tr usd
USD
0.06%
Amerikan Doları
48,46 TRY
tr euro
EURO
-0.02%
Euro
56,33 TRY
tr gbp
GBP
0%
İngiliz Sterlini
65,62 TRY
tr chf
CHF
-0.17%
İsviçre Frangı
59,75 TRY
tr cny
CNY
0.05%
Çin Yuanı
7,22 TRY
tr jpy
JPY
0%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
-0.7%
Rus Rublesi
0,56 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
-0.08%
Euro Amerikan Doları
1,16 TRY
bist-100
BIST
-0.27%
Bist 100
14.112,89 TRY
gau
GR. ALTIN
0.01%
Gram Altın
6.860,79 TRY
tr btc
BTC
2.18%
Bitcoin
4.119.942,00 TRY
tr eth
ETH
2.92%
Ethereum
121.603,00 TRY
tr xrp
XRP
3.93%
Ripple
66,62 TRY
tr bch
BCH
4.89%
Bitcoin Cash
14.237,04 TRY
tr ltc
LTC
4.11%
Litecoin
3.049,34 TRY
tr bnb
BNB
2.54%
Binance Coin
37.009,00 TRY
tr sol
SOL
2.61%
Solana
5.285,45 TRY
tr avax
AVAX
3.1%
Avalanche
482,59 TRY

AZERBAYCAN’DA 28 ŞUBAT ZULMÜ

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala


Diktatör Aliyev rejimi bir zamanların Türkiye’sini taklit ediyor. Oysa bilmiyor ki zulüm ile abad olunmaz, zulüm ile hedefe varılmaz.. Zulüm geçicidir, baki kalmaz…
28 Şubat diktatörü General Çevik Bir’in hem rütbeleri söküldü, hem hapse atıldı. Sonuçta başörtüsü bütün okul ve kamu kurumlarında serbest bırakıldı. Hiç kuşkusuz, Aliyev veya Aliyev rejiminin akibeti böyle olacaktır. Başörtüsü yasağı getirilerek kız çocuklarının eğitimlerine engel olunması her şeyden önce bir insan hakları ihlâlidir. Eğitimde “fırsat eşitliği” diye bir kural vardır. Başörtüsü bahanesiyle bu kural ihlâl edilemez. Batıya öykünerek laiklik adına yapılan bu zulüm bugün Batı ülkelerinde yok. Ama olur mu,

Batılılaşmanın, muasır medeniyet seviyesine ulaşmanın, çağdaş ve uygar bir toplum olmanın önünde en büyük engel başörtüsüdür! Zinhar bu irtica sembolünü yasaklamak gerekmektedir! Başörtüsü siyasî bir semboldür, eğitim siyasete alet edilmemeli! Bilimmiş, teknolojik gelişmeymiş, bunları geçin, asıl çağdaş olmamıza engel başörtüsüdür! Hatırlayınız, üstteki aktardığımız küstah sözler 28 Şubat döneminde dile getirilip gazete manşetlerine taşınıyordu.


“Bu bir Arap geleneğidir, illa başörtüsü ile okumak isteyenler Arabistan’a gitsin, İran’a gitsin.” Hatırlayınız bu son cümleyi miting meydanlarında oy devşirmek için ağzından “inşallah, maşallah” sözlerini düşürmeyen 33 dereceden Mason İslamköylü Süleyman Demirel söylemişti.


“Başörtüsü laikliğe aykırıdır. Öyle yağma yok, kurallara uymak zorundasınız.” deyip duruyorlardı. Elbette ki, Türkiye’de başörtüsü zulümü 28 Şubat’ta başlamamıştı. Bunun çok daha öncesi var. Laiklik adına yapılan uygulamalardan dolayı Anadolu halkı uzun yıllar kızlarını başörtüsü ile okutma talebinde bile bulunamadılar. Bu baskı durumuna bazı insanlarımız züğürt tesellisi olarak, “Ya kız çocuğu, ne olacak sanki, okumasa da olur” diyerek olayı sineye çekiyordu.


Halkımız sindirildiğinden dolayı uzun yıllar bu işin mücadelesi de verilmedi. 26 Ocak 1974 tarihinde CHP-MSP koalisyonu kurulunca üniversitelerde başörtüsü serbestliği oldu. Fakat bu dönem çok sürmedi. 12 Eylül 1980 tarihinde askerî darbe yapılınca Kenan Evren diktatörü ilahiyat fakültelerinde bile başörtüsünü yasakladı. Uzun yıllar bu yasak devam etti. Diğer taraftan da başörtüsü mücadelesi ve protestolar sürdü. Protesto amacıyla üniversite önlerinde biriken halka polis coplarla ve TOMA araçlarından su püskürterek müdahale ediyordu. Bursa Ulucami Cuma namazı çıkışında ilahiyat fakültesi öğrencileri bildiri okudu diye, “Laik rejimi yıkıp yerine şeriat düzeni getirmek amacıyla teşekkül oluşturmak” maddesinden Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde idamla yargılandılar. 1990’lı yıllarda da bu zulüm devam etti.


Merhum Erbakan başbakan olduğunda başörtüsüne serbestlik getirmek istedi fakat askerî kanat buna şiddetle karşı çıktı. Sonunda 28 Şubat Postmodern Darbe ile hükümeti devirip başörtüsü zulmünü ayyuka çıkardılar. Bununla yetinmeyen darbeci Çevik Bir ve avanesi tankları Sincan sokaklarına indirip Müslüman halkımıza yönelik sürek avı başlattılar. O dönemde isimlerinden yola çıkarak köfteci ve bakkal dükkanlarına varasıya dek esnafımız mercek altına alınmıştı. Gün geldi devran değişti ve AKP hükümetiyle başörtüsü zulmü son buldu. Artık Kenan Evren, Çevik Bir ve muadilleri lânetle anılıyor. Bugün bakıyoruz aynı zulüm Azerbaycan topraklarında tedavüle sokulmuş. Başörtülü kız çocukları okula alınmıyor. Pencere önlerindeki başörtülü arkadaşlarını gözyaşları içerisinde teselli etmeye çalışan öğrencilerin o hallerini görmek yürek yaralıyor. Sosyal medyada bu tür bir sürü video ile karşılaşıyoruz. Sınıfa girmeyi başarmış başörtülü bir öğrenci için öğretmeni sınıfa soruyor, “Arkadaşınızın başörtüsü ile sınıfa girmesi yasaklandı, siz arkadaşınızın sınıftan çıkmasını istiyor musunuz?” Bütün sınıf “hayır” diye haykırıyor. O esnada hem başörtülü kız hem arkadaşları hıçkırarak ağlıyorlar. Sormak lazım, insanlık bu mudur? Çağdaş ve uygar olmak bu mudur? O kızcağızın başörtüsü sizin gözünüze mi batıyor? Sizin derdiniz nedir? Firavun halkına acaba böyle bir zulüm yapmış mıdır? Ey Aliyev ve avanesi, gün gelecek siz de lânetle anılacaksınız. Size bu akıl hocalığı yapan kimler? Bu işin içerinde Siyonizm parmağı olduğu seziliyor. Bir zamanlar, yani 1946 yılında ABD Senatörü J. William Fulbright’ın teklifiyle başlatılan uluslararası ‘kültürel ve eğitimsel değişim programı’nın Türkiye ayağını oluşturan ikili anlaşma yapıldığı gibi bu anlaşmanın bir benzeri işgalci İsrail ile Azerbaycan arasında yapıldığı biliniyor. Kısacası Fulbright Sözleşmesi gibi “İsrail ve Azerbaycan arasında kültürel ve eğitimsel değişim programı” adı altında gizli bir anlaşmadan söz ediliyor. Google’a sorduk bizi teyid etti: “Evet, Azerbaycan ve İsrail arasında eğitim ve kültür alanlarında çeşitli dönemlerde resmi anlaşmalar ve programlar imzalanmıştır. İki ülke, stratejik ve ekonomik ortaklıklarının yanı sıra eğitim, bilim ve kültürel bağlarını da düzenli olarak derinleştirmektedir.”
Buyruğun ve yasağın hangi mahfillerden geldiği bu şekilde anlaşılmış oldu. Piyon olduktan sonra buyruk veren çok olur. (Bunun halk dilinde başka bir tabiri var onu yazmayalım dedik.)
Öteden beri ticarî ilişkiler zaten had safhada. Soykırıma rağmen SOCAR şirketi dur durak bilmeden, kesintisiz bir şekilde Siyonist çeteye petrol sevkiyatını sürdürdü. Bu ihaneti yapan bir rejiminin başörtüsü yasağına şaşırmamak gerekir.

Biz bu filmi bir zamanlar Türkiye’de izledik. Konya Askerî Hava Üssü İsrail Hava Kuvvetleri’ne tahsis edilmişti. Onlar gelip Anadolu toprakları üzerinde manevra kabiliyetlerini geliştiriyor ve sonra gidip mazlum Gazze halkının bombalıyorlardı.
Siyonizme piyon olmak böyle bir şey…
Karabağ Zafer’inden sonra Kûr’ân-ı Kerim’i öpüp başına koyan Aliyev bu tutumuyla tam bir “münafık” rolüne bürünmüş vaziyette. Onun için, “Aliyev bu hataya nasıl düştü?” diyemeyiz. Fakat “İki devlet tek millet” olarak tabir ettiğimiz kardeş ülke Azerbaycan üzerinde AKP hükümetinin yabana atılmayacak hatırı olduğunu biliyoruz. Dostane bir şekilde rica ve uyarı yapılması gerektiği kanaatindeyiz.

Kamuoyumuzda böyle bir talep var. Bazı siyasîlerin dile getirdiği, “İç işlerine karışamayız” yaklaşımı yerinde bir tutum değildir. Böylesi bir diplomasi dili kolaycılığa kaçmaktır. İnsan düşünmeden edemiyor! Acaba hükümetimiz üzerinde “karışma” diyen üst akıl mı var? Dost ve kardeş olduğumuz bir ülke ile diplomasiden önce gelen “uhuvvet ve aidiyet hukuku” vardır. Şunu da bilmiş olalım ki, bütün Müslüman ülkelerle olduğu gibi Azerbaycan ile aramızdaki sınır, suni sınırdır.

Mekke İttifakı’ndan yola çıkarak İslâm Birliği’nden söz ettiğimiz bugünlerde başörtüsü üzerinden kutsallarımıza savaş açılması bizi ziyadesiyle rahatsız etmektedir. Günlerdir bütün kamuoyumuz bu yasağa odaklanmış vaziyette. Özellikle açık bayanlar bu yasağı çağdışı bulup sosyal medya üzerinden eleştirilerde bulunmaktadır.


Sonuç olarak ifade etmek istediğimiz o ki, Aliyev rejiminin Siyonist çete ile “stratejik ve ekonomik ortaklıklığının yanı sıra eğitim, bilim ve kültürel bağlarını da düzenli olarak derinleştirmeyi” mazlum Filistin halkına yönelik ihanet olarak görmeli ve bu anlaşmaları ivedilikle iptal etmeli. Ardından bu çağdışı yasağı kaldırmalıdır. Müslüman kamuoyu olarak bizim temenni ve beklentimiz bu yönde. Ancak Aliyev’in hatasını anlayıp böyle bir yaklaşım sergilemesi de mümkün görülmemektedir…

AZERBAYCAN’DA 28 ŞUBAT ZULMÜ
0
Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Abone olarak Gizlilik Politikası metnini kabul etmiş olursunuz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

H24 Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.