KEŞKE YÜZÜMÜZDEKİ GÜLÜMSEME HİÇ BİTMESEYDİ
Değerli Kardeşim Davut,
Eğer hatırlarsan Abdulkerim Suruş bundan yaklaşık 7 yıl önce bugün yaşadıklarımıza işaret etmişti. Ukraynaran ve Tayvan savaşlarından bahsetmişti. Konuşmasının büyük bölümünü dinlemiştim. Ray Dalio, “Yükselen güç mev güce yaklaştığında çatışma kaçınılmaz.” olur derken tam da bu yaşadıklarımıza işaret ediyordu.
Tarihteki gelişmeler aslında bunun ip uçlarını bize veriyor. Almanya birçok yönden yükseliyordu, hızla İngiltere’yi geçiyordu Birinci Dünya Savaşı ile bu hızı kesmeye çalıştılar.
Japonya yükseldi. Pasifik‘te Amerika’ya yaklaşıyordu. Bunu engellemek için İkinci Dünya Savaşını çıkardılar.
Sovyetler yükseliyordu hem ideolojik ve hem de bütün yönlerden Amerika’ya meydan okuyordu. Hatırlarsanız büyük bir sosyalizm rüzgarı bütün dünyada revaçtaydı. Soğuk Savaşın devamında Sovyetleri Afganistan batağına soktular, sonra Sovyetler dağıldı.
Şimdi Çin’in mevcut durumda büyük nüfusuyla teknoloji, ekonomi, ticaret, enerji ve üretimde Amerika’ya meydan okuyacak seviyeye ulaştı. Çin dünya üretiminin %28’ini tek başına yapıyor. Ve her yıl Amerika’ya biraz daha yaklaşıyor. Bu gidişle 2030’a kadar Çin dünyanın en büyük ekonomisine sahip olacak. Abdulkerim Suruş’un da dediği gibi emperyalizm Orta Doğu’dan sonra Asya’ya doğru ilerleyecek. Suriye, Ukrayna savaşlarıyla birlikte Zenge Zur koridoru, Azerbaycan’ın İsrail müttefiki olması Türki cumhuriyetlerin Kıbrıs Rum kesimini resmen tanıyarak Yunanistan kanadına kaymaları sıradan gelişmeler değildi. Aynı şekilde ABD’nin Taliban ile Arap ülkelerinde müzakere ettikten sonra Afganistan’ı Taliban’a teslim etmesi, Afganistan’ın Pakistan ile savaşması yine bu proje gereğidir diye düşünüyorum.
Bir süper güç için en tehlikeli an rakibinin kendisini geçmek üzere olduğu andır. Ya o anda durdurursun ya da bir daha durduramazsın. Ve şu an gördüğünüz her şey bu durdurma hamlesinin parçası. Çin tükettiği petrolün %73’ünü ithal ediyor. En fazla Venezuela ve İran’dan ithal ediyordu.
Çin ambargo altında olan ülkelerin petrolünü neredeyse bedava alıyordu. Venezuela’dan günde 800.000 varil ve İran’dan günde 1.500.000 varil petrol kesilmiş oldu. Çin’in günlük petrol ithalatı, yaklaşık 11 milyon varil. Amerika son 2 ayda Çin’in petrol ithalatının %20’sini kesti.
Burada arkası önü belli olmayan ve sözden ibarete geçmeyen Barış Süreci de bu derin gelişmelerle ilintilidir. Hatırlarsın Davut Kardeş, Suruş “İran’dan sonra sıra Türkiye’ye gelecek!” diyordu. Ülkeyi yönetenler bu riski gördüler ama ülkeye hakim Evangelist İttihat Terakkiciler eski mevzilerinde direniyorlar ve dünyayı gözleri, kulakları ve beyinleri donmuş, kapalı halde anlamamaya çalışıyorlar. Suruş’un da işaret ettiği gibi süreç içerisinde Çin ve ABD Tayvan üzerine efelik yapmaya devam ediyorlar. Tayvan önemli, çünkü dünyanın en gelişmiş çiplerinin %90’ı orada üretiliyor.
Telefonunuzdaki çip, arabanızdaki çip, füzenizdeki çip. Hepsi oradan. Kim Tayvan’ı kontrol ederse 21. yüzyılın teknolojisini kontrol eder. ABD diyor ki: “Tayvan’ı destekleyeceğiz.” Çin diyor ki: “Tayvan bizimdir. Gerekirse güç kullanırız.”
8 yıl İran-Irak savaşı, Saddam’ın diktatörlüğüne göz yummaları, Lübnan, Gazze, Suriye, Afganistan ve şimdi de İran’da yaşananları bu çerçevede okumak gerekir diye düşünüyorum. Gazze, Lübnan, Suriye, Libya, Sudan, Yemen, İran, Afganistan ve benzeri yerlerde yaşananlar sıradan gelişmeler değil. Önce ülkelerin içini boşaltıyorlar, toplumu birbirine düşman ediyorlar, ekonomilerini, ticaretlerini, güvenliğini, hukuk, eğitim, sosyal yapısını, siyasetlerini çökertiyorlar. En beceriksiz insanları yönetici yaparak, toplumu yönetenlere düşman hale getiriyorlar. Genç dinamik güçlerini değişik savaşlarda imha etmenin zeminini hazırladıktan sonra ülkelere rahatlıkla çökebiliyorlar.
Şimdi bunları şunun için yazdım. Bu çatışmaların, Müslümanların küçük bahanelerle birbirini katletmesinin, El Kaide, IŞİD ve Taliban gibi dinin ideolojik savrulmalarının Müslümanların başına bela edilmesi için dünyadan toplanıp getirilmesi boşuna değil. Ne yazık ki şunu bilmiyorlar, emperyalist güçlerin işi bittiğinde onları kirli bir mendil gibi bir kenara atacak. İki gün önce güzel bir insandan duymuştum. Cengiz Han Buhara’yı almaya çalışırken zorlanmış ve bunun üzerine kendisine katılanların güvende olacağını ve alacakları her ganimetin kendilerinin olacağını söyleyince, Buharalıların bir kısmı buna katılmış ve biat etmiş. Bunun üzerine kendi yandaşları Buharalılara “hemşerilerinizi öldürün!” Onlar da öldürüp, mallarına çökmüşler. Cengiz Han Buhara’yı ele geçirdikten sonra kendisine yardım eden satılmış Buharalıların hepsini kılıçtan geçirmiş ve “kardeşine hayrı olmayanın, ihanet edenin bize de hayrı olmaz!” demiş. Şimdi ABD’ye yarımcı olanların akıbetinin sonunda böyle olacağını görmemek basitlik olur!
Masum insanların üstüne düşen her bomba bizim üzerimize düşmüş gibi oluyor.
Ortadoğu’da çiçekler soluyor ne yazık ki.
İki gün önce bir evin karşısına düşen bomba sonucunda evde yaşananları gördüm. Aynısını medresede yaşamıştık.
Neredeyse yarım asırdır hep bu acıyla kıvranıyoruz.
Yaşadıklarınızdan, yaşadıklarından dolayı çok üzgünüm. Haberlere bile bakmaya yüreğim yetmiyor.
Allah yardımcın olsun, dualarımız sizinle.
Ailenin tamamına selam ve dua ediyor.
Keşke bu sıkıntılı zamanda bize misafir olsanız, ya da hiç olmazsa bir müddet köye gitseniz.
Selam ve dua ediyorum.




