tr usd
USD
0.06%
Amerikan Doları
48,46 TRY
tr euro
EURO
-0.02%
Euro
56,33 TRY
tr chf
CHF
-0.17%
İsviçre Frangı
59,75 TRY
tr jpy
JPY
0%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
-0.7%
Rus Rublesi
0,56 TRY
tr cny
CNY
0.05%
Çin Yuanı
7,22 TRY
tr gbp
GBP
0%
İngiliz Sterlini
65,62 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
-0.08%
Euro Amerikan Doları
1,16 TRY
bist-100
BIST
-0.27%
Bist 100
14.112,89 TRY
gau
GR. ALTIN
0.01%
Gram Altın
6.860,79 TRY
tr btc
BTC
0.03%
Bitcoin
3.737.897,00 TRY
tr eth
ETH
0.03%
Ethereum
122.083,00 TRY
tr bch
BCH
-0.71%
Bitcoin Cash
10.915,13 TRY
tr xrp
XRP
0.73%
Ripple
65,97 TRY
tr ltc
LTC
0.93%
Litecoin
2.590,52 TRY
tr bnb
BNB
0.17%
Binance Coin
35.156,00 TRY
tr sol
SOL
-0.48%
Solana
4.918,87 TRY
tr avax
AVAX
-0.48%
Avalanche
357,75 TRY

COP31: Türkiye’nin en pahalı vitrini mi, dönüşüm fırsatı mı?

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir süredir manşetlerde dolanan bir haber var: Türkiye, Birleşmiş Milletler’ in büyük iklim buluşması COP31’e ev sahipliği yapacak. Bu kulağa kuru bir diplomatik başlık gibi gelebilir; ama biraz yakından bakınca aslında mesele, 1 milyar dolarlık bir vitrin kurup dünyanın tüm iklim karar vericilerini bu vitrinin içine davet etmek. Hava sıcak mı, ekonomi soğuk mu, politik rüzgâr sert mi… Hepsi burada konuşulacak.

Asıl soru şu: Bu dev organizasyon bize ne kazandırır, ne götürür?

COP dediğimiz şey, öyle üç harfli bir kısaltma olmaktan fazlası. Açılımı uzun: Taraflar Konferansı. İlk kez 1995’te Berlin’de toplandı. O zamanlar daha küçük, daha sade, daha bilimsel bir platformdu. Ama dünya ısındıkça, ormanlar tükendikçe, seller ve kuraklıklar arttıkça COP’ un önemi büyüdü. Özellikle 2015’teki Paris Konferansı’nda imzalanan Paris İklim Anlaşması var ya… İşte o gün COP, devlet başkanlarının, şirket patronlarının, bilim insanlarının ve aktivistlerin aynı koridorda yürüdüğü bir küresel podyuma dönüştü.

COP31 işte bu dev sirkin 31. perdesi. Antalya’da yapılması, liderler zirvesinin İstanbul’da toplanması bekleniyor. Yani sahne Türkiye’de, yönetmenlik ise yarı yarıya: ev sahibi biziz ama müzakere sürecini yönetecek olan Avustralya. Kurgu bize, metin yazımı onlara gibi düşünün. Türkiye mekânı hazırlayacak, kapıları açacak, açılış konuşmasını yapacak; sonra top Avustralya’da olacak. Onlar gündemi belirleyecek, karar taslaklarını yönetecek, özellikle Pasifik bölgesinin iklim sorunlarını masaya koyacak.

Bu işbirliği biraz da mecburiyetten doğdu. Türkiye’nin iklim politikaları uzun zamandır eleştiri alıyor; karbon emisyonlarımız düşmek yerine yükseliyor. Avustralya ise fosil yakıt ihracatçısı olmasına rağmen son yıllarda emisyon azaltımında adım atan bir ülke. İtirazlar büyüyünce, çözüm “ortak ev sahipliği” oldu. Bir nevi düğünde salon bizden, orkestranın repertuarı onlardan.

Gelelim en çok konuşulan konuya: Para.

Kesin bir bütçe yok ama dünya COP örneklerine bakıldığında toplam maliyetin 1 milyar dolara yaklaşması sürpriz olmaz. Protokol, güvenlik, tanıtım, konaklama, altyapı hazırlığı… Hepsi bir araya geliyor ve devasa bir fatura çıkıyor. Kimi ülkelerde bu rakam 1,3 milyar doları bile buldu. Antalya–İstanbul hattı için bu ölçekten çok uzaklaşılması beklenmiyor.

Peki, bu para sadece masraf mı? Yoksa yatırım mı?

Bugüne kadar birçok COP ev sahibi ülke, bu platformu kendine fırsata çevirmeyi başardı.

Mısır ev sahipliği yaptığında milyarlarca dolarlık yeşil hidrojen ve enerji projeleri için fon akışı sağladı. Birleşik Arap Emirlikleri, COP28’le petrol deviyken aynı zamanda yenilenebilir enerjinin küresel aktörü olma imajını güçlendirdi. Azerbaycan ise Bakü’deki COP29 sonrası “yeşil enerji koridoru” için büyük anlaşmalar imzaladı.

Yani bu sahnenin ışığı doğru kullanılırsa, göz kamaştırabiliyor.

Biz ne yapacağız?

Çevre örgütleri “bu büyük bir fırsat” diyor. Ama yanına kocaman bir ama koyarak… Çünkü iklim politikalarında hâlâ ciddi çelişkiler var. Bir yandan temiz enerji konuşuluyor, diğer yandan kömürlü termik santraller genişletiliyor. Fosilden çıkış için net bir takvim yok. İklim konusu ülkenin ana gündemi olamıyor.

Bir anlamda COP31, kendimize aynada bakma şansı.

Sadece misafir ağırlamakla sınırlı kalırsak vitrinde şık görünüp vitrin camının ardında aynı tempoyla karbon salmaya devam eden bir ülke oluruz. Ama iklimi gerçekten merkeze alır, somut adımlar atar, kömürden adil çıkışı planlar, yenilenebilir yatırımları hızlandırır ve sivil toplumun sürece gerçek katılımını sağlarsak bu zirve, Türkiye için tarihi bir kırılma noktası bile olabilir.

Zirveyi organize etmek bir ayrıcalık… Ama asıl mesele o sahnede hangi rolü oynayacağımız.

COP31, hem dünyaya gösterilen bir vitrin hem de kendi kendimize tutulan bir projektör. Ya ışığın altında parlayacağız, ya da gözümüz kamaşıp gölgede kalacağız.

Dileğimiz şu: Türkiye bu kez sadece ev sahibi değil, oyunun kurucularından biri olsun. Çünkü iklim krizi artık uzağımızda değil. Bahçemizde, şehrimizde, cebimizde.

Ve o 1 milyar dolarlık vitrin, ancak içinde gerçek dönüşüm sergilenirse anlam kazanacak.

COP31: Türkiye’nin en pahalı vitrini mi, dönüşüm fırsatı mı?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

H24 Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.