Dt. Servet Zulfikar’ın
10. 8 .2016’da Hakkı UZAR Hakkında kaleme aldığı makalesi manidardır
Daha dün gibiydi. Ne çabuk geçmiş yıllar. Bugün onun katledilişinin tam 48. yılı. 25 yaşındaydı. 5 yaş büyüktü benden. Uzun yıllara dayalı ağabey kardeşlik hukukumuz vardı. İstanbul’da yıllarca Bitlis Öğrenci Yurdu’nu yönetti. Sürekli konuştuğum, çok sevdiğim, müthiş bir adamdı. Sevdiği için canını verecek insanüstü, üstün fıtri vasıflara sahipti. Ona tek olarak ya da iki üç kişi hiçbir şey yapamazdı. Ancak tuzakla işi hâlledebilirlerdi. Ne yazık ki onu yaptılar. Alçak bir pusu sonucu çalıştığı Esenler Belediyesi’nin önünde taradı namussuzlar. İstanbul’daki Bitlislilerin, ailesi gibi yüreğine ateş düştü. Aylarca kendimize gelemedik. 10 Ağustos 1977’de oldu bu elim olay. Onu en son gördüğüm tarih 8 Ağustos idi. Tam 20 yaşımdaydım o günlerde.
Bitlis Yurdu’na yakın olan mağazamıza hep gelir, babamla, benimle sohbet eder, kırtleme çayımızı da içip giderdi. O gün sırf Taksim Belediye Gazinosu’nda tertiplenmiş olan 8 Ağustos 1977 Bitlis Gecesi’ne beni davet etmek için babamdan izin almaya gelmişti. Niye mi? Kimse geceleri bir yere gitmeyi bırakın, sokağa bile çıkamıyordu. Her tarafta pusu vardı. Babam onu kırmadan, o gece için bana izin veremeyeceğini ifade edince üzülerek ayrılmıştı yanımızdan.
Hakkı Uzar, dünyada gördüğüm en iyi, en hoş tabiatlı, en yakışıklı insanlardan biriydi. Bitlis gençlerinin lideri ve yaşayan efsanesiydi. Konuşurken ağzından bal damlardı. Asla kötü söz etmez ve hayata hep iyimser bakardı. Ancak alçaklıklar karşısında tek kalsa da direnirdi hep. Silahların üzerine üzerine gittiğini, tek başına Adanalıların maalesef adını taşıyan ve etrafa melanet saçan Şehremini’ndeki yurda silahsız giderek onları tek başına püskürttüğünü, susturduğunu, aylarca ses sedalarının kesildiğini bilirdik. Böyle bir korkusuz adamdı. İndirecekleri hedefe bilerek koydular onu faşist odaklar. Yazacak, anlatacak çok şey var. Ama satırlar yetmeyecek.
Muhteşem Zülfikar ağabeyimin Bitlis Ortaokulu’ndan sınıf arkadaşıydı. Gördüğü her yerde sevgiyle ona sarılışı, mimik ve jestlerle konuşmaları, şakalaşmaları gözümün önünden bir an olsun gitmiyor. Çok farklı, çok sevecen bir kişilikti.
Hormuz köy kökenli bu abide insanın cenazesi de aynen kendisi gibi muhteşem oldu. Zira Topkapı otobüs terminaline Bitlis’e cenazesini göndermek üzere tabutla ulaşan cenaze konvoyunun en arka ucu ta Şişhane’deydi. Bilmeyenler için söyleyelim. Bu mesafe aşağı yukarı bir 15 kilometrelik insan seliydi. Eni ise 2 cadde boyu olup matematiksel olarak hesaplarsak tam 1.5 milyon kişi cenazedeydi. Cenazenin memleketimize uğurlanmasının son anlarında merhum ağabeyi Abdülbaki Uzar’ın gözyaşını sildikten sonra iki elini havaya kaldırarak yüksek tondan ettiği o tarihi cümleler hepimizin beynine, belleğine kazındı ve yıllarca da silinmedi:

-Onu öldürerek bizi susturacağınızı sanıyorsunuz, değil mi?
-En kısa zamanda yeni Hakkıları bulup göndereceğiz size.
Bu sözlerle coşan kitle sloganlarla karşılık verirken, üniversitelerde okuyan biz gençler de gözyaşlarımızı artık tutamıyorduk.
Ailesine, sevenlerine, bu acıyı o gün gibi yaşayan insanlara bu vesileyle yeniden sabır diliyorum. Ruhu şad olsun…








