada sorun kadınların yönetici olması değil. Tam tersine, kadınların kamusal hayatta ve devlet yönetiminde daha fazla yer alması toplumsal gelişmenin önemli bir göstergesidir.

Sorun, kadın ya da erkek fark etmeksizin, kamu makamını aile şirketinin yönetim kurulu koltuğu gibi gören anlayıştır.

Devletin makamı kişisel mülk değildir.

Kamu kurumları aile şirketi değildir.

Devlet hazinesi de kimsenin mirası değildir.

Bir yöneticinin ailesinin ticaret yapması, yatırım fonu alması, şirket kurması elbette suç değildir. Fakat bu faaliyetlerde kamu gücünden kaynaklanan bir ayrıcalık, içeriden bilgi veya nüfuz kullanılıp kullanılmadığı sorusu ortaya çıktığında, cevap yalnızca kişisel açıklamalarla sınırlı kalmamalıdır.

Çünkü vatandaşın hakkı olan şey, yalnızca dürüst yönetilmek değil, dürüst yönetildiğini görebilmektir.

Bugün sıradan bir vatandaş kredi bulmakta zorlanırken, bazı insanların kısa sürede nasıl büyük servetlere ulaştığı merak ediliyorsa, bu soruyu sormak gazeteciliğin görevidir.

Elbette büyük servet tek başına suç kanıtı değildir. Soruşturma da mahkûmiyet anlamına gelmez. Ancak kamu görevi üstlenmiş kişilerin mal varlıkları ve çıkar ilişkileri konusunda daha yüksek bir şeffaflık beklentisi olması doğaldır.

Ümmü Mûsâ’nın hikâyesinde dikkatimi çeken, onun kadın olması değil; kardeşinin resmî bir görevi bulunmadan devlet kaynaklarından ödeme alabilmesidir.

İşte tarihin bugüne bıraktığı asıl soru budur:

Bir insan devlet makamına geldiğinde yalnızca kendisi mi yükselir, yoksa bütün ailesinin ekonomik kaderi de birdenbire değişir mi?

Makam geçicidir. Yetki geçicidir. Siyasi nüfuz geçicidir.

Ama kamu kaynakları üzerinde kurulan haksız ayrıcalıkların bedelini toplum uzun yıllar ödeyebilir.

Bin yıl önce sarayın kapısından giren nüfuz, bugün başka kapılardan geçebilir. Dün dinar konuşuluyordu, bugün fon. Dün saray görevlileri vardı, bugün bakanlar, bürokratlar ve kurum yöneticileri.

Her dönemin kendine özgü kurumları, yasaları ve denetim mekanizmaları var. Fakat temel ilke değişmiyor:

Devletin kapısından görevli olarak giren hiç kimse, o kapıyı ailesinin servetine açılan özel bir geçide dönüştürmemeli.

Ümmü Mûsâ’nın yaşadığı çağdan bugüne kadar değişmesi gereken asıl şey isimler değil, kamu malına bakışımızdır.

Çünkü devletin hazinesi ne sarayın sandığıdır ne de makam sahiplerinin aile kasası.

O hazine, milletindir.

Kaynak ve tarihî not: Halil İbrahim Hançabay, “Abbâsî Sarayının Kadın Görevlileri: Kahramâneler”, Belleten (2025). Ümmü Mûsâ hakkındaki ödemeler tarihî rivayetlere dayanmaktadır; bunlar hakkında kesinleşmiş bir hırsızlık hükmü bulunduğu anlamına gelmez.

Ümmü Mûsâ’dan FON çağına
0
Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Abone olarak Gizlilik Politikası metnini kabul etmiş olursunuz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

H24 Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.