Son dönemde, sahte diploma ve e-imza üretimiyle ilgili yürütülen soruşturmaların genişlemesiyle birlikte bazı siyasetçilerin isimleri gündeme geldi. Ancak bu iddiaların bir kısmı yargı süreçleri devam ederken, bir kısmı da ilgili kurumlar tarafından yalanlanmıştır. İşte konuyla ilgili öne çıkan isimler ve iddialar:
Ferhat Uzun (HÜDA PAR): Hakkında sahte diploma aldığı iddiasıyla soruşturma başlatılan siyasetçilerden biridir. Ferhat Uzun ise ifadesinde, sahte diplomaya sahip olduğunu tesadüfen öğrendiğini iddia etmiştir.
Ekrem İmamoğlu (İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı): Diplomasının sahte olduğu iddiasıyla hakkında soruşturma açılmış ve iddianame hazırlanmıştır. İddianamede, yatay geçişinin yapıldığı üniversitenin o dönemde YÖK tarafından tanınmadığı ve kontenjanların usulsüz bir şekilde artırıldığı öne sürülmüştür. İmamoğlu hakkında, “resmi belgede sahtecilik” suçundan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası istenmektedir.
Recep Tayyip Erdoğan (Cumhurbaşkanı): Cumhurbaşkanlığı için yükseköğretim mezunu olma şartına rağmen, diplomasının olmadığı yönünde iddialar geçmişte sıkça gündeme gelmiştir. Bu tartışmalar, Erdoğan’ın üniversite diploması hakkında çeşitli şüphelerin ortaya atılmasıyla büyümüştür.
Sahte diploma skandalıyla ilgili, iktidar ve muhalefet partilerinden farklı açıklamalar gelmeye devam ediyor. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sahtecilik yapanların devletten “jiletle kazınacağını” belirtirken, CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, olayın bir “milli güvenlik meselesi” olduğunu söyleyerek hükümete tepki göstermiştir. Ayrıca sahte diploma iddialarının sosyal medyada yayıldığı ve bu iddiaların bir kısmının Dezenformasyonla Mücadele Merkezi tarafından yalanlandığı da biliniyor.
YÖK, son dönemde özellikle sahte diploma ve elektronik imza kullanılarak usulsüz bir şekilde alınan diplomalarla ilgili yoğun bir soruşturma süreci yürütüyor. Bu soruşturmalar sonucunda hem yurt içindeki hem de yurt dışındaki bazı diplomaların geçerliliği iptal ediliyor.
İptal Edilen Diplomalar ve Nedenleri
YÖK’ün gündeminde olan diploma iptalleri birkaç ana başlık altında toplanıyor:
Sahte e-imza ile düzenlenen diplomalar: Bu, son dönemde ortaya çıkan en büyük skandallardan biri. Suç şebekeleri, üst düzey kamu görevlilerinin e-imzalarını kopyalayarak üniversite sistemlerine sızmış, notları değiştirmiş ve sahte diplomalar düzenlemiştir. Bu diplomalar e-Devlet’te bile görünür hale getirilerek mağduriyetler yaratılmıştır.
FETÖ ile bağlantılı üniversitelerin diplomaları: 15 Temmuz darbe girişiminin ardından YÖK, FETÖ ile bağlantılı olduğu tespit edilen yurt dışındaki üniversiteleri tanımama kararı almıştır. Bu okullardan alınan diplomaların denklik başvuruları kabul edilmemektedir.
Usulsüz yatay geçiş ve kayıtlar: Bazı siyasetçilerin veya kamu görevlilerinin yatay geçişlerinin usulsüz olduğu ya da kontenjanların hileli bir şekilde artırıldığı iddiası da gündeme gelmiştir. Bu durumlar da soruşturma konusu oluyor ve diplomaların geçerliliği sorgulanıyor.
Kamuoyundaki Yankıları ve Siyasi Tepkiler
Bu diploma skandalları, toplumda ve siyaset arenasındaki en önemli gündem maddelerinden biri haline gelmiştir. Kamuoyundaki yankılar ve siyasi tepkiler şöyle özetlenebilir:
Güvenin zedelenmesi: Skandal, üniversite eğitimine ve kamu kurumlarına olan güveni derinden sarsmıştır. İnsanlar, e-Devlet gibi resmi sistemlere dahi sızılabilmesini endişeyle karşılamaktadır.
Siyasi tartışmalar: Hem iktidar hem de muhalefet partileri, olaya sert tepkiler göstermiştir.
İktidar kanadı, sahtecilik yapanların devletten “jiletle kazınacağını” belirtirken, bu durumun önüne geçmek için yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurgulamıştır.
Muhalefet partileri ise olayı bir “milli güvenlik sorunu” olarak nitelemektedir. CHP, bu durumun sadece bir sahtecilik olmadığını, devletin en kritik sistemlerine sızılabilmesinin bir zafiyet göstergesi olduğunu belirtmiştir. Yeniden Refah Partisi gibi diğer partiler de olayın arkasındaki tüm unsurların ortaya çıkarılması gerektiğini dile getirmiştir.
Sivil toplum kuruluşlarının tepkisi: TMMOB ve Eğitim-Sen gibi sivil toplum kuruluşları da konuyu yakından takip etmektedir. Bu kuruluşlar, skandalın “cumhuriyet tarihinin en vahim sahtecilik vakalarından” biri olduğunu ve kurumsal denetimin ortadan kalktığı bir yerde suç şebekelerinin kök saldığını belirtmiştir.



