İnternette çirkin bir kadın resmi dolaşılmakta ve Leyla’nın gerçek resmi olduğu iddia edilmektedir. Bu kasıtlı yapılan bir saldırı olup bizim kültürümüzü küçümseme ve yozlaştırma amaçlı bilinçli bir saldırıdır.
Leyla ve Mecnun Emeviler döneminde 700’lü yıllarda yaşamış ve bu hikâye o kadar çok tutulmuş ki, birçok şair Leyla ve Mecnun’u yeniden yazmıştır. Bunlardan birisi de Fuzuli’dir.
Bu dönemde haliyle fotoğraf makinası yoktur ve böyle bir resmin olmasına da imkân yoktur.
BU RESİM SAHTEDİR. BİZİM LEYLA VE MECNUNUMUZ DEĞİLDİR
İbni Kesir anlatıyor:
Tevbe Binti Samme. Kendisine Leyla’nın Mecnunu denirdi. Tevbe, Beni Haris b. Ka b kabilesine karşı saldırılarda bulunurdu. Leyla’yı gördü. Ona âşık oldu. Kara sevdaya yakalandı.
Ona derin bir aşkla bağlandı. Onunla ilgili güçlü ve parlak birçok şiirler söyledi. Daha önce o şiirlerin benzerleri söylenmediği gibi daha sonra da söylenmedi. Çünkü onun şiirlerinde birçok mana ve hikmetler vardı.
Bir defasında ona: Seninle Leyla arasında flört hadisesi oldu mu diye sorulduğunda şu cevabı verdi:
“Eğer uçkurumu harama açmış isem, Muhammedin (s.a.v.) şefaatinden yoksun kalayım.”
Leyla, Abdülmelik b. Mervan’ın huzuruna çıkarak kendisine yapılan bir haksızlığı şikâyet etti. Abdülmelik, ona şöyle bir soru sordu:
– Tevbe senden ne gördü ki sana büyük bir aşkla tutuldu
– Vallahi ey mü’minlern emiri, benimle Tevbe arasında asla flört ve fuhuş olmadı. Ancak Araplar âşık olur ve iffetlerini muhafaza edip âşık oldukları kimselere iffetle bağlanarak şiirler söylerler. Nefislerini alçaklıklara karşı korurlar.
Leyla’nın bu cevabı üzerine Abdülmelik, ona yapılan haksızlığı giderdi ve ona armağanlar verdi.
Tevbe, hicretin yetmiş üçüncü senesinde vefat etti.
Anlatıldığına göre vefatından sonra Leyla, onun mezarı başına gelerek ölünceye kadar ağlamıştır. Doğrusunu Allah bilir.
LEYLA DEDİK…
Tarihimizde tespit edebildiğimiz üç Mecnun vardır. Leyla ve Mecnun hikâyesi bir anlamda bu üç Mecnun’un hikâyelerinin bileşkesidir. Rivayetleri birbirine karışmıştır. Bu üç Mecnun’un meşhur olmasının nedeni de şair olmaları ve aşklarını şiire dökmeleridir. Böylece aşkları dilden dile, gönülden gönle aktarılmıştır. Ama onların aşkı temiz ve iffetli bir aşktı.
İlk mecnun Tevbe b. Samme’dir. Onu yukarda anlattık.
Diğer bir mecnunumuz da Beni Uzre kabilesinden Cemil’dir (öl:701). Platonik tipte saf ve masum aşkı temsil eder. İffetli, utangaç, dindar bir şairdir. Leyla ve Mecnun da Cemil’in eseridir. Cemil’in Buseyne’ye yazdığı methiye öylesine güzeldi ki, Buseyne bütün şairlerin sevgilisi haline geldi. Şairler, onun cazibesine kapılarak yeni hevesle kasideler yazmaya başladılar. Böylece Leyla, Buseyne ve Dad adlarında yeni bir ölümsüz kadın efsanesi doğdu ve bunun çevresinde de yeni bir tür şiir (gazel) gelişti.
Küseyyir Azze dedi ki: Besine’nin aşığı Cemil ile karşılaştım, bana dedi ki:
– Nereden geliyorsun
– Şu sevgilinin yanından geliyorum.
– Nereye gidiyorsun
– Şu sevgilinin (yani Azze’nin) yanına gidiyorum.
Cemil, adamın birisine şöyle bir soru sormuş:
– Şu mektubumu Besine’nin kabilesine ulaştırır mısın?
Eğer bunu yaparsan yanımda ne varsa senin olsun.
– Olur, yaparım.
– Ben öldüğüm zaman şu dişi deveme bin, şu elbisemi giyin ve şu beyitlerimi oku:
«Ey Besine; kalk, ağlayıp feryad-ü figan et.
Diğer bütün dostlarını bırak da sadece bir dostuna ağla.»
Adam, Besine’nin kabilesine ulaştığında Cemil’in kendisine okumasını vasiyet ettiği beyitleri okumaya başladı. Besine, evden çıktı. O adama doğru ilerledi. Cennet’te dolaşan bir dolunay gibiydi. Abası içinde salınarak geliyordu. Adama şöyle dedi:
– Yazıklar olsun sana! Eğer doğru söylüyorsan beni öldürdün. Eğer yalan söylüyorsan beni rezil rüsvay ettin.
– Hayır, vallahi doğru söylüyorum. İşte üzerimdeki şu elbise Cemil’in elbisesidir. Sırtına bindiğim şu deve de onun devesidir.
Besine, işin gerçek olduğunu anlayınca Cemil’e üzüldüğünü beyan etti ve ona şu ağıtı yaktı:
«Ey Cemil, senden sonra artık yaşamak bana hoş değildir.
Seni yitirdikten sonra yaşamakta artık hayır yoktur.»
Besine, böyle dedikten sonra o saatte öldü.
Adam diyor ki: «O günden sonra Besine kadar çok ağlayan bir erkek veya kadın görmedim.»
Üçüncüsü de Kays b. El-Mulevvah’dır (öl:699-700). Meşhur bir şairdir. Amir kabilesindendir. Şair, Leyla’ya duyduğu aşkı anlatmıştır. Bu tutkulu aşktan dolayı deli anlamında Mecnun adı verilmiştir. Bu aşk gerçekten de şairin delirmesine neden olacaktır. Daha sonra Leyla ve Mecnun aşkı bütün Türk, İran ve Arap kültüründe derin izler bırakacaktır. Aslında gerçek Mecnun budur. Sevdiği kişinin adı da Leyla’dır. Şiirlerinin toplandığı bir divanı vardır. Aşkı onun delirmesine neden olduğundan kendisine deli anlamında Mecnun denilmiştir.
İbn Kesîr, El Bıdaye Ve n-Nihaye, Çağrı Yayınları: 8/553-554.
İbn Kesîr, El Bıdaye Ve n-Nihaye, Çağrı Yayınları: 9/76-79.
Ömer Rıza Kehhale, Mu cemul Müellifin, c.2, s.661, MuessesetulResale, Beyrut, 1993.



