Sevgili dostlar sizlere Kudüs’ün tarihini, geçmişini yazmayacağım. Hepimiz Kudüs’ün
tarihi durumu hakkında az çok birşeyler biliyoruz. Ve bu bildiklerimizin hesabının
sorulacağı günlere doğru gidiyoruz. Dünya hayatı fani ve her geçen gün ölüme biraz daha
yaklaşıyoruz. İşte o hesap gününden korkarak silkelenmemiz gerekiyor.
Filisitin topraklarında 3. İntifa’da dönemini yaşanıyor şimdi. O garip, yetim, mazlum
Filistin halkı, Kudüs davasının bedelini ödemeye devam ediyor. Canlarıyla mallarıyla, kendi
izzet ve şerefleri ile birlikte Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı korumak için mücadele ediyorlar.
Onlar Kudüs ve Filistin davasına sadakatlarını kanıtlıyorlar her defasında.
Ya bizler? Kudüs’ü korumakla görevli bizler ne yapıyoruz? İki cihan serveri
Peygamberimizin (as) miraç yurdu, Kuran tarafından cevresi mübarek kılınan yer olan o
mübarek Kudüs-ü şerifi Filistinliler vakarlı bir şekilde 7’den 70’e korumaya çalışırken,
bizler Kudüs davası için niye yeni çözümler üretemiyoruz.
1 milyar 700 milyon Müslüman nufüsa sahip İslam alemi ve İslam dinine mensup olmasa
da, erdemli duruşu tercih etmiş insanlar da Filistin davasında Filistinlilerin yaynındalar.
Ama bu birlikteliği bir güce dönüştüremiyoruz, dönüştüremediğimiz içinde çözüm
üretemiyoruz.
Bugün Filistin’de 3. İntifada ile başlayan yeni bir döneme girdik. Siyonist İsrail, sabırlı ve iki
ileri bir geri yaparak yavaş yavaş hedefine doğru gitmektedir. İşgalci İsrail hedefinden,
sözünden hiç dönmedi… Biz Müslümanlar ve erdemli insanlar canımızla, kanımızla,
benliğimize ve beynimize kazıyarak Kudus-ü şerifin elden gitmemesi için çabalamalıyız.
Unutmamalıyız ki Kudüs’ten sonra Kabe’de hedef noktasına gelecek. Ve o günler geldiğinde
bizler yine “elimizden ne gelir” mi diyeceğiz?
Allah’ın izniyle onların bir hesabı varsa, izzetli ve şerefli ümmetin direniş erlerinin de bir
hesabı vardır. Tarihte hep böyle olmuştur. Bizler direnişimizle bütün enerjimizi bir araya
toplayıp ihtilaflardan, mezhepçilikten, enaniyet’den arınarak, siyonist ve onun hamisi
büyük şeytan Amerika’ya ve onun Ortadoğu’da ki işbirlikçisi Suudi rejimine dur demeliyiz.
2006 Hizbullah, İsrail savaşında, 2008 İsrail Gazze Furkan savaşında bu alçak habis rezil
Amerika uşağı Suudi Rejimi istiyordu ki, Hizbullah ve Hamas yenilsin. Ama Rabbim her iki
savaştada Siyonistlere yenilginin acısını tarttırdı.
Unutmadık!
2008 yılında Gazze’ de hastahaneler dahil olmak üzere her yere, bomba yağarken, Gazze’ye
bakan tepelere çıkan İsrail halkı, sevinç çığlıkları atıyordu.
Unutmadık!
Elhamdülillah gerçekten davasına inanmış Lübnan ve Gazze Müslümanlarının direnişine
karşı habis İsrail rejimi yenilgilerini tatmıştı.
Unutmadık!
Bizler Selahaddin Eyyubi’nin gamının ve kederinin onu mübarek bir fetih’e götürdüğünü
unutmadık!
Bu da gösteriyor ki bizler hakikaten bir olursak, niceliği değil niteliği öncelersek zafer
inanaların olacaktır.
Türkiye’nin her tarafında 2 hafta meydanlarda yoğun bir şekilde gösteriler oldu, ne acıdır
ki o gösteriler bile bazı dernek’lerin, cemaatl’erin kendilerine pay biçtiği toplantılara
dönüştü. Gruplar “şu kadar bizden gelen vardı” diyerek bozuk niyetleriyle bereketi
kaçırdılar.
Dünya’nın her yerinde milyonlarca insanlar sokaklara döküldü. Bizim için aslolan, 5000
değil 500 değil 50 değil gerekirse nitelikli 5 kişiyle yola çıkmaktır. Samimi, sadece davası
için İslam’ın bekası, ümmetin kurtuluşu ve özgür Kudüs’ü hedefleyecek, kişisel hesapları,
III
Tûr Dağını yaşa
Ki bilesin nerde Kudüs
Ben Kudüs’ü kol saatı gibi taşıyorum
*
Ayarlanmadan Kudüs’e
Boşuna vakit geçirirsin
Buz tutar
Gözün görmez olur
*
Gel
Anne ol
Çünkü anne
Bir çocuktan bir Kudüs yapar
*
Adam baba olunca
İçinde bir Kudüs canlanır
*
Yürü kardeşim
Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin

