Kurban Bayramı; sadece bir ibadet değil, aynı zamanda vicdanın, paylaşmanın, kardeşliğin ve toplumsal dayanışmanın en güçlü simgelerinden biridir.
Bugün ülkemizde birçok insan ete aylarca ulaşamıyor. Birçok öğrenci eğitim hayatını maddi imkânsızlıklarla sürdürmeye çalışıyor. Lösemi tedavisi gören çocuklar, yardıma muhtaç aileler, yaşlılar ve hastalar hayat mücadelesi veriyor.
İşte tam da bu yüzden kurbanın gerçek ruhunu doğru anlamamız gerekiyor.
Dinimizde kurban; gösteriş için değil, paylaşmak için vardır. İmkânı olan insanların ihtiyaç sahiplerini gözetmesi, sofrası boş olan eve umut olması en büyük manevi değerlerden biridir.
Bugün kesilen bir kurban eti; belki bir çocuğun yüzünü güldürecek, belki bir hastanın duasına vesile olacak, belki de günlerdir sıcak yemek yiyemeyen bir sofraya bereket getirecektir.
Ancak unutmamamız gereken daha büyük bir gerçek var…
Asıl kesmemiz gereken sadece kurban değildir. İnsanlığın içindeki kin, nefret, haset, öfke ve ayrımcılık da kesilmelidir.
Çünkü paylaşılmayan etin, kırılan kalbin yanında bir anlamı kalmaz.
Bugün toplum olarak birbirimize daha fazla sahip çıkmaya, yardımlaşmaya ve dayanışmaya ihtiyacımız var. Öncelik; ülkemizdeki ihtiyaç sahipleri, öğrenciler, hastalar, depremzedeler, yaşlılar ve gerçekten desteğe muhtaç insanlar olmalıdır.
Kurban Bayramı’nın gerçek bereketi; sadece sofralarda değil, insanların kalplerinde hissedilmelidir.
Bir çocuğun duası, bir annenin gözyaşındaki umut, bir hastanın yüzündeki tebessüm; bazen kesilen en büyük kurbandan daha kıymetlidir.
Bu bayram;
paylaşalım,
kırmayalım,
ötekileştirmeyelim,
yardımlaşalım.
Çünkü merhametin olduğu yerde bereket vardır.
Gastronomi Yazarı & Danışman Chef
Mehmet Kudat




