Siyasallaşan Vitrinler ve Yozlaşan Kültür: Bitlis Tanıtım Günleri Üzerine Bir Öz Eleştiri ve Gelecek Vizyonu
7.000 Yıllık Bir Mirasın Gölgesi
Yedi bin yıllık köklü geçmişiyle Anadolu ve Doğu coğrafyasının en önemli ilim, kültür ve medeniyet merkezlerinden biri olan Bitlis; tarihi boyunca bünyesinden çıkardığı sadrazamlar, alimler, bilgeler, mütefekkirlere ve devlet adamlarıyla her dönemde payitaht İstanbul’un en üst düzeyde itibar ettiği kadim bir şehirdir. Şerefhanlar’ın, İdris-i Bitlisîler’in, Bediüzzaman Said Nursîler’in ve İhsan Nuri Paşalar’ın neşet ettiği bu topraklar, sadece bir coğrafya parçası değil; mimarisi, edebiyatı, tasavvufu ve mutfağıyla yekpare bir medeniyet havzasıdır.
Ancak günümüzde, özellikle son 20-30 yıldır metropollerde ve bilhassa İstanbul’da düzenlenen “Bitlis Tanıtım Günleri”, bu derin tarihsel mirası temsil etmekten fersah fersah uzak bir tablo çizmektedir.
İstanbul’un Feshane, Yenikapı, Maltepe ve Beylikdüzü gibi alanlarında icra edilen bu organizasyonlar; ne yazık ki kültürel bir aktarım mecrası olmaktan çıkmış, siyasi güç devşirme alanlarına, tüccar zihniyetli rant odaklarına ve niteliksiz panayır görüntülerine teslim edilmiştir.
1. Temsil Krizleri: İthal Esnaf ve Yozlaşan Yöresellik
Bir şehrin tanıtım günü, o şehrin kimliğinin, emeğinin ve mutfağının aynası olmak zorundadır. Oysa mevcut organizasyonlarda Bitlis’in dünyaca ünlü büryanı, avşor çorbası, organik balı, cevizi ve otlu peyniri hak ettiği değeri görmemektedir. Stant alanlarında Bitlis mutfağında yeri olmayan cağ kebabından kokoreçe, Antep ürünlerinden Siirt esnafı adı altında satılan sahte mamullere kadar memleketle ilgisi bulunmayan bir panayır havası hakimdir.
Gelen esnaftan fahiş stant ve nakliye ücretleri talep edilirken, kâr marjı düşen gerçek Bitlisli üretici organizasyonlardan çekilmektedir. Yerel üreticinin dışlandığı, organizasyon işlerinin şehri bilmeyen Hatay veya benzeri dış menşeili ekiplere ihale edildiği bu yapıda; tüccar memnuniyetsiz, vatandaş ise mağdur durumdadır. Yıllardır hiçbir karşılık beklemeden, öz bütçesinden harcayarak Bitlis’in tanıtımına ömrünü adamış kurumlar, sivil toplum yapıları ve markalar ise bu yozlaşmış sistemin dışında tutulmaktadır.
2. Siyasetin Kıskacı ve “Çakma” Federasyonlar
Bitlis’in plakası 13’tür ve bu kadim şehir tektir. Ancak kişisel ikballer, koltuk sevdaları ve siyasi rant arayışları neticesinde ortaya çıkan “2 farklı konfederasyon” ve sayısız tabela federasyonu, Bitlisli hemşehrilerimizi bölmekte ve toplumsal bütünlüğe zarar vermektedir.
Siyasi partilerin seçim hedefleri, İBB seçimi aritmetikleri ve ilçe teşkilatlarının oy konsolidasyonu arayışları; Bitlis’in adının önüne geçmiştir. Tanıtım günleri;
Şehrin geleceğinin konuşulduğu bir kültür şöleni değil,
Sadece protokol ağırlamalarının yapıldığı,
Siyasilerin boy gösterip selfie çektirdiği,
Pano ve afişlerde isimlerin devasa boyutlarda yarıştığı bir tiyatroya dönüşmüştür.
”Bitlis” adının gölgesine sığınarak kendilerine alan açan bu yapılar, memleketin öz evlatlarını ve entelektüel sermayesini yok saymaktadır.
Kendisi Piyer olan Bitlis’li iş insanları ve değerli markaların gölgesine ve çevresine sığınarak Bitlis’i tanıttığını zannetmek, Köylü kurnazlığı ile Bitlisi seviyormuş demek biraz yetersiz geliyor galiba…
3. Sanatçıya ve Aydınlara Yapılan Vefasızlık
Bir şehrin ruhunu taşıyan en temel unsur, o şehrin sanatçısı, yazarı, akademisyeni ve fikir insanıdır. Mevcut organizasyon yapısında, memleket sevdasıyla Anadolu’nun dört bir yanından kalkıp gelen emektar sanatçılar ve kültür insanları ağır bir vefasızlıkla karşı karşıyadır. Kendi imkanlarıyla yola çıkan, otel ve yeme-içme masraflarını dahi kendi cebinden karşılayan sanatçılara gerekli saygı gösterilmemekte; emekleri karambole getirilerek bir “teşekkür” dahi çok görülmektedir.
Diğer taraftan, kimliğinde Bitlis yazan ancak 40-50 yıllık sanat hayatı boyunca Bitlis’in doğasına, insanına, kalesine veya tarihine dair tek bir fırça darbesi vurmamış, tek bir eser üretmemiş ruhsuz figürlerin “sanatçı” sıfatıyla bu alanlarda boy göstermesi de ayrı bir ironidir.
Nasıl Bir Tanıtım? Çözüm Önerileri ve Kurumsal Yapılanma
Bitlis’in tanıtımı, bir kişinin etrafında dönecek kadar küçük, birkaç günlük pazar alanına sıkıştırılacak kadar basit değildir. Bu kısır döngüden çıkış için acilen şu adımlar atılmalıdır:
KÜLTÜREL VE STRATEJİK EYLEM PLANI
- BAĞIMSIZ KURUL : Akademisyen, yazar, sinemacı ve iş insanlarından oluşan bir
“Bitlis Danışma Kurulu” kurulmalıdır. - ŞEFFAF BÜTÇE : Esnaftan ve sanatçıdan rant sağlayan değil, onları destekleyen
kamusal/kurumsal bütçeler oluşturulmalıdır. - TEK ÇATI BİRLİĞİ : Tabela federasyonları feshedilmeli, siyasi güdümden uzak tek bir çatı altında temsil sağlanmalıdır.
- OTANTİK DENETİM : Stantlarda sadece Bitlis’e ait tescilli ürünlerin satışına
izin verilmelidir. - AKADEMİK İÇERİK : Paneller, sergiler, belgesel gösterimleri ve kütüphane stantları
organizasyonun merkezine konulmalıdır.
Sonuç ve Çağrı
Siyaset kurumuna ve siyasi aktörlere açık bir çağrımız vardır: Lütfen elinizi ve siyasi ikballerinizi bu milletin geçmişinden, tarihinden ve izzetli insanlarının üzerinden çekiniz. İş bilmez, liyakatsiz ve ehliyetsiz kişileri kendi siyasi ikbaliniz için kullanmak istiyorsanız partilerinizin bünyesinde değerlendiriniz; fakat Bitlis’in kadim adını bu yozlaşmaya alet etmeyiniz.
Bitlis, bir şahsın veya grubun etrafında sıfırlanmayacak kadar devasa; gölgesine sığınıp aslan rolü oynayanlara teslim edilmeyecek kadar aziz bir şehirdir. Artık kayda değer, nitelikli ve vizyoner bir Bitlis tanıtımı için tüm hemşehrilerimizi, aydınlarımızı ve sivil toplumumuzu ortak akılda buluşmaya davet ediyoruz.

