14 Haziran’da İstanbul Sarıyer’de oynanan futbol maçında Bitlis Spor 1916, Çarşambaspor’u mağlup ederek adını 3. Lig’e yazdırdı. Sahada yaşanan mücadele sadece bir futbol karşılaşması değildi; aynı zamanda yıllardır profesyonel lig özlemi çeken bir şehrin yeniden ayağa kalkışının, bir toplumun ortak heyecanının ve aidiyet duygusunun güçlü bir tezahürüydü.
Bitlis Sporu’nun mazisinde önemli bir şahsiyet Mehmet Sucuk, Bitlis Spor Kulübü’nde başkanlık yapmış ve kulübe maddi-manevi büyük katkılar sağlamış önemli bir isimdir. Elindekini, cebindekini tabiri caizse kulüp için harcamış; futbolcuların hem spor yapmasına hem de Köy Hizmetleri’nde iş sahibi olarak geçimlerini sağlamalarına vesile olmuştur. Ayrıca futbolcular için özel bir lokanta ayırarak yeme, içme ve barınma gibi tüm ihtiyaçlarıyla yakından ilgilenmiştir.
Bitlis’te maddi durumu iyi olmayan birçok insanın da yanında olmuş, yardımseverliğiyle tanınmıştır. 1991/1992 ve 1992/1993 sezonlarında 3. Lig’de iki yıl üst üste kulüp başkanlığı yapmıştır. O dönemin parasıyla yaklaşık 5 milyar lirayı cebinden harcamış, buna rağmen kulüpten bir kuruş dahi almamıştır.
1993 yılında kulübü, o zamanki Köy Hizmetleri’ne (bugünkü İl Özel İdaresi) devretmiştir. Bu süreçte farklı illerden ve çoğunluğu Bitlisli olan futbolcular ile teknik ekipten toplam 25 kişi, devlet bünyesinde memur ve işçi statüsünde işe yerleştirilmiştir. Günümüzde bu kişilerin çoğu emekli olmuş ve çeşitli kamu kurumlarında görev yapmıştır.
Bitlis’te bugün sevinen yalnızca futbolseverler değil. Şehrin sokaklarında, kahvehanelerinde, üniversite sıralarında, köylerinde ve dünyanın dört bir yanında yaşayan Bitlislilerin gönüllerinde aynı sevinç yankılanıyor. Çünkü spor, sadece skorlarla ölçülen bir faaliyet değil; şehirlerin hafızasını, özgüvenini ve geleceğe dair umutlarını şekillendiren önemli bir toplumsal güçtür.
Bu Manada Bitlisli Kayakçılar ve Kayak Hocaları, Bitlsin Tek Milli Sporcusu Serdar DURER birer başarının efsaneleridirler. Kendi yetenek ve başarıları ile Bitlisin Şanlı bayrağını gururla tanıttılar.
Bu başarıda emeği bulunan başta kulüp yönetimi, teknik heyet, futbolcular ve her şartta takımının yanında duran büyük Bitlis Spor 1916 taraftarı takdiri fazlasıyla hak etmektedir. Zira büyük başarılar, yalnızca sahadaki performansla değil; inanç, sabır ve ortak ideal etrafında kenetlenmiş insanların fedakârlıklarıyla inşa edilir.
Bitlis’in spor geçmişine baktığımızda bu başarının tesadüf olmadığı daha net anlaşılmaktadır. Bu kadim şehir, geçmişte kayak sporunda Türkiye’nin en önemli merkezlerinden biri olmuş, milli takım kadrolarının omurgasını oluşturan sporcular yetiştirmiştir. Voleyboldan, Atletizme, Güreşten, Boksa ve farklı branşlara kadar birçok alanda ulusal ve uluslararası başarılara imza atan gençlerimiz, Bitlis’in sahip olduğu insan kaynağının ve potansiyelinin en somut göstergesidir.
Çori Nayif, Serdar DURER, Besim AKSOY ve Cezmi Hamamcıoğlu, Mehmet SUCUK gibi tarihe geçmiş Bitlis’li değerli spor adamları altın harflerle adlarını yazdılar.
Ancak bugün elde edilen başarı, aynı zamanda önemli bir sorumluluğu da beraberinde getirmektedir. Futbolda sürdürülebilir başarı yalnızca bir üst lige çıkmakla sağlanamaz. Asıl mesele, bu başarının kurumsal bir yapıya dönüştürülmesi ve gelecek nesillere aktarılabilmesidir.

Bu noktada Bitlis Spor 1916’nın önünde tarihi bir eşik bulunmaktadır. Kulübün profesyonel liglerde kalıcı olabilmesi için modern spor altyapısına sahip olması artık bir tercih değil, zorunluluktur. İçerisinde açık ve kapalı antrenman sahalarının bulunduğu, fitness ve kondisyon merkezleriyle desteklenen, sporcu konaklama alanları, sağlık ve fizyoterapi birimleri, analiz ve performans laboratuvarları, teknik heyet çalışma alanları ve modern yönetim birimlerinden oluşan tam donanımlı bir spor kompleksinin Bitlis’e kazandırılması gerekmektedir.
Bugün Türkiye’de ve dünyada başarılı spor kulüplerinin ortak özelliği, güçlü altyapı sistemleri ve modern tesisleşme hamleleridir. Spor artık yalnızca yetenekle değil; bilimsel yöntemlerle, planlamayla ve kurumsal kapasiteyle yönetilmektedir. Eğer Bitlis Spor 1916’nın başarısını kalıcı hale getirmek istiyorsak, günü kurtaran çözümler yerine geleceği inşa eden yatırımlara yönelmek zorundayız.
Bu mesele yalnızca bir futbol kulübünün meselesi değildir. Bu mesele, Bitlis gençliğinin geleceği, sosyal kalkınması ve şehrimizin marka değerinin yükselmesi meselesidir. Spor tesislerine yapılan her yatırım, aynı zamanda gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak tutulmasına, sosyal uyumun güçlenmesine ve yeni başarı hikayelerinin ortaya çıkmasına yapılan yatırımdır.
Bitlis Spor 1916’nın 3. Lig’e yükselmesi, bir sonucun değil; yeni bir başlangıcın habercisidir. Şimdi yapılması gereken, bu başarıyı alkışlamakla yetinmeyip kurumsal ve sürdürülebilir adımlarla desteklemektir. Aksi halde bugün yaşadığımız sevinç kısa vadeli bir hatıraya dönüşebilir. Doğru planlama ve güçlü bir vizyonla hareket edildiğinde ise Bitlis Spor 1916, yalnızca bir futbol kulübü değil, bölgesel kalkınmanın ve gençlik politikalarının örnek bir modeli haline gelebilir.
Bugün kutlama günüdür. Yarın ise gelecek nesiller adına sorumluluk alma günüdür.





