Xwedê’nın dininde “Demokratik İslam” veya “Ceberut İslam” diye dini bir kavram ya da yorum yoktur. Allahın indirdiği ve peygamberlerinin pratize etmeye çalıştıkları “Demokratik İslam” diye bir dinleri yoktur. Tıpkı “Faşist, Ceberut, Diktatör İslam tiranlığı” diye bir dinleri olmadığı gibi.
Eğer siz Demokratik İslam kavramını normalize ederseniz Faşist, Ceberut, Kapitalist, Ahlaksız, Vicdansız, Diktatöriyel, kafa kesen, tecavüzcü işid ve el kaide türü, ilkel İslam yorumları ve kavramlarına da meşruiyet kazandırmış olursunuz. Bu da sizi firavunlardan da daha beter bir konuma getirir. Çünkü İslam’da olmayan bütün pislikleri İslam’a mal etmek bir kötülüğe kapı aralamış oluyorsunuz.
Demokratik İslam kavramından kaçınmaya çalışmak İslam’da meşverete, danışmaya, dayanışmaya dayalı, günümüz diliyle modern, demokratik teamüllerin nüvelerinin hiç olmadığı anlamına gelmez. İslam’da bu teamuller vardır diye, biz bunun adını ille de “Demokratik İslam” koyamayız.
Bu tanımlamayı kim yaparsa yapsın sadece kendi indi, kişisel yorum ve algısından öteye geçmez. Tıpkı işid, el kaide türü ilkel algıların kendi indi ve özel yorumları olduğu gibi, bunu toplumsal karşılığı olan, genel geçer kabulü olan bir kavramlaştırmaya dönüştüremeyiz. Çünkü İslam’ın ana kaynağında böyle bir tanımlama yoktur.
Zira Allahın ön gördüğü ve peygamberlerin pratize etmeye çalıştıkları İslam, bütün bu algılardan ve eksikliklerden kat be kat uzak bir muhtevaya sahiptir. İslam’ı, ancak kendi muhtevası ve pratiği içinde yer alan kavramlarla yorumlayıp pratize edebilirsiniz.
O halde İslam nedir?
Toplumsal boyutu itibariyle, Kurandan, yani Allahın sözleri olan ayetlerden yola çıkarak genel bazı kabulleri, birkaç madde şeklinde şu şekil bir genelleme ile ortaya koyabiliriz:
-İslam, selam kökünden gelir. Esenlik, barış ve kurtuluş anlamlarına gelir.
-İnsanın can, onur, namus, mal, zürriyet, fikir, düşünce, inanç ve diğer bütün haklarının korunmasını ve bunlara saygı duymayı esas alır.
-Hakkı ve Adaleti üstün kılar. Şahitlik eder. Adaleti ayakta tutar.
-Adı sanı, sıfatı ne olursa olsun hiç bir zulüm, zalim ve diktatörlüğü onaylamaz.
-Hiç bir gasp, hak gaspı ve talana, çapulculuğa onay vermez.
- Hiç bir Kadın ve çocuk istismarına için vermez.
-Kölelik ve cariyeliği kabul etmez.
-Yalanı, iftirayı, dedikoduyu, kişinin onur ve haklarını çiğnemeyi asla onaylamaz.
-Kararlarını sulh içinde, istişare ile alır.
-Emeğe, alın terine saygı duyar.
-Çalışanın hak ve emeğini alın teri kurumadan, tam olarak ödemeyi emr eder.
-Stokçuluğu, aşırı kar, aşırı kazanç ve faizi haram kılar.
-Malların tekele ve tiranlığa dönüşmemesi için serbest ticareti helal kılar.
-Her konuda barışı ve ıslahı esas alır.
-Global ve yerel hiç bir emperyalizmi ve sosyo kültürel asimilasyonu onaylamaz.
-İslam Arab,Fars, Kürt, Türk,…Ve diğer bütün milletleri her açıdan birbirlerine eşit ve birbirlerinin meşru olan her şeylerine saygı göstermeye çağırır.
-Var olan her dili, Milleti-milliyeti, kültür ve her türlü meşru hakkı korumayı Allah’ın varlığının işareti olarak kabul eder.
-Hiç bir milleti, başka bir milletin bekasının lehine ve kendi doğal varlığı ve milli yapısının aleyhine etkisiz, önemsiz bir olgu olarak kabul etmez.
-Her milleti bütün meşru değerleri ile kabul eder. Her türlü ırkçılığı ret eder.
-İslamın hiç bir peygamberi başka bir milletin lehine ve kendi milleti aleyhine fiziki ve sosyo kültürel Juderantlık yapmaya ve milletini bir başka millete köle olmaya sürüklemek gibi, bir çaba içine girmeye onay vermez. Bunu her açıdan bir rezalet ve sefalet olarak görür.
-Hiçbir islam peygamberi, düşmanlarının oyununa gelip, kendi kavim ve milletinin evinin içinde hendek açtırıp, mahremini savaş alanına çevirtmez. Milletinin varını, yoğunu istismara maruz bırakmaz.
-Bütün açık ve gizli diktatörleri kendi yaptıkları gayri meşru, kan, sefalet ve zülüm yüklü pratikleri, meşru olmayan halleri ile yüzleşmeye çağırır. Onları her şeyden önce insan olmaya, herkesi insan görmeye, yalan söylememeye ve bu bozuk hallerini terk etmeye çağırır.
-İslam’ın hiç bir yalancı peygambere ve İslami olmayan hiç bir kavramlaştırmaya ihtiyacı yoktur. Böyle bir niyet ve çabaları olanları her şeyden önce kendi çürük, acınası halleri ile yüzleşmeye çağırır. Zira çürük bir elmanın, bir kamyon temiz, faydalı elmayı çürütebileceği gerçeğini çok iyi görür. Ona göre önlem ve tedbir almaya çalışır.
26.06.2026




