*Kış Geldiyse Balık Yenir, Nokta
Sağlığın Pazarlığı Olmaz.**
Kış geldi mi tezgâh parlar. Hamsi parlar, palamut parlar, lüfer parlar. Deniz bize “Ben buradayım” der. Ama biz ne yapıyoruz? Ya balığı kızartıp öldürüyoruz ya da “kokuyor” diye sofraya sokmuyoruz. Sonra da doktora gidip ilaç arıyoruz. Kusura bakmayın ama bu akıl işi değil.
Balık, insanın tabiatına en uygun proteinlerden biridir. Hafif sindirilir, vücudu yormaz, damarları yormaz, mideyi yormaz. En önemlisi: Omega-3 deposudur.
Omega-3 ne yapar?
• Kalbi korur.
• Damarı temizler.
• Beyni açar, hafızayı güçlendirir.
• Eklem ağrılarını azaltır.
• Bağışıklığı ayağa kaldırır.
• Depresyonu bile hafifletir.
Yani balık sadece karın doyurmaz, adamı toparlar.
Ama işin püf noktası var. Balığı doğru yemezsen faydasını değil zararını görürsün.
Balık Nasıl Yenmeli?
Önce şunu net söyleyelim:
Balık kızartılmaz.
Kızartma balığı öldürür. Omega-3 uçar gider, geriye yağ ve yük kalır. Sonra “balık ağır geldi” dersin. Ağır gelen balık değil, senin yanlışın.
Doğru yöntem:
• Izgara
• Fırın
• Buğulama
Yanına ne koyacaksın?
• Bol yeşillik: Roka, marul, limon. Damar açar, balığın etkisini artırır.
• Zeytinyağı: Doğal yağ, balığın dostu.
• Bir dilim tam buğday ekmeği: Abartmadan.
• Su. Kola değil, gazoz değil.
Halk arasında çok konuşulur:
“Balığın üstüne yoğurt yenmez.”
Bu tamamen doğru değil. Taze balıkla yoğurt zehirlemez. Ama mide hassassa, birlikte tüketmek şişkinlik yapabilir. Benim tavsiyem: Ayranı değil limonu seç. Denizle toprağı karıştırma.
Hangi Balık Ne Zaman?
Kışın en kıymetlileri:
• Hamsi
• Palamut
• İstavrit
• Lüfer
• Mezgit
Mevsiminde balık hem ucuzdur hem şifadır. Mevsimsiz balık, vitrindir; ruhu yoktur.
Son Söz
İnsan sağlığı market rafında değil, denizde başlar.
Balığı küçümseyen, kendini küçümser.
İlaçla yaşayacağına, sofrayla yaşa.
Doğru pişir, doğru ye, doğru yaşa.
Kışın balık yemeyen adam, yazın doktora para bırakır.
Bu kadar net.




