Atalarımız; bilgi, görgü ve deneyimlerinin sonucunda demişler ki, “Haramın binası olmaz.” Öyle ki haram, bir gün bir yerde, bir şekilde yeraltındaki mağma gibi kabuğuna sığmayacak ve mutlaka sahibine zarar verecektir. Asr’ı Saadet dönemindeki “Mescid güvercini lâkablı, Salebe” gibi veya Kur’an’ı Kerimde ifadesini bulan “ kibirli, şımarık karakterli Karun” gibi. Maalesef her ikisinin de evveliyatlarının ortak yönleri inançlı ve dindar olmalarıydı.
ZAMANI SATMAK HARAMDIR
Alınteri dökülmeden, emek üretilmeden ve birilerine bir hizmet sunulmadan elde edilen her gelir haramdır. Ölçü (kriter, mihenk taşı) emek, mal ve hizmet karşılığı olmalıdır. Bize ikram edilen helal gıdalar ve karşılıklı çıkar beklemeksizin Allah (C.C.) adına alınan hediyeler bunların dışında tutulmuşlardır. Kur’an’ı Kerim ve Sünnet’i Seniyye süzgecinden geçirilmemiş ticari faaliyetler ile diğer gelir kaynakları da haram kategorisine dahil edilmelidir.
KONJONKTÜR, REEL POLİTİK ALDATICIDIR
Çoğumuz tarafından da bilinen bu bilgileri, lanetlenmiş Şeytan; “Bunlar bilinen konular, çağın gereğini yapmak gerekir. Zaman değişti, çağa ayak uydurmazsan silinir gidersin” vb. vesveseleri insanın kalbine üfler ve haramı güzel gösterir. Ancak, unutmamak gerekir ki, Yüce Yaratıcı tarafından denenmekte, sınavdan geçirilmekteyiz. Ölüm meleği ile yüzyüze geldiğimizde, iş işten çoktan geçmiş olacak ve Hanya’yı da Konya’yı da öğrenmiş olacağız.
İbadetlerimizden lezzet alamıyor, yaptığımız hayr ve hasenatlardan haz duyamıyorsak, günlük ve haftalık zikirlerimizden manevi haz (feyz) alamıyorsak midemize indirdiklerimizin, kullandığımız eşyaların haramlılık ve helâllik derecelerine bir bakmamız icab eder. Öyle ki haramın, insan genlerine, karakterine, davranışlarına da yansıması olur. “Helal süt emmiş” deyiminin, helal lokmanın ana karnında başladığını ve sütte devam ettiğinin bir ifadesidir.
HZ. EBUBEKİR (R.A.)’DAN BİR ANI
Hz. Ebu Bekir (R.A.)’ın hizmetçisi, kendisine yemek getirmişti. Yemeğe başlayınca hizmetçisi, “Efendim, daha önce sofraya her getirdiğim yemeği nereden, nasıl hazırladığımı soruyordunuz. Bugün hiç sormadınız” dedi. Hz. Ebu Bekir (R.A.), “Açlık onu sormamı bana unutturdu” dedi. Ardından hizmetçisine, “Peki bunları nereden getirdin?” diye sordu. Hizmetçisi, “Müslüman olmadan önce sihir yapardım. Biri bana sihir yapmam karşılığında yemek vaat etmişti. Bu yemek ondandır.” dedi. Hz. Ebu Bekir Efendimiz (R.A.), “Bu, sihir karşılığında verilen bir yemek mi?” diye sordu ve istifra etti. Yanındakiler, “Ey Ebu Bekir! (R.A.) Bu haram değil, hırsızlık hiç değil. Bir lokma için niçin kendine bu kadar acı veriyorsun?” dediler. Hz. Ebu Bekir (R.A.): “Eğer canım çıkma pahasına da olsa bu lokmayı çıkartırım. Çünkü Peygamberimiz (S.A.V.) “Haram yiyen her ceset, cehenneme daha layıktır ve yakındır.”
Ganyan, toto, loto, piyango, sayısal, kazı-kazan, İddaa gibi benzeri kumarlar, her türlü şans oyunları, alıcının bilgisizliğinden kaynaklanan aldatmalar, yolsuzluk, çalmak–çırpmak, karaborsa ve aşırı kâr oranlarıyla yapılan satışlar, çalışanın emeği ve alınterini ucuza kapatarak elde edilen gelirler. Alkol, uyuşturucu ve kadın ticareti ile faiz, rüşvet çeşitlerinin haram olduğu bilgisini yüreklerimize indirmeli ve imanımızı davranışlarımıza yansıtmalıdır.
Haram yollarla elde edilen gelirlerin hepsi kirlidir, pistir. Bu necis kazançlarla da hayr, hasenat ve ibadetler defolu olurlar. Haramla edinilmiş varlığı en kısa sürede elden çıkarmalıdır. Haram ile elde edilen giysiler, konutlar, binitler zamanla insanın ahlâkını ve kimyasını bozduğu gibi stres, depresyon ve şizofreni hastalıklarına da yol açar.
TEVBE GÜNAHLARI SİLER
Ürpermeyen, titremeyen kâlbden Cenab’ı Allah’a sığınmak gerekir. Sağlığında Cennetlikle müjdelenmiş bu örnek gökyüzü yıldızları haram konusunda bu kadar hassas davranıyorlarsa, bizlerin de bir Müslüman olarak aynı hassasiyeti göstermemiz gerekmez mi? Hemen şimdi, etrafımızdaki haram eşyalardan uzaklaşmaya, harama yaklaşmama konusunda gözyaşlarımızı döke, döke tevbe ve istiğfar etmeye başlamak bizim lehimize olacaktır.

