Bugün sosyal medyada birkaç video izleyerek, yapay zekâdan tarif alarak kendini “usta” ilan edenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Oysa gastronomi; emek, disiplin, yılların birikimi ve usta-çırak geleneğiyle öğrenilen bir meslektir.
Durun ve kendinize sorun:
“Senin ustan kim? İşi sana kim öğretti?”
Bu ülkenin mutfağına ömrünü vermiş duayen ustaları, akademisyenleri ve gerçek meslek erbapları varken; kaynağı belli olmayan tariflerle, sahte hesaplarla ve yapay zekâdan alınan eksik bilgilerle gastronomi kültürü oluşturulamaz.
Yıllardır dünyanın birçok ülkesinde gastronomi araştırmaları yaptım. Gördüğüm en önemli gerçek şudur: Gelişmiş gastronomi ülkelerinde yemekler kayıt altına alınır, reçeteleri standartlaştırılır ve kültürel miras olarak korunur. Standart reçeteler, profesyonel mutfakların temelidir.
Bu nedenle yıllardır dile getirdiğim çağrıyı bir kez daha yineliyorum:
Türkiye Bilgi Reçete Bankası kurulmalıdır.
Bu sistemde;
- Her yemeğin standart reçetesi oluşturulmalı,
- Her yemeğin kimliği ve hikâyesi kayıt altına alınmalı,
- Coğrafi ve kültürel bilgileri belgelenmeli,
- Usta bilgisi ve kaynakları arşivlenmelidir.
Böylece mesleği gerçekten öğrenenlerle, sadece sosyal medyadan veya yapay zekâdan gördüğü tarifleri paylaşanlar arasındaki fark net şekilde ortaya çıkacaktır.
Gastronomi sadece yemek yapmak değildir; kültürü, tarihi, bilimi ve emeği geleceğe taşımaktır.



