Loading...
tr usd
USD
0.47%
Amerikan Doları
45,91 TRY
tr euro
EURO
-0.06%
Euro
53,42 TRY
tr chf
CHF
0.15%
İsviçre Frangı
58,48 TRY
tr jpy
JPY
0%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
0.1%
Rus Rublesi
0,64 TRY
tr cny
CNY
0.46%
Çin Yuanı
6,77 TRY
tr gbp
GBP
-0.22%
İngiliz Sterlini
61,84 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
-0.07%
Euro Amerikan Doları
1,16 TRY
bist-100
BIST
-1.64%
Bist 100
13.662,75 TRY
gau
GR. ALTIN
-0.88%
Gram Altın
6.658,45 TRY
tr btc
BTC
-2.43%
Bitcoin
2.859.321,94 TRY
tr eth
ETH
-9.07%
Ethereum
73.953,06 TRY
tr bch
BCH
-11.13%
Bitcoin Cash
9.990,16 TRY
tr xrp
XRP
-4.85%
Ripple
51,19 TRY
tr ltc
LTC
-4.23%
Litecoin
2.012,04 TRY
tr bnb
BNB
-4.23%
Binance Coin
26.600,79 TRY
tr sol
SOL
-5.18%
Solana
2.984,88 TRY
tr avax
AVAX
-10.43%
Avalanche
316,17 TRY
Yakup Aslan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. KOÇANIS NASTURİLERİNİN MİSYONER ÇATIŞMALARI ARASINDA SIKIŞMALARI -2

KOÇANIS NASTURİLERİNİN MİSYONER ÇATIŞMALARI ARASINDA SIKIŞMALARI -2

Koçanıs kilisesini dolaştıktan sonra iftar açmak için Berçe’lan yaylasına gitmiştik. Büyülü bir güzellik. Bizim sesimiz, her taraftan akan su, rüzgar ve uzaktan gelen böceklerin seslerini bastırıyordu. Dünyada belki benzeri olmayan bitkiler, her taraftan akan su sesleri ve hemen biraz yakınımızda duran karlar. Yeşil çimenlerin üzerine sergilerimizi seriyoruz ve ben kaçınılmaz olarak melemen ve salata hazırlığı yaparken arkadaşlar buz gibi suya bir saniyeliğine girip ondan sonra adeta donmamak için çimenlerde koşmaya başlıyorlar. Bir yandan da arkadaşımla birlikte semaveri yakıyoruz, karpuz-kavun kesiyoruz. İşleri çabuk bitirip arkadaşların geliştirmiş olduğu bu kutsal ritüele katılmak istiyorum ama ne yazık ki fırsat olmuyor. Hava giderek soğuyor, her birimiz sırtımıza birer battaniye örtmüş olmamıza rağmen soğuk havayı ciğerlerimizde hissediyoruz. Masmavi gökyüzünün aşağısı yemyeşil ve buz gibi su ayaklarımızın altından akıyor… O soğuk havada kaç semaver çay içtiğimizi ve o kaçak çayın tadını tarif etmek imkansız gibi. Çay içerken Koçanıs ve Nasturiler konusu zihnimi kuşatma altında tutmuş. Geliyê Tiyarî’nin o esrarengiz görüntüsü dilimi bile kilitlemiş. Sadece konuşulanları dinliyorum. O yemyeşil çimenlerin üzerinde sadece biz varız. Belki birileri bizi görüyor ama biz kimseyi görmüyoruz ve umursamıyoruz…

Koçanıs kilisesine gelirsek. Diğer birçok Hristiyan kilisesi gibi Nestûrîler de yedi “sakrament”i kabul ederler. Fakat bunların özellik ve ayrıntıları açıkça belli olmayıp isimleri değişmekte, vaftiz, Evharistiya, evlilik ve rahip takdisi diğerlerinden daha önemli sayılmaktadır. Vaftiz ayininin vücudu temizlediğine, aynı zamanda mânevî temizliğin de kaynağı olduğuna inanılır. Çocuk doğumunun sekizinci gününde vaftiz edilir ve yüzü doğuya dönük biçimde suya üç defa daldırılıp çıkarılır, bunu bedenin kutsal yağla yağlanması izler. İhtida edenler dışında Nestûrîler günah çıkarma ve kutsal yağla yağlama ayinlerini terk etmiştir. Günah itirafı da artık yapılmamaktadır. A‘râf inancını reddederler, ölüler için dua etmeyi de ihmal etmezler. Boşanma sadece zina halinde kabul görmektedir.

Tarihî olarak Nestûrî kilise hiyerarşisi sekiz sınıftan meydana gelmektedir: Patrik, metropolit, piskopos, başdiyakon, papaz, diyakonlar, diyakon çömezi ve papaz çırağı. En yüksek mertebeye ulaşmak için bütün ara derecelerden geçmek gerekir, ancak bu rütbeler aynı günde de alınabilir. Böylece bazan sıradan laik insanların bir günde papaz çırağı, diyakon çömezi, diyakon ve papaz olduğu görülmektedir. Teoride on sekiz yaşından önce diyakonluk, yirmi beş yaşından önce papazlık verilmemekle birlikte bu kurala fazla uyulmamaktadır. Mor Gabriel Manastırı dini lideri bize buna benzer şeyler anlatmıştı.

Nestûrî kilisesinin başkanı olan patrik önceleri piskoposlar tarafından seçilirken 1552’den itibaren bu görev aynı aileden gelen kişilere verilmeye başlanmıştır. Patrik, gerekli şartları gerçekleştiren patrik ailesinin üyeleri arasındaki piskoposlar tarafından seçilir. Piskoposların tayini ise halkın onayı ile patrik tarafından yapılır. Piskopos adayları doğuştan itibaren asla et yememelidir, fakat balık, yumurta, süt ve peynir yiyebilirler.

Nestûrîlik’te patrik evlenemediğinden patriklik amcadan yeğene geçer. Nestûrî kilisesinin patriği eskiden İran’daki Selösi-Stezifon dinî bölgesinde piskoposlar tarafından takdis edilirdi. Takdisin ardından Nestûrî patrikleri “simon” veya “mar simon” (Aziz Petrus) adını alır. Resmî olarak patrik “bütün Doğu’nun patriği” diye adlandırılır. Kullandığı mühürde “Havâri Thaddeus’un makamında oturan mar simon” cümlesi yer alır. Ayrıca her aşiretin bir piskoposu, fiilî iktidar sahibi melik ya da mâlik unvanı verilen dünyevî bir reisi bulunuyordu. Mâlik başka bir kabileye savaş açma veya barış yapma yetkisine sahipti.

Piskoposlar evlilik ilâmından, kiliselerin kutsanmasından, papazlık töreni haklarından doğan çok az bir gelirle ve kiliseye gelenlerin ödediği yıllık vergiyle geçiniyorlardı. Bekârlık bütün yüksek görevler için şarttı. Yine de kayıtlarda evli piskoposların varlığından söz edilmektedir. Sonraları bu husus şahsî bir tercih haline gelmiştir.

V-IX. yüzyıllar arasındaki gelişme döneminde Nestûrî kilisesi 200’den fazla piskoposluk ve yirmi yedi başpiskoposluk merkezine sahipti. Ancak bu sayı XIX. yüzyılın ilk yarısında yirmi altıya ve sonlarına doğru on ikiye kadar inmiştir. 1914’te sadece Şemdinan piskoposluk bölgesi bulunuyordu. 1951 yılında ise artık Irak’a sığınmış olan Şemdinan metropoliti kalmıştı.

Nestûrîlik tarih sahnesine çıktığı V. yüzyıldan itibaren dışlanmış ve taraftarları kovuşturmaya uğramıştır. Bizans devlet kilisesinin baskısı altında kalan Nestûrîler, Sâsânî İmparatorluğu’nun sınırları içine çekilmişlerdir. Keldânîler, Efes Konsili’ni kabul etmeyerek Nestûrîliğe girmiş, Seleucia Konsili’nde (486) Pers kilisesi resmen Nestûrîliği benimsemiştir. Yine bu tarihlerde Nestûrîler’in çoğu Nusaybin’i merkez edinerek bütün Ortadoğu’da misyonerlik faaliyetine girişmişler, Abbâsîler devrinde Bağdat ve çevresinde yoğunlaşmışlar ve 830’da Halife Me’mûn tarafından kurulan Beytülhikme’de büyük faaliyet göstermişlerdir. Bu dönemden başlayarak Nestûrîler’in Orta Asya’ya (Hindistan, Türkistan ve Çin) kadar yayıldığı görülmektedir. XIII. yüzyıldaki Moğol istilâsı bir anlamda Nestûrî kilisesinin gücünü kırmış, o tarihten itibaren kilise gerilemiştir. Ancak XVII. yüzyılda Keldânîler’in Katolikliği benimsemesinden bir asır sonra Keldânî Patriği XIII. Şimon Denha, Katoliklik’ten ayrılıp Nestûrîliğe dönmüş ve piskoposluğu Hakkâri dolaylarındaki Koçanis’e taşımıştır. Günümüz Nestûrî kilisesi bu yolla devam etmiştir.

I. Dünya Savaşı’na kadar Osmanlı Devleti içinde yaşayan Nestûrîler’le siyasal otorite arasında bir problem yaşanmamıştır. Fakat 1903’te patrik seçilen XIX. Simon Benjamin 15 Haziran 1915’te dış desteklerle Osmanlı Devleti’ne baş kaldırmış, ancak destek aldığı Rusya’nın çöküşü dolayısıyla pek çok Osmanlı Nestûrîsi ve patrik yurt dışına kaçmıştır. Nestûrî patrikliği halen Chicago’da bulunmaktadır.

Roma İmparatorluğu içerisindeki Hıristiyanların bölünmesi ile beraber, Mopsuestialı Theodore (ö. 428) ve Nestorios’a (381- 453) atfedilen kristolojik görüşler üzerinde şekillenen bu kilise diğer gruplar tarafından Nestûrî Kilisesi olarak adlandırılmıştır. Bu kilise, Müslümanların yönetimi altında varlığını devam ettirmiş, tercüme faaliyetlerinde başat bir rol oynamış ve gerçekleştirdiği misyonerlik faaliyetleri ile geniş bir alana yayılmıştır. XIII. yüzyılda başlayan Moğollar ve Timurluların egemenliği ile beraber gerilemeye başlamıştır.

XIII. ve XIV. yüzyıllarda karşılaştığı sorunlar nedeniyle patriklik merkezini birçok kez değiştirmek ve idari sorunlar ile uğraşmak zorunda kalmıştır. II. Mar Şem’un Timothy’nin (1318-1332?) patrikliğinden itibaren onun ailesine mensup kişiler patrik olmaya başlamışlardır. Aynı aileye mensup III. Mar Şem’un Basibdi (1480-1502) döneminde kilisenin birlik ve beraberliğini koruma güdüsüyle kendiliğinden gelişen bu fiili durum, kanun haline getirilerek resmen veraset sistemine geçilmiştir. Patriklerin verasetle belirlenmesi (Natar Kursi) ile beraber şu hükümler kabul edilmiştir: Patrik seçimi iptal edilerek veraset usulüne geçilmiş ve buna göre patrik, Beyti Ebevi ailesi fertleri arasından seçilecektir. Ailenin en büyük erkek çocuğu daha patrik hayatta iken tespit edilerek halef (Nazarite) gösterilecek ve başpiskopos (matran) olarak takdis edilecektir. Patrik adayı olarak belirlenen kişi hayatı boyunca; evlenmemek, et yememek ve sakalını tıraş etmemek gibi kurallara uyacaktır. Müstakbel patriğin annesi de hamile olduğu andan çocuk sütten kesilinceye kadar et tüketmeyecektir.

Patrikler evlenmediği için patriklik amcadan-yeğene ya da kardeşten kardeşe geçmiştir. Musul yakınlarındaki Elkoş’ta bulunan Rabban Hürmüzd Manastırı Patriklik merkezi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Mar Eliya, Tarihu Betariketi, 15-16. Bu ailenin kökleri Duhok’a dayanmaktadır. III. Mar Şem’un Basibdi’nin dördüncü kuşak dedesi olan İbrahim, buradan göç ederek Erbil’in Basibdi köyüne yerleşmiştir. 1491 yılında Akkoyunlu hükümdarı Sultan Yakup tarafından dönemin Nestûrî patriği III. Mar Şem’un Basibdi’ye verilen bazı vakıf ve satış işlemlerine ait vesikalarda patriğin soy kütüğü bulunmaktadır.

IV. Şem’un Yuhanna, 1572’de Roma ile tüm bağlarını kopararak Nestûrî Kilisesi çizgisine dönmüştür. Musul/Elkoş’tan kaçarak buraya sığınan Denha ve oğlu İşo’yab, Abuna ailesine mensup olmalarından dolayı bölgedeki Nestûrîler tarafından büyük saygı görmüşlerdir.

İşo’yab patrik seçilmiş ve Hakkâri’nin Koçanis köyüne yerleşmiştir. Koçanis’ta kitabesinde 1689’da yapıldığı belirtilen Mar Şalita Kilisesi patriklik merkezi yapılmıştır. Urmiye’deki Roma’ya bağlı kilisenin Nestûrîliğe dönmesi ve Koçanis’e taşınması ile beraber Roma Katolik Kilisesi’ne bağlı Yuhanna Sulaka çizgisi sona ermiştir. Bunun üzerine Roma Katolik Kilisesi tarafından Diyarbakır’da yeni bir Keldanî Patrikliği oluşturularak I. Yusuf (1681-1696) buraya patrik olarak atanmıştır. Böylece Nestûrî Kilisesi üç patrikliğe bölünmüştür: Eliyalar: Musul /Elkoş Rabban Hürmüzd Manastırı’nı merkez edinmiş ve Eliya unvanını kullanmışlardır. Abuna ailesine mensup olup veraset sistemini devam ettirmişlerdir. Nestûrî geleneğine bağlı olmakla beraber her fırsatta Roma ile birleşmeye çalışmıştır. Yusufiler: Yusuf Sulaka tarafından kurulan ve Roma Kilisesi’ne bağlı olan çizginin Urmiye/Husrova’da sona ermesiyle Diyarbakır’da yeniden ihdas edilmiştir. Roma ile birleşmiş ve patrikleri Yusuf unvanını kullanmışlardır. Şem’uniler: Musul/Elkoş’taki Abuna ailesi mensupları tarafından Hakkâri/Koçanis’te kurulmuştur.

KOÇANIS NASTURİLERİNİN MİSYONER ÇATIŞMALARI ARASINDA SIKIŞMALARI -2
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

H24 Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!