Dünya Taekwondo şampiyonu Marisova: Charlie Hebdo olayıyla başörtü takmaya karar verdim
Eski Dünya Taekwondo Şampiyonu Guzelya Marisova, Batı’nın Charlie Hebdo provokasyonunu bahane ederek Müslüman kadınlara başlattığı psikolojik linç ve asimilasyon operasyonuna nasıl direndiğini anlattı.

Mülteci bir ailenin kızı olarak Fransa’ya giden ve zorlu şartlarda Dünya Taekwondo şampiyonluğuna kadar yükselen Uygur kökenli Guzelya Marisova, Batı’nın ikiyüzlü İslamofobik operasyonlarına karşı İslami kimliğini nasıl kuşandığını anlattı.
Başörtüsü Kararı
Özellikle Charlie Hebdo olayları sonrasında Fransa’da estirilen devlet destekli terör havasının, Müslümanları sindirme projesi olduğunu vurgulayan Marisova, başörtüsü takma kararını şöyle ifade etti:
“Charlie Hebdo olayı yaşandığında, hemen ertesi gün Müslüman kadınlara ne kadar kötü davranıldığını kendi gözlerimle gördüm. Bazı Müslüman kadınların kendilerine dayatılan bu utancı kabullenip sindiklerini görmek beni çok üzmüştü. İşte tam o gün, başörtüsü takmaya karar verdim! Ertesi gün üniversiteye gittiğimde, başörtülü iki kızın korkudan örtülerini çıkardığını gördüm; ben ise o örtüyü başıma yeni takmıştım. Benim için bu, sadece dini bir vecibe değil, aynı zamanda o sisteme karşı ‘Ben buradayım ve kimliğimden vazgeçmiyorum’ deme şekliydi.”
Helal Rızık Dönüşümü
Fransa’da bulunduğu dönemde, milyonluk gayrimenkul satışları üzerinden kredi brokerlığı yaptığını söyleyen Marisova, lüks ve para içerisindeyken yaşadığı sorgulamayı ve dönüşümü şöyle anlattı:
“Çok kolay para kazanıyordum. Bir milyon euroluk mülk satıyorsunuz ve hem mülkten hem de mortgage (kredi) üzerinden devasa yüzdeler alıyorsunuz. Ancak içimde sürekli bir huzursuzluk vardı. Kendi kendime ‘Bu yaptığım iş helal mi?’ diye sormaya başladım. Zenginlerin parası vardı ama bankanın parasını kullanmak istiyorlardı. İşin içine faiz oranları giriyordu ve ben krediyi (ribayı) kolaylaştıran aracılardan biriydim. Kredinin helal olmadığını biliyordum.Tüm bunlar bana yaptığım işin helal olmadığını gösterdi. Sektörü terk ettim ve İslami finans öğrenmek için Malezya‘ya gitmeye karar verdim.
7 Ekim Sonrası
Başlangıçta kendi etnik kökeni üzerine bir kitap yazmaya hazırlanan Marisova, 7 Ekim’den sonra Siyonist vahşet karşısında kitabının rotasını Filistin’e, İsrail’in gasp ettiği topraklara çevirmiş.
“Çalınmış Evler’in Hikayesi” (Story of the Stolen Homes) projesiyle Siyonistlerin gasp eylemlerini Batılı çocukların ve gençlerin zihnine kazımayı hedefleyen Guzel, Direniş’in küresel ölçekte oluşturduğu uyanışı şu sarsıcı sözlerle anlattı:
“7 Ekim’den sonra gördüğüm kabuslardan uyanıp ağlıyordum. Filistinliler acı çekerken kendi kitabıma odaklanamazdım. Pazarın ve küresel bilincin Filistin davasını duymaya ve idrak etmeye hazır olduğunu biliyordum. İnsanları o uykudan uyandırmak için ne yazık ki başı kesilmiş Filistinli bebeklerin bedel ödemesi gerekti; ama gerçek şu ki, dünya artık uyanmıştı.”
Yazar, kitabın amacını tek bir cümleyle özetledi: “Yeni nesillerin ve çocukların, birinin gelip evinizi çalmasının asla kabul edilebilir (normal) bir şey olmadığını anlamasını istiyorum!”




